Müslüm Yücel
Walter Benjamin, tarihin düz bir ilerleme çizgisi olmadığını, aksine “enkaz yığınları arasında esen bir fırtına” olduğunu söylerken, 90’lı yıllarda bizim bakışımızı da değiştiriyordu. Bu metin, o fırtınanın içinden yazılmıştır.
Kürt sineması da böyle bir fırtınanın içindedir: İlerlemeyen, tamamlanmayan, sürekli kırılan bir zamanın içinde. Burada sinema, tarihin devamı değildir. Tarihin kırıldığı yerin görüntüsüdür.
Bu nedenle sözlerim bir sistem kuramaz; bir yıkıntı içinde ancak düşünme biçimi önerir.
Kürt sineması bir “konu” değildir.
Bir halkın acılarının temsil edilme alanı da değildir.
Kürt sineması, parçalanmış bir dünyanın içinde düşünme biçimidir.
Bu yüzden başlangıç noktası hikâye değil, durumdur: Yerinden edilmiş zamanın içinde yaşamak.
Bugünün Kürt gerçekliği tek bir merkezden okunamaz. Coğrafyamız bölünmüştür, dil parçalıdır, hafıza süreklilikten yoksundur.






