Fehim Taştekin
Ayetullah Ali Hamaney’in dün başlayan cenaze töreni bir veda ve yastan çok fazlasını barındırıyor. Hamaney, Ayetullah Humeyni’nin izinde, 1979 devriminin ‘Ne Doğu Ne Batı’ düsturuyla, İran’ın teopolitik, jeopolitik ve jeostratejik omurgasını oturtan bir mirasla gitti. Güç yapılanması, füze ve SİHA sistemleri, nükleer program, Direniş Ekseni ve asimetrik kapasite gibi pek çok unsur bu omurganın parçalarını oluşturuyor.
ABD ile hesaplaşmanın tam ortasında öldürüldü. İran halkına sunulamayan sığınağa girmeyi reddederek aile fertleriyle birlikte ölmesi, savaş karşısında askeri ve toplumsal seferberliğin yakıtına dönüştü. Kayıplar, Kerbela’dan beri Şii anlatısının gücüyle varoluşsal savaşta birliği ve kenetlenmeyi sağladı.
Törenlerin düzenlenme biçimi saldırgan taraflara karşı meydan okumanın tüm kodlarını taşıyor. Ülke, ABD ile müzakerelerin tam ortasında olmasına karşın törenlerde taşınan kırmızı bayraklar ‘intikam’ mesajı veriyor. Bu da Kerbela ile metaforik bir ilişkiyi temsil ediyor. Cenazenin resmi sloganı “Allah için kıyam”, resmi simgesi ise Hamaney’in yüzüğünü taşıyan ‘sıkılı yumruk’. ‘Kahrolsun Amerika’ ve ‘Kahrolsun İsrail’ sloganları 47 yıldır tek bir gün bile değişmedi.






