ABD ile İran arasındaki mutabakatın bir başlığı olan Lübnan’daki savaş ve buradaki gelişmeler, mutabakatın geleceğini belirsiz kıldığı gibi Trump ile Netanyahu ilişkisinde de gerilime yol açıyor. Trump’ın önerisi, İsrail’in Hizbullah’la mücadeleyi Şara’nın Suriye’sine bırakması. Peki, böyle bir şey mümkün mü ve Şara istekli mi?
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşı sonlandırmak için Pazar günü (14 Haziran) mutabakat zaptı duyuruldu. Tarafların açıklamaları ve kamuoyuna yansıyan bilgiler mutabakat zaptının Lübnan’daki savaşı da kapsadığı yönünde. Ancak belirsizlik sürüyor.
Körfez’de dengeler değişiyor: ‘Tam bir felaket’
ABD-İran mutabakatı: Trump’a göre zafer, analistler ise aksini söylüyor
Lübnan’da faaliyet yürüten Hizbullah 2 Mart’ta, İran’a destek amacıyla İsrail’e yönelik saldırılara başladı ve ardından İsrail’in hava ve kara harekatları gündeme geldi. Özellikle Lübnan’ın güneyinde yoğunlaşan çatışmalar hala sürüyor. İsrail zaman zaman başkent Beyrut’u da hedef alan yıkıcı saldırılar gerçekleştirdi ve halihazırda Lübnan’ın güneyinde kritik bazı bölgeleri kontrol altında tutuyor.
ABD ile İran arasında 8 Nisan’da ateşkes ilan edildikten ve ardından görüşmeler başladıktan sonra Lübnan’da benzer gelişmeler gündeme geldi. İsrail ile Lübnan heyetleri, 34 yıl sonra 12 Nisan’da ilk kez ABD’nin arabuluculuğunda Washington’da bir araya geldi ve 16 Nisan’da ateşkes ilan edildi. Şimdiye kadar dört kez görüşen İsrail ile Lübnan heyetlerinin son olarak 3-4 Haziran’da bir araya geldi ve ateşkes kararı sürdürüldü, ancak sahada İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar devam ettiği için ateşkes kararı hayata geçemedi.
İsrail-Hizbullah çatışması durmuyor
ABD ile İran arasındaki görüşmelerde Lübnan’daki savaş önemli bir başlık olageldi. ABD İran’dan Lübnan’daki Hizbullah dahil vekil güçlere verdiği desteği kesmesini istedi; İran ise olası bir anlaşma için Lübnan’da da kalıcı bir ateşkesin ilan edilmesini ve İsrail’in saldırılarını sonlandırmasını talep etti.
Pazar günü ABD ile İran arasında duyurulan mutabakat zaptının Lübnan’ı kapsadığı bildirildi. Ancak İsrail, Lübnan’da kontrol altında tuttuğu yerlerden çekilmeyeceğini ve Hizbullah’ın saldırılarına cevap vermeye devam edeceğini duyurdu. Bu durum, İsrail’in tarafı olmadığı ABD-İran mutabakat zaptının geleceğini belirsiz kılan önemli bir gelişme.
TRUMP, HİZBULLAH’I ŞARA’NIN SURİYE’SİNE HAVALE ETMEK İSTİYOR
Lübnan’daki kırılgan durum devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump’tan dikkat çekici bir açıklama geldi. Trump, G-7 zirvesi için bulunduğu Fransa’da yaptığı açıklamada, İran ile mutabakatın önemine değindi ve bu çerçevede Lübnan’daki gelişmelere değindi. İsrail’in Lübnan’daki saldırılarından rahatsız olduğunu bir kez daha dile getiren Trump, şunları söyledi:
דSuriye’de göreve getirdiğimiz lider harika bir iş çıkarıyor. Hizbullah konusunda da çok başarılı. İsrail uzun süredir Hizbullah ile savaşıyor ve çok fazla insan hayatını kaybetti. İsrail’e ‘Bırakın Hizbullah ile Suriye ilgilensin’ dedim. Açık konuşmak gerekirse İsrail’den daha iyi bir iş çıkarırlar.
Bunu kendilerine de söyledim ama biliyorsunuz Suriye lideri çok becerikli ve ülkeyi de toparlamayı başardı. Eğer İsrail bunu yapamıyorsa Suriye başarabilir.”
Trump: İran’la ikinci aşamaya geçtik
Bu açıklaması Trump’ın İsrail ile bir süreden beri Lübnan nedeniyle yaşadığı anlaşmazlığı bir kez daha görünür kılmakla birlikte, Suriye’ye dair bir süreden beri gündemde olan iddiaları da teyit ediyor. Netanyahu Trump’ın Lübnan ile ilgili ısrarına olumsuz yanıt veriyor. Öbür yandan Suriye konusunda da Trump’ın şimdilik istediği sonucu elde edemediği kaydediliyor.
