BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Akın Gürlek ve kayyumlar için yaptırım çağrısı

Türkiye Komisyon Raporu resmen yayımlandı: Neler var?

Akın Gürlek ve kayyumlar için yaptırım çağrısı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen 2025 Türkiye Komisyon Raporu yayımlandı. Raporda uygulanmayan AİHM-AYM kararlarından CHP’ye dönük baskılara, süreçten Suriye’ye kadar hükümete birçok başlıkta ağır eleştiriler yöneltildi. Raporda, kayyumlar, onları atayanlar ve Gürlek dahil “insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasti ihlallerinden sorumlu olan Türk yetkililere karşı” yaptırım çağrısı yapıldı.

Nedim TÜRFENT

Fransa’nın Strasbourg kentinde Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda iki gün süren görüşmelerin ardından 17 Haziran’da oylamaya sunulan 2025 Türkiye Komisyon Raporu, 381 oyla kabul edildi. Üyelerden 107’si aleyhte, 171’i ise çekimser oy kullandı. Böylece Türkiye raporu 381 oyla onaylandı.

AP’nin İspanya temsilcilerinden ve aynı zamanda Türkiye Raportörü olan Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan 29 sayfalık raporda, “Komisyonun 2025 tarihli son ilerleme raporunda, Türkiye’de hukukun üstünlüğünde ciddi gerilemeler ve insan hakları durumunda kötüleşme tespit etmeye devam ettiğini ve 2024 raporlama dönemine kıyasla temel demokratik ilkelere bağlılık konusunda soru işaretleri bulunduğu” vurgulandı.

Avrupa Parlamentosu, Türkiye raporunu 381 oyla onayladı

Raporda hükümet tarafından 2019 yılından bu yana çıkarılan 11 adet “yargı paketi”ne rağmen yargı bağımsızlığının durumunun “özellikle endişe verici” olmaya devam ettiği; alt derece mahkemelerinin AYM kararlarını uygulamayı reddetmesi nedeniyle “ülkenin anayasal düzeninin tehlikeye girdiği” belirtildi.

DEMOKRASİ, AZINLIKLARA SAYGI, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ: RETORİKTEN EYLEME GEÇME ÇAĞRISI

AB’ye katılım taahhüdünün katılım sürecinin, liyakate dayalı, normatif ve karşılıklı çıkar ilişkisine/pazarlığa dayanmayan niteliğini vurguladığı belirtilen raporda, “Bu sürecin Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesine bağlı olduğunu ve herhangi bir zaman sınırı ile kısıtlanamayacağını belirtir; bu kriterlerin karşılanmasının ise demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıklara saygı gösterilmesini ve azınlıkların korunmasını güvence altına alan istikrarlı kurumlar gerektirdiğini vurgular; iyi komşuluk ilişkilerini, tüm üye devletlerin tanınmasını, uluslararası hukuka saygı gösterilmesini ve AB’nin ortak dış ve güvenlik politikasına uyum sağlanmasını gerektirdiğini vurgular” denildi.

×Komisyon, Türk hükümetini retorikten eyleme geçmeye ve Türkiye’nin AB kapısında ne kadar süredir bekletildiğinden yakınmak yerine, hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokratik standartlar, basın özgürlüğü ve diğer temel özgürlüklerin yanı sıra iyi komşuluk ilişkileri ile uluslararası hukuka saygı alanlarında süregelen eksiklikleri giderme konusundaki samimi niyetini somut ve net bir şekilde anlaşılan önlemlerle ortaya koymaya davet eder; diğer acil önlemlerin yanı sıra, özellikle yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, ifade özgürlüğünün güvence altına alınması, gazetecilerin ve yerel yönetimlerin haklarının korunması ve siyasi güdümlü davalara son verilmesi ihtiyacını vurgular

