Ankara Garı’nda 2015’te 104 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıyı gerçekleştiren firari IŞİD üyeleriyle ilgili davanın duruşması görüldü. Türkiye’ye teslim edilen ve etkin pişmanlık için başvuran IŞİD üyesinin ayrıca Hatay’da saldırı yapan bir militanın aracında parmak izi tespit edildi. Gar saldırısıyla ilgili davada hala 15 firari sanık bulunuyor ve bunların Suriye’de olduğu belirtiliyor.
HABER MERKEZİ – Ankara’da 10 Ekim 2015’te Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne yönelik bombalı saldırıya ilişkin davada 16 sanık yönünden ayrılan dosyanın duruşmasına devam edildi.
10 Ekim Ankara Tren Garı saldırısı davasında mahkeme, tutuklu 10 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermiş ve ayrı ayrı suçlardan 101 ve 379 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Erman Ekici hakkında da insanlığa karşı işlenen suçlardan beraat kararı vermişti. Yakalanmayan 16 sanık hakkındaki dosya ise ayrılmıştı.
Katliamın firari sanıklarından Ömer Deniz Dündar, 23 Mayıs’ta Suriye geçici hükümeti tarafından 9 IŞİD militanıyla birlikte Türkiye’ye teslim edilmişti.
Gar katliamının firari sanıklar yönünden ayrılan dosyasının Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davasının duruşmasına devam edildi. Duruşmaya 10 Ekim’de yaralananlar ve yakınlarını kaybedenlerin yakınları katıldı. Duruşmada Suriye’nin teslim ettiği tutuklu sanık Dündar da hazır edildi.
DURUŞMADA GERGİNLİK YAŞANDI
Duruşma başladığında Mahkeme Başkanı’nın sesini duymadıklarını ifade eden ailelere, Başkan, “Hastayım, sesim bu kadar çıkıyor. Mikrofon da temin edemeyiz” yanıtını verdi. Bunun üzerine aileler tepki gösterince geçici heyet olarak duruşmayı yürüttüğünü ifade eden Mahkeme Başkanı, “Benimle tartışmayın, çıkın” dedi.
Kısa süren tartışmanın ardından duruşma başladı. Mahkeme, Hatay Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Ömer Deniz Dündar’ın yargılandığı davalar ile huzurda görülen davanın birleştirildiğini bildirdi.
Dündar’ın “etkin pişmanlık” kapsamında 18 Haziran’da ifade verdiği ve IŞİD üyesi 21 kişiyi teşhis ettiği bildirildi. Duruşmada savunma yapan Dündar, “Bütün iyi niyetimle bildiklerimi anlattım. 21 kişi değil 90’a yakın kişi tespit ettim. Hatay’daki suçlamaları ise reddediyorum, Hatay’da canlı bomba eylemi yapmak üzere 2017 yılında yakalanan IŞİD üyeleri ve aracına dair bilgim yok. Kemerde çıkan parmak izi hakkında da bilgim yok” iddialarını öne sürdü.
“ŞEHADET KEMERİNİ BAĞLARKEN TUTMAMI İSTEDİ” SAVUNMASI
Müşteki avukatı Senem Doğanoğlu’nun “Türkiye’ye karşı 2017 tarihinde bir eylem gerçekleştirileceğine yönelik istihbari bilgi alınıyor ve iki canlı bomba yakalanıp etkisiz hale getiriliyor. Birinin kemerindeki bantlarda parmak izinin çıktığını” sorması üzerine Dündar, “Ahmet Güneş, Abdülhakim kod adlı dini eğitimler veren kişinin çok eski zamanlarla kendisine misafir olduğumda şehadet kemerini bağlarken tutmamı istedi. Böyle bir şey olacağını bilseydim tutmazdım. Amerika ya da koalisyon güçlerinin kendisine bir şey yapma ihtimalinden dolayı böyle bir kemer hazırladı kendisine. Örgütte öğrenmiştir bomba yapmayı” yanıtı verdi.
“EYLEMLERİ MUSTAFA DOKUMACI, AHMET GÜNEŞ VE YUNUS DURMAZ PLANLARDI”
“Hazırladığı kemer Hatay’da yakalanıyor, buna ilişkin bilgin var mı” sorusunu Dündar şöyle yanıtladı:
“Buna ilişkin bilgim yok. Patlayıcı birimde görev almadım. Benim görevim kamplarda spor eğitimi vermekti. Ben 2014’ün 8’inci ayında Mustafa Dokumacı aracılığıyla örgüte katıldım. Yunus Durmaz’dan eğitim aldım. 2017 yılında ben İdlip’teydim o zaman HTŞ (şimdiki Suriye geçici hükümetini oluşturan örgüt) yönetimdeydi. Ben küçük çatışmalara girdim PKK ile. Hatay’da araçta yakalananların hiçbirini tanımıyorum, bana fotoğrafları gösterilmedi saldırıyı yapanlar. Eylemleri Mustafa Dokumacı, Ahmet Güneş ve Yunus Durmaz planladı. 2014 yılında örgüte katıldığımda hafif silah eğitimi ve spor eğitimi aldım. Mustafa Dokumacı bana ‘Ammar’ kod adını verdi. Ben Suriye’de olduğum için örgütün Türkiye’deki faaliyetlerine dair bilgim yok. Gar patlaması olduğunda ben Suriye’deydim. Böyle bir eylemden de haberim yoktu. HTŞ’nin hapishanelerinde 5 yıl kaldım.”
