Avrupa Parlamentosu raporunun taslak metninde Türkiye’ye uygulanmayan AİHM-AYM kararlarından kayyumlara, cezaevlerindeki işkenceden Suriye politikasına kadar birçok başlıkta ağır eleştiriler yöneltildi. Hükümetin “oyalama taktikleri ve sonraki adımlarına yönelik tutumu, süreci daha kırılgan ve dış gelişmelere karşı daha savunmasız hale getirdiği” belirtilen rapor metninde Türkiye’ye “kalıcı barış için kurumsal bir çerçeve oluşturma” çağrısı yapılıyor.
Nedim TÜRFENT
Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda 17 Haziran’da oylanacak Türkiye raporunun taslak metnine, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaptırım listesine alınması önerisi girdi.
AP’den Akın Gürlek hamlesi: Yaptırım listesine alınması istendi
“KAYYUMLAR, YEREL DEMOKRASİYE AÇIK BİR SALDIRIDIR”
Genel Kurul’da görüşülmesine yarın başlanacak olan raporda Türkiye ile ilgili tutuklu gazetecilerden LGBTİ+’lara yönelik baskılara, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeden Kıbrıs sorununa kadar farklı başlıklarda Türkiye ile ilgili değerlendirmeler yer aldı.
Hükümetin muhalefet partilerinin belediyelerine dönük operasyon ve kayyumlara dikkat çekilen raporda, “Avrupa Parlamentosu, Türkiye’de yerel demokrasinin daha da kötüleşmesinden ciddi endişe duyar; muhalefet partilerinden seçilmiş 28 belediye başkanının ve onlarca yerel yetkilinin görevden alınmasını ve tutuklanmasını, ayrıca 11 belediye başkanının yerine hükümet tarafından atanan kayyumların getirilmesini, çoğu zaman Türkiye’nin terörle mücadele mevzuatının aşırı geniş ve keyfi uygulanması veya asılsız yolsuzluk iddialarıyla bağlantılı olarak şiddetle kınar; kayyum atama uygulamasının yerel demokrasinin en temel ilkelerine açık bir saldırı olduğunu yineler; Türk yetkililerini, muhalif belediyelere yönelik baskıyı – mali varlıkların seçici olarak ele geçirilmesi de dahil olmak üzere – derhal durdurmaya ve tersine çevirmeye ve seçmenlerin kendi seçtikleri temsilcilerini seçme haklarına saygı göstermeye çağırır” denildi.
CEZAEVLERİ İÇİN “İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMALE YAYGIN” TESPİTİ
AP’nin Türkiye’deki cezaevlerindeki “aşırı kalabalık ve kötü yaşam koşulları nedeniyle durumun iyileşme göstermemesinden duyduğu derin endişeye” yer verilen raporda şu tespitlere yer verildi:
×AP, Avrupa Konseyi de dahil olmak üzere çeşitli raporların işkence ve kötü muamelenin yaygın olduğunu, hijyen ve sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlara ve bilgiye erişimin ciddi şekilde sınırlı olduğunu belirtir; hamile kadınların tutukluluk öncesi gözaltında tutulduğuna dair raporları not eder; Türkiye’yi hamile kadınlar için gözaltı dışı tedbirlere öncelik vermeye ve BM Bangkok Kuralları’nın kadın mahkumlar için tam olarak uygulanmasını sağlamaya çağırır; özellikle reşit olmayanların, yaşlıların ve ağır hasta mahkumların hapis koşullarından endişe duyar; bu koşulların Avrupa Konseyi İşkence ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezanın Önlenmesi Komitesi tarafından belirlenen standartlarla bağdaşmadığı bildirilmektedir; son dönemde hapis yasasında yapılan ve binlerce mahkumun erken veya şartlı tahliyesinin yolunu açan yasal reformları not eder. Türk yetkililerini, bu reformların siyasi güdümlü ayrımcı bir şekilde uygulanmasından kaçınmaya ve yaşlılar, hastalar, engelliler ve çocuklu anneler de dahil olmak üzere savunmasız mahkumların tahliyesine öncelik vermeye çağırır; Türk yetkililerini, işkence ve kötü muameleyi önlemeye yönelik yetersiz yasal güvenceleri gidermek ve işkence, kötü muamele ve istismar vakalarını ihbar eden davalara yanıtlarını iyileştirmek için cezaevi politikalarını reforme etmeye çağırır; yerel insan hakları örgütlerinin 2016’dan bu yana zorla kaybetmelerde yeniden bir artış olduğuna dair uyarı raporlarından endişe duyar.