DEMİRTAŞ, YÜKSEKDAĞ, KAVALA: AB’YE “FONLARA ŞARTLILIK İLKESİ UYGULAMA” ÇAĞRISI

AB genişleme politikasının şu anda yeni bir ivme kazanmakta olmasına rağmen, Türkiye’nin “demokratik reformların eksikliği nedeniyle bu fırsat penceresini kaçırdığı” not edilen raporda AYM’nin Can Atalay ve Tayfun Kahraman ile ilgili verdiği kararların yerel mahkemelerce yerine getirilmediği hatırlatılan şu ifadelere yer verildi:

“Komisyon, bu fırsatı yakalamanın ilk adımının, AİHM ve AYM kararlarına uymak olacağını ayrıca not eder; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yürütülen ve AİHM kararlarının uygulanmasını ve bunlara uyulmasını sağlamak konusunda etkili bir şekilde harekete geçilememesiyle sonuçlanan uzun süreli ihlal prosedürünü üzüntüyle not eder; Komisyonu ve Üye Devletleri, Türkiye’yi ilgili AİHM kararlarını uygulamaya teşvik etmek için tüm diplomatik kanalları kullanmaya ve AİHM kararlarına uyum hususunda ilgili fonlara şartlılık ilkesi uygulamayı değerlendirmeye çağırır; ilgili AİHM kararlarına rağmen, eski HDP Eş Henel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın 9 yılı aşkın bir süredir, insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın ise 8 yılı aşkın bir süredir siyasi gerekçelerle hukuka aykırı olarak cezaevinde tutulmasına yönelik Türk makamlarının sürdürdüğü kasti kararı en güçlü şekilde kınar; bu kişilerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısında bulunur; bu eylemleri, gücün ağır bir şekilde kötüye kullanılması ve hukukun üstünlüğünün açıkça hiçe sayılması olarak değerlendirir.”

MUTLAK BUTLAN: “SİLAH, SUİSTİMAL VE SİYASİ MÜHENDİSLİK”

Komisyon, Türk hükümetini “siyasi partiler, muhalefet üyelerini amansızca hedef almasını” ve mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “siyasi mühendislikle görevden uzaklaştırılmasını şiddetle” kınayarak, Türkiye Hükümeti’ni, demokratik çoğulculuğa, hukukun üstünlüğüne ve Türkiye’deki parti üyeleri ile seçmenlerin egemen iradesine yönelik ağır bir saldırı teşkil eden bu suistimal taktiklerine son vermeye çağırır; bu vakayı, gelecekteki seçimlerde potansiyel rakipleri bertaraf etmek amacıyla yargı sisteminin bir silah olarak kullanılmasını içeren ve böylece Türkiye’yi tamamen otoriter bir sisteme daha da yerleştiren, muhalefete yönelik daha geniş bir baskı dalgasının en son örneği olarak değerlendirir; Komisyonu ve Üye Devletleri, CHP yönetiminin askıya alınmasını Türk Hükümeti ile olan temaslarında hem kamuoyu önünde hem de özel olarak kınamaya ve Türkiye’deki muhalefet partileriyle daha yapıcı bir angajman kurmaya” çağırır.

“Akın Gürlek’in sorumluluğunda hazırlanan” ve Ekrem İmamoğlu’nun tutuklandığı İBB davasının “siyasi” olduğunun altını çizen Komisyon, mutlak butlan kararının CHP’nin “iç işlerine devlet müdahalesinin açık bir örneği olarak” değerlendirdi.

KAYYUMLAR: “KEYFİ, DEMOKRASİYE AÇIK SALDIRI”

Türkiye’nin “seçilmiş yetkililere, muhalif siyasetçilere ve insan hakları savunucularına baskı uygulamak amacıyla ceza hukukunu ve terörle mücadele yasalarını sistematik bir şekilde araçsallaştırdığını” vurgulayan Komisyon, seçimlerden bu yana CHP’den 29 ve DEM Parti’den 10 olmak üzere en az 39 belediye başkanının tutuklandığı ve görevden uzaklaştırıldığı, 13 belediye başkanının yerine kayyum atandığını hatırlattı.

