Yasal çerçeveye ilişkin görüştüğüm DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mahfuz Güleryüz, Kürtlerin bu konuda AK Parti ve MHP’ye güvenmeleri halinde büyük bir yanılgıya düşeceklerini savunuyor. “Çıkacak çerçeve yasa da ancak Kürt halkının mücadelesiyle mümkün olacaktır. Tarih konusunda somut bir şey söyleyemem ama artık zaman kalmadı.”
Eyyüp DEMİR
Barış ve Demokratik Toplum Süreci, iktidarın deyimiyle “Terörsüz Türkiye Süreci”, ne uzuyor ne de kısalıyor; tam anlamıyla olduğu yerde sayıyor. Ancak iktidar cephesinden gelen açıklamalara bakıldığında, hemen hepsi artık zamanın geldiğini ve yasal düzenlemenin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiriyor.
Son olarak AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, yasal zeminin oluşturulması için gerekli düzenlemenin kısa sürede Meclis gündemine alınarak yasalaşması gerektiğini söyledi.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ise sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Olası yasa herkesi kapsamayacak. Çıkacak düzenleme af niteliğinde olmayacak, infaz düzenlemesi şeklinde olacak” diyerek hazırlanacak yasanın sınırlı kapsamda kalacağının altını çizdi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala da Meclis tatile girmeden önce yasanın Meclise geleceğine işaret etmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da mevcut yasal düzenlemeleri işaret ederek sürecin gecikmeyeceğini ifade etmişti.
AK Parti cephesinden yapılan açıklamalara bakıldığında, yasa adeta “eli kulağında”, yani çıkmak üzere. Ancak DEM Parti cephesinde tablo pek de böyle görünmüyor.
Yasal çerçeveye ilişkin görüştüğüm DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mahfuz Güleryüz, Kürtlerin bu konuda AK Parti ve MHP’ye güvenmeleri halinde büyük bir yanılgıya düşeceklerini savunuyor.
“Eğer halkımız AKP’ye umut bağlasa, MHP’ye umut bağlasa ve ‘Onlar bize çözüm getirecek’ dese, bu büyük bir yanlışlık olur ve ciddi bir tehlike barındırır. Biz zaten bu sürece böyle bakmıyoruz. Sayın Öcalan da daha en başta bu şekilde değerlendirmemişti. İmralı’da herhangi bir al-ver masasının kurulmadığını ve kimsenin kendisini kandırmaması gerektiğini söylemişti.”
Güleryüz, halkın büyük çoğunluğunun barış sürecini desteklediğini ve çözüm beklediğini ifade ederken, bunun ön koşulunun tecridin kaldırılması olduğunu dile getiriyor.
“Halkımız çözüm sürecinin bir an önce barışla sonuçlanmasını istiyor. Bunun yolu da her yönüyle tecridin kaldırılmasından geçiyor. Biz başından beri söylüyoruz; Kürt halkı bugüne kadar elde ettiği bütün kazanımları kendi direnişiyle elde etti, bundan sonra da yine direnişiyle elde edecektir. Eğer bu sürecin başarıya ulaşması, kalıcı bir barışın sağlanması isteniyorsa, Kürt halkının, demokratik kamuoyunun ve demokrasiye inanan herkesin bu sürecin arkasında durması gerekiyor. Bu da ancak güçlü bir örgütlülük ve direnişle mümkündür.”
“Çerçeve Yasa”nın meclise geleceği uzun süredir dile getirilmesine rağmen, düzenleme bir türlü Meclis gündemine gelmiyor. Hükümet kanadına göre yasa oldu olacak, ancak somut gelişmelere bakıldığında tablo farklı. Güleryüz de bu konuda ciddi bir belirsizlik bulunduğunu söylüyor.
“Kamuoyu şu anda çerçeve kanununu bekliyor. Komisyon çalışmalarını tamamlayarak bir rapor hazırladı ve bunu Meclis Başkanı’na sundu. Meclis Başkanı da komisyonun önerilerini en kısa sürede hayata geçireceklerini söyledi. Ancak aradan uzun zaman geçmesine rağmen henüz somut bir adım atılmadı. Biz bu ay içinde yasanın çıkmasını artık bir zorunluluk olarak görüyoruz. Fakat AKP hükümetinin seçim ve siyasi çıkar hesapları yaptığını düşünüyoruz. Bu nedenle onlardan çok umutlu değiliz. Biz inanıyoruz ki halkın güçlü iradesi ve kamuoyunun baskısıyla bu düzenleme gündeme gelecek ve çıkarılacaktır.”
Görünen o ki DEM Parti de artık iktidardan umutlu değil. Mahfuz Güleryüz, iktidarın atması gereken adımların halkın mücadelesiyle gerçekleşeceğini savunuyor.
“Biz ne yaparsak yapalım ancak direnerek sonuç alabiliriz. Bugüne kadar elde ettiğimiz bütün kazanımları mücadele ederek elde ettik, bundan sonra da direnişimizle elde edeceğiz. Halkımız bu anlayışı elden bırakmamalıdır. Çıkacak çerçeve yasa da ancak Kürt halkının mücadelesiyle mümkün olacaktır. Tarih konusunda somut bir şey söyleyemem ama artık zaman kalmadı. Halkın talebi, yasanın bir an önce çıkarılması yönündedir.”
İktidarın izlediği oyalama politikasının, DEM Parti tarafından bir seçim stratejisi olarak değerlendirildiği görülüyor. Görüştüğüm bazı DEM Parti yetkilileri ise “Çerçeve Yasası”nın Temmuz ayı içinde Meclis gündemine geleceğini öne sürüyorlar.
Öte yandan edindiğim kulislerde, konuşulan iddialara göre hükümet, 10 ya da 12 maddeden oluşan bir “Çerçeve Yasa” taslağını tamamladığı yönünde ve söz konusu taslak, DEM Parti, Kandil ve İmralı tarafından inceleniyor. Ancak bu bilgi şu aşamada doğrulanmış değil; yalnızca kulislere yansıyan dikkat çekici bir iddia niteliğinde.







