Hicri İzgören
Madımak Katliamı Türkiye’nin kolektif hafızasında hiç kapanmayan, kabuk bağlamayan en derin yaralardan biridir. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yükselen o dumanlar, aradan geçen 33 yıla rağmen ne toplumun vicdanında söndü ne de adalet arayışında bir karşılık bulabildi.
Bugün, katliamın 33. yıl dönümünde geriye dönüp baktığımızda, Madımak sadece geçmişte yaşanmış trajik bir gün değil; adaletsizliğin, zaman aşımının ve yüzleşilememiş bir tarihin güncel bir olayı olarak karşımızda duruyor.
Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’a giden yazar, şair, sanatçı ve aydınlar, gerici ve şeriatçı bir grup tarafından Madımak Oteli’nde kıstırıldı. Saatler süren kuşatmaya, atılan sloganlara ve göz göre göre gelen tehlikeye rağmen devletin güvenlik güçleri yetersiz kaldı (ya da kalmayı tercih etti).
Otel ateşe verildiğinde; aralarında Metin Altıok, Behçet Aysan, Hasret Gültekin, Asaf Koçak gibi ülkenin en parlak beyinlerinin, henüz ömrünün baharında olan gençlerin ve 12 yaşındaki Koray Kaya’nın da bulunduğu 33 canımız yanarak ya da dumandan boğularak can verdi.