×Komisyon, Türkiye’de yerel demokrasinin daha da kötüye gitmesinden ciddi şekilde endişe duymaktadır; muhalefet partilerinden seçilmiş en az 39 belediye başkanının ve düzinelerce yerel yetkilinin görevden alınmasını ve tutuklanmasını, ayrıca çoğunlukla Türkiye’nin terörle mücadele mevzuatının aşırı geniş ve keyfi uygulanması ya da asılsız yolsuzluk iddiaları gerekçe gösterilerek 13 belediye başkanının yerine kayyum atanmasını şiddetle kınar; kayyum atamaya yönelik bu uzun süreli uygulamanın, yerel demokrasinin en temel ilkelerine yönelik açık bir saldırı olduğu yönündeki görüşünü yineler.

AKIN GÜRLEK İÇİN “KÜRESEL İNSAN HAKLARI YAPTIRIM REJİMİ” ÇAĞRISI

“Ciddi demokratik gerilemeyi göz önünde bulunduran” Komisyon, “Komisyon Başkan Yardımcısı/Birliğin Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’ne, kayyum rolünü üstlenen yetkililer ve onları atayanlar ile eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek gibi devletin baskı mekanizmasının temel aktörleri de dahil olmak üzere, insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasti ihlallerinden sorumlu olan Türk yetkililere karşı, AB’deki varlıkların dondurulmasını da kapsayacak şekilde AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında kısıtlayıcı tedbirler uygulamayı değerlendirmesi yönündeki çağrısını yineler; kendisinin yakın zamanda Adalet Bakanlığına terfi ettirilmesinden dehşet duymaktadır; bu durum, kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu” göstermektedir.

AP’den Akın Gürlek hamlesi: Yaptırım listesine alınması istendi

Komisyon ayrıca tutuklu gazeteciler, toplantı-gösteri yasakları, İstanbul Sözleşmesi’nde çekilmesi, kadın ve LGBTİ+’lara yönelik baskılar gibi farklı başlıklarda Türkiye’ye eleştiriler yöneltti.

CEZAEVLERİ İÇİN “İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMALE YAYGIN” TESPİTİ

Ciddi aşırı kalabalık ve kötü yaşam koşulları nedeniyle Türkiye’deki cezaevlerinin “vahim durumunda hiçbir iyileşme olmamasından derin endişe” duyan Komisyon:

Avrupa Konseyi de dahil olmak üzere, işkence ve kötü muamelenin yaygın olduğuna, ayrıca hijyen, sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlara ve bilgiye erişimin ciddi şekilde kısıtlandığına dair raporlar mevcuttur; çocukların, yaşlıların ve ağır hasta mahkumların cezaevi koşullarından özellikle endişe duymaktadır; zira bu koşulların, Avrupa Konseyi İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezalandırmayı Önleme Komitesi (CPT) tarafından belirlenen standartlarla uyumlu olmadığı bildirilmektedir; binlerce mahkumun erken veya koşullu salıverilmesinin önünü açan ceza infaz hukukuna ilişkin son yasal reformları not eder; Türk makamlarını, bu reformların siyasi güdümlü ve ayrımcı bir şekilde uygulanmasından kaçınmaya ve yaşlılar, hastalar, engelliler ve çocuklu anneler de dahil olmak üzere kırılgan durumdaki mahkumların salıverilmesine öncelik vermeye çağırır; Türk makamlarını, işkence ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik yasal güvencelerin yetersizliğini gidermek ve işkence, kötü muamele ile suistimal vakalarını ihbar eden başvurulara yönelik müdahaleleri iyileştirmek amacıyla cezaevi politikasını reforme etmeye çağırır; yerel insan hakları örgütlerinin, 2016 yılından bu yana zorla kaybedilme vakalarında yeniden artış yaşandığı konusunda uyarıda bulunan raporlarından endişe” duymaktadır.