IŞİD’Lİ DÜNDAR’IN AVUKATININ TAHLİYE TALEBİNE SALONDAN TEPKİ
Dündar’ın avukatı da savunmasında, “Müvekkilimin saldırıya dair bir dahli yoktur, buna ilişkin delili de yoktur. Türkiye’de müvekkilim bir saldırıya da katılmamıştır. Müvekkilimin delilleri karartma ihtimali yoktur, tutukluluğunun devamını gerektirecek bir durum yoktur, adli kontrol ile yargılanmasına devam edilebilir” ifadelerini kullandı. Duruşmayı takip eden aileler, avukatın savunmasına ve tahliye talebine tepki gösterdi.
Anadolu Ajansı’nın 23 Mayıs’taki haberinde MİT operasyonuyla yakalanıp Türkiye’ye getirildiğinin ileri sürülmesinin aksine, İdlip Cezaevi’nden Suriye geçici hükümeti tarafından teslim edildiğini söyleyen Dündar’a müşteki avukatı Senem Doğanoğlu, “13 Mayıs-20 Mayıs arasında nerede kaldınız? 20 Mayıs’ta tutuklama kararı çıktı hakkınızda. Bu süreçte nerede kaldınız?” sorusuna Dündar, “Milli istihbarata ait bir yerde kaldığımı düşünüyorum” yanıtını verdi.
Mustafa Dokumacı aracılığı ile Valentina Slobodjanjuk isimli bir örgüt üyesi ile evlendirildiğini belirten Dündar, “Eylül’de Türkiye’ye geldi ve evlendik. Kasım 2013 ile Ağustos 2014 arasında biz Suriye’ye gidene kadar Dokumacı kurdu iletişimi Suriye ile hep. Canlı bomba gönüllülükle olur. Saldırıyı yapan Yunus Emre Doğmacı’yı tanıyorum o da Dokumacı grubundan” diye konuştu.
Mustafa Dokumacı öldüğünde “geçici Emir’ olarak görevlendirildiği belirtilen Dündar, “2015 Ocak öncesi eğitim verirdi, özel Timin başındaydı Yunus Durmaz. Erman Ekici’yi de örgütte eğitim kampında gördüm” dedi.
BRUNSON VE İMAMOĞLU DA SORULDU
Avukat Doğanoğlu, dosyaya 15 Haziran’da yeni giren delile göre, “2017 yılında Türkiye sınırlarında olan ve Hatay’da yakalanan araçta terör örgütü IŞİD üyesi Şahap Barış ile birlikte Dündar’ın parmak izinin tespit edildiğini” açıkladı. Söz konusu durum hakkındaki soruya Dündar, “Bu imkansız, bilmiyorum” yanıtını verdi.
“Etkin pişmanlık” ifadesinde Rahip Brunson, Türkiye LGBTİ ve Ekrem İmamoğlu eylem planları” sorulan Dündar, “Dokumacı karar veriyor, kendisi Türkiye’yi takip eden ve iyi bilen biri. O öneriyor eylemleri. Ben bomba eğitimi almadım. Ben Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı hiçbir zaman bir suç işlemedim. Böyle de bir kapasitem yok benim” iddiasında bulundu.
DİYARBAKIR NEWROZU’NA YÖNELİK SALDIRI PLANI
Diyarbakır Newroz’una yönelik planlanan saldırıyı bildiğini kabul eden Dündar, “Eylem yapılmazsa örgüt yöneticileri kendi aralarında konuşuyordu. Ben de orada duydum. Yöneticilerin yanında olan Muhammed Zana Alkan vardı. Newroz planını onlardan duydum” dedi. Ankara Gar Katliamı’nın talimatına ilişkin soruya ise Dündar, “Örgüt böyle bir talimat vermedi. Yunus Durmaz böyle bir karar almış” diye yanıt verdi.
MAHKEMEYE PROTESTO: HİÇ KİMSE AİLELERİ DURUŞMADAN ÇIKARAMAZ
Dündar’ın bu ifadelerinin üzerine aileler salonda ayağa kalkarak tepki gösterdi. Mahkeme başkanı tepki gösteren aileleri salonda çıkarmak istedi. Avukatların karşı çıkması üzerine duruşmaya 15 dakika ara verildi. Yeniden başlayan duruşmada, ailelerin tepki vermesi halinde duruşmayı sonlandıracaklarını söyleyen mahkeme protesto edildi.
Söz alan dava avukatlarında İlke Işık, şimdiye kadar 3 kez mahkeme heyetinin değiştiğini her gelen heyetin aileleri rencide etmeye çalıştığını ifade etti. Avukatlar talep sunmayacaklarını belirterek duruşma bitmeden salondan çıktı. Aileler de alkış ve sloganlarla mahkeme heyetine tepki gösterdi. Aileler, “10 Ekim’i unutma unutturma”, “Hak hukuk adalet” sloganları ile adliyeden çıktı.
Burada açıklama yapan dava avukatlarından İlke Işık da “İlk kez duruşma gününü öğrenmeden çıktık duruşmada. Hiç kimse 11 yıldır bu davayı takip eden müvekkillerimizi, aileleri duruşma salonunda çıkaramaz. Buna asla müsaade etmeyiz. Bizler adalet için mücadele edenlerle birlikte bugünlere yürüdük. Mahkemeler bunu öğrenecek, adalet talebinde ne kadar ısrarcı olduğumuzu yine görecek. 4’üncü Ağır Ceza’nın yeni heyeti de görecek” dedi.
Bir sonraki duruşma 25 Eylül’e ertelendi.
×
10 EKİM SALDIRISI: 16 FİRARİ SANIK SURİYE’DE – YARGILANAN YETKİLİ YOK
Ankara Tren Garı’nda 10 Ekim 2015’te “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” düzenlenecekti. Mitingin başlangıç saatinden önce alanda binlerce yurttaş toplandı. Kısa süre sonra gerçekleştirilen IŞİD’in canlı bomba saldırısında 104 kişi yaşamını yitirdi.
Bu arada saldırıdan önce miting alanına girişteki arama noktaları kaldırıldı. Mitingin düzenleneceği Sıhhiye Meydanı’nda yaklaşık 2 bin polis görevlendirilirken toplanma alanı olan Ankara Tren Garı’nda ise yalnızda 129 polis bulunuyordu.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve TEM Daire Başkanlığı, IŞİD’in bombalı saldırısına ilişkin günler öncesinden istihbarat aldığı sonradan ortaya çıktı. İdari soruşturmada Emniyet Müdürlüğü ile MİT’in, IŞİD’in saldırı düzenleyeceğine dair 62 ayrı istihbarat notu geçtiği belirnlendi.
Saldırıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında aralarında IŞİD’in Türkiye emiri olduğu ifade edilen İhami Balı’nın da olduğu toplamda 35 kişi hakkında dava açıldı. Sanıkların 16’sının firari olduğu davada 19’u tutuklu yargılandı.
Ancak 2018’de Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi 9 sanık hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verdi. Mahkeme heyeti, 5 sanığı 12’şer yıl, 4 sanığı 7 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme aynı zamanda Erman Ekici’nin “silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan 18 yıl hapisle cezalandırılmasına hükmetti. 9 sanığa yaralama suçundan verilen bazı cezalar eksik inceleme nedeniyle 2022’de bozuldu.
Olayda ihmali bulunan kamu görevlilerinin yargılanması da talep edildi. Müfettiş raporunda dönemin Ankara Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube Müdür Vekili, TEM Şube Müdürü, eski Güvenlik Şube Müdür Vekili ve TEM Şubesi C Büro amirinin ihmali olduğu aktarıldı. Ancak Ankara Valiliği soruşturma izni vermedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara itiraz etmeyince, dosya açılamadan kapandı.
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığında en kritik dönemlerden biri 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönem olacaktır” dedi.
Katliamın ardından istifa eden veya sorumluluktan ceza alan kimse olmadı.
Bu arada 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, 23 Aralık’ta görülen davanın duruşması öncesinde şunları dile getirmişti:
“10 Ekim Ankara Garı Katliamı davası 16 firari sanık açısından devam etmektedir. Duruşmalarda özellikle firari sanıklarla ilgili taleplerimizi reddeden mahkeme, duruşma sıklığını da 6 aya çıkarmıştır. Ve şu anda mahkeme, firari sanıkların bulunması ile ilgili bir işlem yapmamaktadır. Oysa firari sanıkların nerede olduğu, nerede kaldığı bellidir. Büyük çoğunluğu Suriye’de tutuklu ya da kamplarda kalmaktadırlar. Hatta kimi zaman hastalanıp Türkiye‘deki hastanelerde tedavi olmaktadırlar.”







