Volkan Yaraşır
21’inci yüzyıl toprakların işgali kadar ruhların işgaline de sahne oluyor. Çok boyutlu bir sömürgeleştirme süreci içindeyiz. Hatta bu sömürgeleşme süreci tüm sömürgecilik tarihinin tecrübesiyle birleşen, konsantre olan yeniden bir sömürgeleştirme sürecini ifade ediyor. İktidarın içselleştirilmesi, tahakkümün sıradanlaşması, köleleştirme bu dönemi izah ediyor. Dün zorun yanında barut, mikrop, İncil ve alkol sömürgeleştirmenin temel araçlarıyken şimdi konsantre zor; dijital ve sosyal ağlar ve yapay zekaya benzer işlevler yükleniyor.
Aktüel sömürge toprakları yine soykırım ve mizantropi (insan nefreti) insandan boşaltma merkezlerine dönüşmüş durumda. Modern emperyalist sömürgeciler için herkes artık bir Filistinli, İranlı, Yemenli, Libyalı. Yani “yarı insan, insan altı ve tekabül etmemiş” canlılar. Fanon’un ifadesiyle yeryüzünün yeni lanetlileri.
Bu korkunç çark yoğun depolitizasyon, normalleştirme ve sessizlik üzerinden dönüyor. Yeniden sömürgeleştirme temelde birbirine bağlı ve birbirini besleyen üç alanın sömürgeleştirilmesi üzerinden şekilleniyor. Finans kapital ve yeni kapitalist devlet emeğin, kadının ve doğanın sömürgeleştirmesi üzerinden ontolojisini kuruyor.