HÜKÜMETE SÜREÇ ELEŞTİRİSİ: “OYALAMA TAKTİKLERİ, KIRILGANLAŞTIRIYOR”

“Terörsüz Türkiye girişimi kapsamındaki çabaları takdir” eden Komisyon, “Bununla birlikte, oyalama taktikleri ve sürecin sonraki adımlarına yönelik tutumuyla süreci dış gelişmelere karşı daha kırılgan ve savunmasız hale getirirken yeni kutuplaşmalara da alan açan Türk hükümeti kanadındaki zamanında ve kararlı adım eksikliğinden üzüntü duyar; terörle mücadele mevzuatının geniş kapsamlı uygulanmasının meşru siyasi faaliyetleri, barışçıl muhalefeti, sivil toplum çalışmalarını ve bağımsız medyayı kısıtlamak amacıyla kullanılmasının engellenmesi gerektiğinin altını çizer; bu girişime baskı ortamının ve demokratik yerel yönetimlerin kısıtlanmasının eşlik etmesinden derin üzüntü duyar; Kürt vatandaşların karşı karşıya kaldığı, demokratik ilkeleri ve toplumsal uyumu zedeleyen süregelen siyasi baskılardan, yargısal tacizlerden ve kültürel ile dilsel hakların kısıtlanmasından üzüntü duyduğunu belirtir; TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun nihai raporunu not eder” vurgusunda bulundu.

“KALICI BARIŞ İÇİN KURUMSAL BİR ÇERÇEVE OLUŞTURMA” ÇAĞRISI

“Sürecin, Kürt sorununun siyasi, sosyal, demokratik ve güvenlikle ilgili boyutlarına barışçıl ve sürdürülebilir bir çözüm sunacak, Kürt haklarına yönelik yasal reformları hayata geçirecek ve Türk toplumundaki farklı gruplar arasında uzlaşıyı sağlayacak noktaya gelmesi için TBMM’ye öncü bir rol verilerek ilerlemeye devam etmesini ümit eden” Komisyon, “Bu sürecin, süregelen insan hakları sorunlarının ele alınması ve demokratik kurumların güçlendirilmesi için bir fırsat olması gerekti vurgular; başta Türk Hükümeti olmak üzere tüm paydaşları, son on yıldır hâkim olan güvenlik odaklı yaklaşımı geride bırakarak, AB ile önemli bir iş birliği alanı olmayı sürdüren terörle mücadele mevzuatını ve diğer yasalar ile bunların uygulanmasını AB ve Avrupa Konseyi insan hakları standartlarıyla uyumlu hale getirmek suretiyle, reformları ilerletmek ve insan hakları korumalarını güçlendirmek için bu süreçten tam anlamıyla yararlanmaya teşvik eder”.

×Komisyon, Türk makamlarını, Kürt sorunu etrafında onlarca yıldır süregelen çatışmalardan kaynaklanan zorla kaybedilme, zorunlu göç ve diğer ağır insan hakları ihlallerini ele almak amacıyla, kalıcı bir barış sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak kurumsal bir çerçeve oluşturmaya çağırır; çoğulcu izleme mekanizmalarının kurulmasını ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun tavsiyelerinin uygulanması da dahil olmak üzere, insan hakları örgütleri ile sivil toplum aktörlerinin sürece anlamlı bir şekilde dahil edilmesini ısrarla talep eder.

