Hakkı Özdal
İmran Deniz Göktaş… Bu isim bir politik bildiri gibi şu sıralar. Deniz Göktaş, komedi gösterisi Ölü Deniz ile yarattığı çarpıcı etkinin ardından tutuklandı. Onun hicvinin gücü karşısında, ellerindeki çarpık ve ölçüsüz ‘hukuk’ silahlarını bile eğip bükerek bir tür politik şiddet uygulamak zorunda kalanlar, gayrimeşruluklarının öyle farkındalar ki, bir tür onomastik (adbilim) komplo faaliyeti yürütüyor, derme çatma istihbarat fişlerini eşeliyorlar. Bir derin kara kuyudur; rezil rüsva olmaktan bir kez sıkılmayan, artık hep o kuyunun dibine doğru kulaçlayarak götürür kendi beyhude varlığını. O eşik çoktan geçildi. Şimdi hicvinden korktukları gençlerin ailelerine hakir fişleme dosyalarıyla kara çalmaya girişiyorlar; vaktiyle kendi fişlerinin de olduğu dosyaların içinden. Deniz’in adlarına, babasına, Çorum’da katliam saldırısına uğrayan Alevilerin canını kurtarma gayretine saldırıyorlar…
Doğrudur. Deniz’in ilk adı bir komünist işçinin adıdır: İmran Aydın… Evet bu işçi örgütlüdür. Ve 1991 yılının 2 Mart günü Ankara’da gözaltına alınmış, o gece yarısı işkencede öldürülmüş, cellatları “Yer göstermeye götürdüğümüzde kaçarken düştü öldü” diye bir palavra uydurmuştur.