‘İran anlaşması ile yolları çatışma noktasına geldi’ | Reuters Netanyahu-Trump ‘çatışmasını’ yazdı
ŞARA, TRUMP’IN HİZBULLAH İLE İLGİLİ TEKLİFİ İÇİN NE DİYOR?
Trump’ın Hizbullah’ı “göreve getirdiklerini” söylediği Ahmed Şara liderliğindeki Suriye geçici hükümetine havale etmek istediğine ilişkin açıklaması, bir süreden beri gündemde olan iddiaları doğruluyor. Bu konuyu The Amargi internet sitesinde Eve Morris-Gray de “İran-ABD ateşkesi Lübnan ve Suriye için ne anlama geliyor?” başlıklı haber-analizinde ele aldı. Morris-Gray, şunları yazıyor:
דABD, Şam’ı Washington ve Tel Aviv’in Lübnan’daki Hizbullah’a karşı yürüttüğü çabalara dahil olmaya zorladı. Başkan Trump, Şam’ın Hizbullah’a karşı ‘bir rol oynayabileceğini’ öne sürdü. Esad’ın düşüşüne kadar İran, 375 km uzunluğundaki Suriye-Lübnan sınırını Hizbullah ile önemli bir ikmal yolu olarak kullanıyordu.
Suriye Arap Ordusu birlikleri, takviye birliklerinin gelmesiyle birlikte Suriye-Lübnan sınırında stratejik olarak yeniden konumlanmıştı.
Geçtiğimiz hafta Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suriye Arap Ordusu birliklerinin Suriye-Lübnan sınırında stratejik olarak yeniden konuşlandığını ve takviye birliklerinin geldiğini bildirdi. Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Şam kırsalındaki önemli devlet adamları ve ileri gelenlerin katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşmada, Suriye’nin Lübnan’a müdahale edebileceği yönündeki iddiaları doğrudan reddetti.
Bugün Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Ahmed Mevfak Zeidan, El-Arabiya’ya yaptığı açıklamada, ABD’nin Şam’a Lübnan’a müdahale önerisinde bulunduğunu ancak Suriye Devlet Güçleri’nin bunu reddettiğini ve Lübnan devletinin egemenliğini vurguladığını doğruladı. Zeidan, Suriye’nin Lübnan’ın iç işlerine askeri veya güvenlik müdahalesinde bulunmakla ilgilenmediğini de belirtti. Ayrıca, Hizbullah’ı Suriye devletine sorun çıkarmakla ve Esad yanlısı ağları desteklemekle suçlayarak eleştirdi.
El-Şara konuşmasında ayrıca Şam ve Beyrut’un, şu anda kısmen İsrail tarafından işgal altında olan Şehba Çiftlikleri üzerindeki çakışan hak iddiaları gibi sınır belirleme anlaşmazlıklarına ilişkin tartışmalı görüşmeleri erteleme konusunda anlaştıklarını da paylaştı.
Ayrıca, bu bölgede ‘silahsızlandırılmış bir güvenlik tampon bölgesi’ oluşturmaya çalışan Tel Aviv, İsrail’in ilk olarak 1967’de işgal ettiği ve 1981’de resmen ilhak ettiği Golan Tepeleri’ndeki yerleşim yerlerinden vazgeçmeyi reddediyor. Tel Aviv, Esad’ın düşüşünden sonra 1974 tarihli geri çekilme anlaşmasını hiçe sayarak güney Suriye’deki varlığını daha da genişletti. El-Şara, bu durumu Washington’un Suriye’nin Abraham Anlaşmaları’nı imzalaması ve İsrail ile diplomatik ilişkileri resmileştirmesi yönündeki baskısını reddetmesinin nedeni olarak gösterdi.
Aynı zamanda, Suriye ve Lübnan arasındaki ikili ilişkiler ve iş birliği de genişliyor. Geçtiğimiz ay, Lübnan Ulaştırma Bakanı, Suriye, Türkiye, Ürdün ve Suudi Arabistan’ı birbirine bağlayacak yeni hatların da yer alacağı daha geniş bir bölgesel bağlantı projesinin parçası olarak, Trablus’u El-Abboudieh sınır bölgesiyle bağlayan demiryolu hattının geliştirilmesi planını açıkladı.
Lübnan halihazırda yerinden edilmiş Suriyelilerin işgücüne bağımlı durumda ve bu kişiler güvencesiz çalışma koşullarında ekonominin kilit sektörlerini ayakta tutuyor. Hem Lübnan hem de Suriye, sahip oldukları rekabet avantajlarını paralel yeniden yapılanma çabalarını ilerletmek için kullanmaya çalışıyor.”