29 OCAK ANLAŞMASI: “KÜRT KÜLTÜREL VE DİLSEL HAKLARININ TARİHİ ŞEKİLDE TANINMASI”

Hamas’la ilişkisi, Yunanistan’la yaşanan gerilimler ve Kıbrıs konusundaki yaklaşımı nedeniyle hükümete eleştiriler yönelten Komisyon, Suriye konusunda şunları dile getirildi:

×Komisyon, Türk kuvvetlerinin ülkedeki kalıcı varlığından ve Türkiye destekli silahlı grupların, IŞİD’e karşı yürütülen uluslararası mücadelede belirleyici rol oynayan gruplar da dahil olmak üzere Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusundaki son şiddet olaylarına müdahil olmasından endişe duymaya devam etmektedir; Türkiye’nin kontrolü altındaki işgal altındaki bölgelerde uzun vadeli askeri altyapı ve idari yapılar kurulmasını kınar; Türkiye’yi, Suriyeli makamlarla yapıcı bir ilişki kurmaya, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeye ve Kürtler dahil tüm Suriyelilerin güvenlikten ve temel haklardan yararlanabilmesini sağlarken kendi güvenlik endişelerini uluslararası hukuka tam uyum içinde ele almaya ve Suriye’nin iç süreçlerine yönelik her türlü müdahaleden kaçınmaya çağırır;

Komisyon, Suriye ordusu ile Kürt liderliğindeki Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasındaki son şiddet sarmalı sırasında sivil nüfusa yönelik düzenlenen, çok sayıda ölüme ve çok sayıda sivilin yerinden edilmesine neden olan saldırıların yanı sıra insani yardıma erişim eksikliğini kınar; Suriye geçici hükümeti ile DSG arasında imzalanan ve Kürt güçleri ile kurumlarının devlete kademeli olarak entegrasyonunu ve Kürt kültürel, dilsel ve sivil haklarının tarihi bir şekilde tanınmasını öngören son anlaşmanın, ülkedeki kapsayıcı bir siyasi geçişin başarısı için kilit öneme sahip olan Suriye’nin kuzeydoğu bölgesinde istikrarı sağlamasını ümit eder; bölgesel güvenlikte yaşanacak herhangi bir ciddi bozulmanın IŞİD’i yeniden canlanmasını tetikleyebileceği konusunda uyarır; Suriye’deki gözaltı tesislerinden kaynaklanan yetişkin IŞİD savaşçılarının veya şüphelilerinin Türkiye’ye veya Türkiye üzerinden gerçekleştirilecek her türlü naklinin, sınır ötesi transferler de dahil olmak üzere, etkili gözetim, izleme ve bilgi paylaşımı düzenlemelerine tabi kalması gerektiğini vurgular.

AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE İZLENECEK YOL: “MEVCUT DURUMDA KATILIM SÜRECİ BAŞLATILAMAZ”

“Türk hükümetinin ülkedeki temel demokratik eksiklikleri gidermek için gerekli adımları atmayı ihmal ettiği yönündeki görüşünü yineleyen” Komisyon, “Bu nedenle, Türkiye toplumunun büyük bir kesiminin demokratik ve Avrupa yanlısı özlemlerini kabul etmekle birlikte, mevcut koşullarda Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin yeniden başlatılamayacağını savunmaya devam eder; ilgili Türkiye muhalefet figürlerinin yakın zamanda yaptığı, yeniden angajman kurulmasını ve katılım müzakerelerinin tekrar açılmasını savunan çağrılarını not eder; bu yenilikçi ve cesur yaklaşımı takdir ettiğini ifade eder; ancak Türk hükümetinden, somut ve güvenilir eylemler yoluyla AB yoluna yeniden bağlı kalma niyetinde olduğuna dair net bir sinyal gelmediği sürece, bu yaklaşımı destekleme konusunda şüpheci yaklaşımını korumaktadır;

Bununla birlikte, yakın gelecekte demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında gerilemenin devam etmesinin, ülkeyi AB’den daha da uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramayacağı; ticaret, enerji veya güvenlik gibi karşılıklı çıkar alanlarında iş birliği ve ortaklığın gerçek anlamda geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan güveni zedeleyeceği görüşündedir”.

Raportör Amor’dan Türkiye Raporu açıklaması: AB’ye giden yol İHA fabrikalarından değil, cezaevlerinden başlar

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz