BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Cezaevinden mahkemeye

İran: Kadınların cehennemi

Cezaevinden mahkemeye

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Jinha Kadın Haber Ajansı, İran’da sadece birkaç günde kadınlara dönük baskı ve şiddetin son derece tehlikeli bir noktaya evrildiğini gösteriyor: İdam cezaları, başörtüsü  bahanesi ile tutuklamalar, sosyal medya cezaları ve cezaevlerindeki keyfi uygulamalar  her geçen gün ağırlaşıyor. 

HABER MERKEZİ- İran’da kadın siyasi tutuklular ve hak savunucularına yönelik baskılar, son haftalarda peş peşe gelen yargı kararları ve cezaevi uygulamalarıyla yeniden gündemde.

Farklı kentlerde yaşanan gelişmeler, insan hakları örgütlerine göre birbirinden bağımsız dosyalar değil; idam cezalarından ifade özgürlüğünün cezalandırılmasına, hasta mahpusların tedavisinin engellenmesinden ailelerin hedef alınmasına kadar uzanan geniş kapsamlı bir baskı mekanizmasının parçaları.

Ergavan Fallahi

JINHA’da yer alan haberlerde, bu tablonun en dikkat çekici örneklerinden biri, 25 yaşındaki siyasi tutuklu Ergavan Fallahi hakkında verilen idam kararı oldu.

Ocak ayında gözaltına alınan Fallahi’nin yaklaşık beş ay boyunca tek kişilik hücrede tutulduğu, yoğun sorgular sırasında fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kaldığı belirtiliyor.

Daha önce de babasıyla birlikte gözaltına alınan genç kadının idama mahkûm edilmesi, insan hakları örgütlerinin İran’da siyasi davalarda idam cezalarının yaygınlaştığı yönündeki uyarılarını yeniden gündeme taşıdı.

Cezaevlerinden gelen haberler ise endişeleri daha da artırıyor. Evin Cezaevi’nde tutulan Leyla Aferin, kötü huylu beyin tümörüne rağmen uzman tedavisine erişemiyor.

Hastaneye sevk edilmesine karşın tedavisi tamamlanmadan yeniden cezaevine gönderilen Aferin’in sağlık durumunun ağırlaştığı, şartlı tahliye başvurularının ise yanıtsız bırakıldığı bildiriliyor. Urmiye Cezaevi’ndeki Şilêr Mamqaderî de meme kanseri tedavisinden mahrum bırakıldığı için ciddi kilo kaybı yaşarken, insan hakları savunucuları hasta mahpusların sağlık hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini belirtiyor.

Kadın siyasi tutukluların cezaevi koşulları da ağırlaşıyor. Geçici izin süreleri sona eren Farahnaz Nikhu, Nire Behnud, Mitra Bermec ve Zehra (Hana) Gulami yeniden Evin Cezaevi’ne gönderilirken, Rızvane Ahmedhanbeygi küçük çocuğuyla birlikte cezaevine dönmek zorunda kaldı.

Negin Kiyani

Bazı tutukluların kişisel eşyalarını almalarına dahi izin verilmediği belirtilirken, ailelerin de tehditler, ifadeye çağrılmalar ve ekonomik baskılarla hedef alındığı ifade ediliyor.

  “JIN, JIYAN, AZADİ” YASAKLARI

Baskılar yalnızca cezaevleriyle sınırlı değil.

Son günlerde fotoğrafçı Negin Kiyani, dijital medyada “Jin, jiyan, azadî”, “İdama Hayır” ve siyasi tutuklularla dayanışma etiketlerini kullandığı gerekçesiyle bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Evin Cezaevi’nde bulunan sivil toplum aktivisti Salar Taherafşarın cezası ise siyasi tutuklularla dayanışma bildirilerine imza attığı gerekçesiyle altı yıla çıkarıldı.

İnsan hakları örgütleri, barışçıl ifade ve dayanışma faaliyetlerinin giderek daha fazla “rejim propagandası” kapsamında yargılandığına dikkat çekiyor.

Adile Gazanferi

Aynı dönemde akademisyenler, öğretmenler ve avukatlara yönelik hapis kararları da artıyor.

Üniversite çalışanı Adile Gazanferi hakkında verilen dört yıl hapis ve kamu görevinden men cezasının kesinleşmesi, güvenlik politikalarının yalnızca siyasi aktivistleri değil, eğitim ve kamu alanındaki isimleri de hedef aldığı yorumlarına yol açtı.

KARÇAK ADLI CEHENNEM

İnsan hakları savunucularının dikkat çektiği bir başka başlık ise cezaevlerindeki yaşam koşulları.

İşkence ve hak ihlallari öne çıkan Evin Cezaevi’nin yanında Karçak da eklendi.

Eski siyasi tutuklu Mehnaz Tarrah, dijital medya hesabı üzerinden yaptığı yeni paylaşımda Karçak Cezaevi’ndeki koşullara yeniden dikkat çekti. Mehnaz Tarrah, cezaevini yalnızca bir tutukluluk merkezi değil, İran İslam Cumhuriyeti tarafından kadınlar için özel olarak tasarlanmış bir “cehennem” olarak nitelendirdi.

Mehnaz Tarrah

Mehnaz Tarrah, Karçak’ın kadınlara yönelik aşağılanma ve sistematik şiddetin bir sembolüne dönüştüğünü belirterek, uygulanan koşulların tutukluların insan onurunu ortadan kaldırmayı ve yaşam ile umut duygusunu yok etmeyi amaçladığını ifade etti.

Son yıllarda Karçak Cezaevi’ndeki, insan hakları örgütleri ve tutuklu yakınları tarafından uygun olmayan koşullar, sağlık ve tıbbi hizmet eksikliği, aşırı kalabalık, kötü beslenme ve çeşitli hak ihlalleri nedeniyle defalarca eleştirildi. İnsan hakları aktivistleri, cezaevindeki koşulların iyileştirilmesi ve kadın tutuklulara yönelik uluslararası standartların uygulanması çağrısında bulunuyor.

Evin Cezaevi’nde haftalardır süren duş sorunu, haşere istilası ve hijyen eksiklikleri rapor edilirken, Karçak Cezaevi aşırı kalabalık, yetersiz sağlık hizmetleri ve kötü muamele nedeniyle yeniden eleştirilerin odağında yer aldı.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz