Gökçer Tahincioğlu
Düşünün, memleketin orta yerinde, polisin jandarmanın gözü önünde, bundan tam 32 yıl 11 ay önce, gözü dönmüş, organize bir kalabalık, bir oteli ateşe verdi.
İçeride bulunanlar saatlerce hükümet yetkilileri ile görüştü, polisle görüştü, jandarma ile görüştü, İçişleri Bakanı ile görüştü.
Düşünün, içeridekiler, otel ateşe verildiğinde bile sakince kurtarılmayı beklerken, memleketin başbakanı, dışarıdaki “planlı/organize kalabalık” için endişe ediyordu.
Düşünün, herkesin gözü önünde çocuklar, gençler, bu ülkenin aydınları yanarak, boğularak can verdi.
2 Temmuz 1993’teki Madımak katliamı, öylesine organize bir eylemdi ki rahatça “provokasyon” kelimesi bile kullanılabildi. Katliama katılan ve sonradan az ceza almak için çırpınan itirafçılar, katliama katılan örgütleri tek tek anlatmalarına, günler öncesinden yapılan hazırlıkları söylemelerine rağmen katliam terör suçu bile sayılmadı.
Geçen 32 yıl 11 ayda yaşanan skandalları anlatmaya sayfalar yetmez.
Ve bugün hâlâ adalet mücadelesi sürüyor.
Kılını kıpırdatmayanlara, dönüp de dosyaya bakma zahmetine bile girişmeyenlere rağmen sürüyor.






