BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Van Barosu dosyadan neden çekildi?

Nizamettin Kabaiş yaşadıklarını anlattı

Van Barosu dosyadan neden çekildi?

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Gülistan Doku soruşturmasını örnek vererek, “İntihar dediler cinayet çıktı. Altı sene sonra bu bilgiye erişebiliyorsak, iki yıl önce kaybolan kızımla ilgili niye umudu keseyim ki?” diye sordu. Baba Kabaiş, dosyadan çekilen Van Barosu ile yaşadıklarını anlattı.

Güler YILDIZ

Van Barosu, Rojin Kabaiş soruşturmasından çekildiğini açıkladı birkaç gün önce. Baro’nun X hesabından açıkladığına göre; kızının şüpheli ölümü babada “derin ruhsal yıpranma yaratmış, dosyanın takibine ilişkin iletişim ve koordinasyon sürdürülemez” hale gelmişti.

Bu açıklamanın X’te yayınlanmasının ardından birçok kesim tarafından ağır eleştirildi Van Barosu. Bunun üzerine, 29 Haziran akşamüstü kentteki bazı STK’lerle basına kapalı bir toplantı düzenlendi. O toplantıda ne konuşulduğu, nasıl bir yol izlenme kararı alındığı bilgisi yok. Ancak 2 Temmuz Perşembe günü yapılacağı söylenen bir “ortak” açıklama var.

Rojin’in Ailesi adlı hesaptan da Van Barosu ile ilişkilerinin kesildiğine dair bir açıklama yayınlandı: “Gelinen aşamada Van Barosu ile aramızda yaşanan iletişim ve koordinasyon sorunları ile ortaya çıkan görüş ayrılıkları nedeniyle tarafımızca verilmiş olan vekalet geri alınmıştır.”

NEYDİ BU ‘İLETİŞİM VE KOORDİNASYON SORUNLARI’?

Hem Van Barosu hem de Rojin’in ailesinin dile getirdiği “iletişim ve koordinasyon sorunları” nelerdi peki?

Dahası bu denli kritik önemdeki bir davada söz konusu “iletişimsizlik” ne zamandan beri yaşanıyordu? Acılı bir aile ile kurulamayan koordinasyon ne zamandan beri sorun haline gelmişti?

Bu karar davanın seyrini, edinilmiş bilgileri nasıl etkileyecekti?

Van Barosu’nun bu haberi paylaştığı ilk gün, dosyayı yakından takip eden gazeteci Ruşen Takva, Baro’nun açıklamasını paylaşarak herkesin aklına ilk gelen o soru işaretlerine dikkat çekti:

Rojin Kabaiş davası gibi toplumsal hassasiyeti yüksek olan şüpheli kadın ölümleri dosyalarında baroların üstlendiği rol, hiçbir zaman hukuki destekle sınırlı değildir. Hele hak ihlallerinin ve anti demokratik iklimin başkenti sayılabilecek bir bölgede mücadele eden Van Barosu gibi bir kurumun sorumluluğu çok daha önemli ve hayatidir. Böylesi bir arka planda, bir baronun acılı bir babanın “ruhsal durumunu” gerekçe göstererek dosyadan çekilmesi, hem kurumsal düzeyde hem de davanın seyri açısından kabul edilebilir olmadığı gibi ciddi riskler de barındırır. Üstelik baba Nizamettin Kabaiş’in doğru veya yanlış kamuoyunda dile getirdiği iddialara tek bir cevap dahi verme tenezzülü gösterilmemesi, Van Barosunun üzerine inşa edildiği eleştiri- özeleştiri felsefesinin de içini boşaltır.”       

Takva, Baro’nun samimi bir özeleştiri vermesini, acılı ailenin saygınlığını iade edecek bir açıklama yapmasının gerekliliğine vurgu yapıyordu.

BABA KABAİŞ: BENİ İNTİHAR OLASILIĞINA İKNA ETMEYE ÇALIŞIYORLARDI

Baba Nizamettin Kabaiş, Van Barosu’nu azletmeyi uzun zamandır düşündüklerini belirterek, bunun “birdenbire alınan bir karar” olmadığını söylüyor.

Nûmedya24’e konuşan baba Nizamettin Kabaiş, kızının “intihar ettiği”ne ikna edilmeye çalışıldığını belirterek, buna karşı adalet mücadelesi yürüttüğünü ifade ediyor.

Baro başkanının savcılık görüşmesinde kendisini “azarladığını”, kuşku ve sorularına tatmin edici açıklamalar verilmediğinden şikayet ediyor.

“REKTÖRLER BİR DUVAR ARKASINDA 1,5 SAAT NE KONUŞTUĞUNU SORDUM”

İki hafta önceki son görüşmelerinde Van Baro Başkanı Sinan Özaraz’a “sizi azledeceğim” dediğimde, bana, “İki yıldır sana ve kızına hizmet ediyorum. Artık seninle de kızınla da dosyayla da ilgilenmem” şeklinde konuştuğunu belirtiyor ve ekliyor:

“Baştan beri sürekli intihar diyor. Ben mi mağdurum, rektör mü? O rektör ki 22 gün boyunca öğrencilere şiddet uyguladı. Protestonun olduğu gün rektörle bir duvar arkasında 1,5 saat ne konuştuğunu sordum ona.”

Baro’nun açıklamasında kendisinin ruhsal durumuna gönderme yapılmasına da şöyle cevap veriyor:

“Biz gerçeklerin peşinde olalım diye ailecek perişan olduk. Sağlığımızdan olduk. Sürekli yollardayız. Her şeyi onlara bıraktık, dedik sırtımızı dağa yasladık. Ama o savcının yanında beni azarlıyor. Ben intihar değil dedikçe, koluma vuruyor, susturmaya çalışıyor. Bu işte bir yanlışlık var diyor.”

Nizamettin Kabaiş de ‘bu işte bir yanlışlık olduğunu düşünüyor’ ama diğerlerinden farklı: “O çocuk saldırıya uğramış, tecavüze uğramış, öldürülmüş ve göl kenarına bırakılmış!”

ZOZAN ÖZGÖKÇE: ‘BEN ÇEKİLİYORUM’ DERSEN, MİLLET SANA KIZAR

Van’da uzun yıllar kadın hakları mücadelesini sürdüren, Van Kadın Derneği kurucularından Zozan Özgökçe de gelinen bu durumun dosyaya etkisi konusunda endişeli.

“Keşke o ilk açıklama yapılmasaydı” diyen Özgökçe, kadın örgütleri “özellikle babanın ruhsal durumu ile ilgili tespitin ailede çok daha yıkıcı etkisi” olabileceğini zaten biliyor.

Babanın Baro’ya değil, duruma da kızgın olabileceğinin de düşünülmesi gerekiyor:

“Sivil toplum örgütleri öğrenen örgütlerdir. Her vaka örgüte bir deneyim kazandırır ve önemli bir bilgidir. Baro geçmişten bu yana bir dolu vaka takip etti. Ama o bilgi aktarımı olmadı geçmişten bu güne. 15 temmuz sonrası dağılan örgütlülük ve yayılan korku iklimi de buna etkendir. Yeni kuşak bu deneyimleri gözeterek davranmamış olabilir. STK’ler ile beraber büyük bir kampanya yapılmadı. Başka kuruluşlara danışılmadı. Oysa örgütler öğrenir. Her şey bir deneyimdir. İsterdik karşılıklı deneyim paylaşımlarında bulunmayı.”

Rojîn’in son görüldüğü nokta ile cansız bedeninin bulunduğu yer arasında yaklaşık 24 kilometre mesafe var.

“Ben çekiliyorum dersen, haklı da olsan sana millet kızar. Burada toplum vicdanı var. Mesele sadece babanın ruhsallığı ile açıklanamaz bu saatten sonra” diyen Özgökçe, Gülistan Doku olayının yarattığı kırılmanın etkisinin de burada doğru okunması gerektiği görüşünde:

“Gülistan Doku’da o kadar çok etkilendik ki, üzerine böyle bir şey olması Van’daki mücadele için hiç iyi olmadı. Kadın örgütleri eskisi gibi örgütlenmedi mesela. Davalar oluyor halkın haberi yok, kadın örgütleri yok. Bu bilgi dahi topluma verilmiyor. Ama şimdi bunu daha ciddiye almak gerekiyor. Bunu örgütleyip tüm davaları yakından takip edilmeli. Hepimiz hem bireysel hem kurumsal olarak daha çok yanında durmalıyız ailenin.”

ALİ DURAN TOPUZ:  BAROLARIN MÜDAHİL OLMASI HATALI

Peki Baro’ların toplumsal vicdanı da yaralayan bu tür davalardaki sorumluluklarının sınırı ne olmalıdır? Baro bir davaya müdahil olduğunda davanın seyri ve içeriği nasıl etkilenir?

Nûmedya24 yazarı, gazeteci ve hukukçu Ali Duran Topuz, baroların görev alanı ve sorumluluklarına ilişkin net bir tanım yapıyor:

“Baroların kurumsal olarak dosyalara müdahil olmasının, sağlayacağı yararlardan daha büyük karışıklığa neden olduğunu düşünüyorum. En büyük örnek de Diyarbakır Barosu ve Narin Güran davasında yaşananlar. Baro olarak bu şekilde ceza davalarına müdahil olduunda, çoğu zaman savcı yardımcılığından daha öte bir iş yapamazsın. Baroların bu şekilde müdahil olup da etkili olabildikleri dosya sayısız çok azdır. Teknik sorunlara yol açıyor. Yargı süjeleri belli, iddia/savcı, savunma/avukat ve karar/yargıç, bunu çoğaltmak ya da yerlerini oynatmak zaten sorun. Savunmadaki avukatlar, müdafii olarak da müdahil olarak da zaten baroya bağlı.

Davanın sahiplerinin tutatacağı avukatlar Baro’ya üyedirler. Baroların görevi örneğin avukatların işlerini layıkıyla yapıp yapmadığını denetlemek zaten. Baro’nun kendisi olayda müdahil olunca onun işlerini düzgün yapıp yapmadığına kim bakacak? O hatalı bir pozisyon.

Yargılama usulet gerektirir, suhulet gerektirir, sukunet gerektirir. Ve süjeleri, failleri bellidir.

Narin davasında çocuklar hakkında derneklerin, Aile bakanlığnın, baronun filan müdahil oluşu kanımca adalete değil tersine hizmet etti. Bu çoğu zaman iktidarın davaları yönlendirmesini kolaylaştıran bir usul, tersine yaraması çok nadir vakalarda ancak mümkün olur, o da çok kısıtlı koşullarda.

İşçi davaları istisnadır. SSK/SGK bu davalarda doğrudan taraftır. İşçi alacağı eksik ödenmişse kurum primleri de eksik ödenmiştir ve kendi alacağının peşine düşer. Burada kurumun çıkarı ile işçinin çıkarı arasında bir uyum var. Açık bir uyum ve bu uyumun çoğu zaman işe yaradığını gördük. Ama diğer işlerin hiçbirinde işe yaradığını görmedik.

VAN BAROSU MESLEK İLKELERİNİ ÇİĞNİYOR

Van Barosu’nun eleştirilen açıklamasındaki baba Kabaiş’in ruhsal durumu ifadesine Topuz da katılmıyor:

“Bu çerçevede Van barosu meselesinde bence asıl hatalı olan baronun baro olarak işe dahil olması. Şimdi çekildiğini açıklıyor ama sadece çekildiğini açıklamakla yetinmiyor, babayla iletişim zorluğu filan diyerek, babanın kamuoyu nezdinde ruhsal durumu bozuk kişi olarak damgalanmasına yol açıyor.  Bu benim anladığım bir şey değil, bu çok ayıp bir şey.”

Benzeri bir hikaye Narin davasında meydana gelmişti. Amca Salim’in ilk avukatı,  “ortaya çıkan durum gereği bir anne olarak avukatlığı sürdüremeyeceğim” türü şeyler söyleyerek istifa etti. Avukatsın, masumiyet karinesine senin inanman gerekirken adamı hukuken suçlu gösterip ve ahlaken mahkum edip çekiliyorsun. Gerçekte kadın ve çocuk hakları konusunda çok değerli işler yapmış bir avukattı ama meslek ilkeleri, avukatlık ilkeleri, ceza davası ilkeleri kamu karşısındaki imajının arkasında kaldığı için bunu yaptı. Şimdi Van barosu da meslek ilkelerini çiğniyor bence, kimseyi damgalayacak, işaretleyecek şekilde hareket edemez avukatlar, meslek kuruluşu hiç edemez çünkü o zaten bu hataları denetleyecek kurum.

Hasılı, pozisyonu hatalıydı, çekilmesi daha da hatalı oldu bence. Baro, babanın avukatlarının işi nasıl yürüttüğünü takip edebilir, yardımcı olabilirdi, baba avukat tutamıyorsa hukuki yardım çerçevesinde atama yapabilir, atanan ya da tutulan avukat çekilmek isterse çekilir, baro başkasının işi yürütmesini sağlar. Kurumsal müdahillikten barolar vaz geçmeli bence.”

Soruşturmanın ucu kim(ler)e dokunuyor? | Ciğerleri yanan baba 400 gündür soruyor: Çi bi Rojînê hat?

İddiaları ve davadan hangi gerekçeyle çekildiklerini sormak için ulaştığımız Van Barosu, bu aşamada görüş vermeyeceklerini, önümüzdeki günlerde ayrıntılı bir açıklama yapacaklarını söyledi.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz