Müslüm Yücel
Yedi yıldır yazı yazdığım Nupel kapandı:
Bir şeyin şona ermesi
Bir şeyin sona ermesi, yalnızca onun artık var olmaması değildir. Bir varlığın, bir çabanın, bir ilişkinin, bir anlam dünyasının zaman içindeki yürüyüşünü tamamlamasıdır. Felsefe ve dinler yüzyıllardır bu hakikatin etrafında döner, durur. Her başlangıç kendi sonunu içinde taşır. Doğan her şey ölür, kurulan her şey dağılır, yükselen her ses bir gün susar.
Yedi yıldır yazdığım Nupel de sona erdi. Bir yayın organı kapandı denebilir. Ama mesele bundan ibaret değildir. Çünkü bazı sonlar yalnızca bir kurumun değil, insanın kendi içindeki bir anlamın da sonudur.
Elbette her bitiş aynı zamanda yeniye açılan bir kapı olarak da görülebilir. Eski bir ilişkinin sonu yeni bir ilişkinin başlangıcı olabilir; kapanan bir dönemin ardından başka bir dönem doğabilir. Hayat, sürekli yıkım ve kuruluş arasında salınan bir harekettir. Fakat yine de her son, içinde bir miktar keder taşır. Çünkü insan, sadece geleceğe değil, geride bıraktıklarına da bağlı yaşayan bir varlıktır.
Nupel’in Günay için ne ifade ettiğini bilemem. Benim için ise bir gayenin sona ermesiydi.
İnsanın varoluşundaki en derin ve sarsıcı deneyimlerden biri budur: Gayenin kaybı.