UYGULANMAYAN AİHM KARARLARI: “AĞIR BİR YETKİ SUİSTİMALİ VE AÇIK BİR SAYGISIZLIK”
Türkiye’nin uygulamadığı AYM’nin Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararlarının hatırladığı raporda ayrıca şu değerlendirmeler yer aldı:
“AP, Komisyonu ve Üye Devletleri, Türkiye’yi ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamaya ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmasıyla ilgili ilgili fonlama koşullarını uygulamaya çağırmak için tüm diplomatik kanalları kullanmaya davet eder; Türk makamlarının, HDP eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi önde gelen isimleri -9 yılı aşkın süredir- ve insan hakları savunucusu Osman Kavala’yı -8 yılı aşkın süredir- siyasi gerekçelerle yasadışı bir şekilde tutuklu tutma kararını en güçlü şekilde kınamaktadır; ilgili AİHM kararlarına rağmen, derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalarını talep etmektedir; Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmak yerine, 6 Ocak 2026’da, 2015 yılında yaptığı konuşmalara dayalı farklı bir davada bir yıldan fazla ek hapis cezasına çarptırılmasını dehşetle karşılamaktadır; bu durum, AİHM’nin serbest bırakılması yönünde verdiği üç emsal karara (sonuncusu 3 Kasım 2025’te kesinleşmiştir) rağmen gerçekleşmiştir; bu eylemleri ağır bir yetki suiistimali ve hukukun üstünlüğüne karşı açık bir saygısızlık olarak değerlendirmektedir.”
SÜREÇ: “HÜKÜMETİN OYALAMA TAKTİKLERİ, KIRILGAN HALE GETİRİYOR”
Raporda süreç için “bu girişim, PKK’nin feshedilmesinin açıklanması gibi önemli atılımların yolunu açmıştır; ancak, Türk hükümetinin zamanında ve kararlı bir şekilde harekete geçmemesini, oyalama taktiklerini ve sürecin sonraki adımlarına yönelik tutumunu, süreci daha kırılgan ve dış gelişmelere karşı daha savunmasız hale getirmesini ve daha fazla kutuplaşmaya zemin hazırlamasını üzüntüyle karşılar” vurgusu yapıldı.
×AP, terörle mücadele mevzuatının geniş kapsamlı uygulanmasının meşru siyasi faaliyetleri, barışçıl muhalefeti, sivil toplum çalışmalarını ve bağımsız medyayı kısıtlamak için kullanılmasının önlenmesi gerektiğinin altını çizer; girişimin baskı ve demokratik yerel yönetimin kısıtlanması atmosferiyle birlikte yürütülmesini kınar; Kürt vatandaşlarının karşı karşıya kaldığı devam eden siyasi baskıyı, adli tacizi ve kültürel ve dilsel haklarının kısıtlanmasını üzüntüyle karşılar; bunlar demokratik ilkeleri ve toplumsal uyumu zayıflatmaktadır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun nihai raporunu dikkate alır; sürecin, Parlamentonun önemli bir rol üstlenmesiyle, Kürt sorununun siyasi, sosyal, demokratik ve güvenlikle ilgili boyutlarına barışçıl ve sürdürülebilir bir çözüm getirilmesi ve Kürt haklarına yönelik yasal reformların uygulanması, Türk toplumundaki farklı gruplar arasında uzlaşma sağlanması noktasına kadar ilerlemeye devam edeceği umudunu ifade eder.
“KALICI BARIŞ İÇİN KURUMSAL ÇERÇEVE” ÇAĞRISI
“AP, bu sürecin, uzun süredir devam eden insan hakları endişelerini ele almak ve demokratik kurumları güçlendirmek için bir fırsat olması gerektiğini vurgular; başta Türk hükümeti olmak üzere tüm paydaşları, terörle mücadele (ki bu AB ile önemli bir işbirliği alanı olmaya devam etmektedir) ve diğer mevzuatın ve bunların uygulanmasının AB ve Avrupa Konseyi insan hakları standartlarına uygun hale getirilmesi yoluyla, son on yılda hakim olan güvenlik odaklı yaklaşımı geride bırakarak, reformları ilerletmek ve insan hakları korumasını güçlendirmek için bu süreçten tam olarak yararlanmaya teşvik eder” belirlemesinin yer aldığı raporda şu çağrı yapıldı:
“AP, Türk makamlarını, Kürt sorunu etrafındaki on yıllarca süren çatışmalardan kaynaklanan zorla kaybetmeler, zorla yerinden edilmeler ve diğer ağır insan hakları ihlallerini ele almak için kalıcı bir barış sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak kurumsal bir çerçeve oluşturmaya çağırır; çoğulcu izleme mekanizmalarının kurulmasını ve Ulusal Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun tavsiyelerinin uygulanması da dahil olmak üzere insan hakları örgütlerinin ve sivil toplum aktörlerinin anlamlı bir şekilde dahil edilmesini teşvik eder.”
29 OCAK ANLAŞMASI VE TÜRKİYE’YE IŞİD UYARISI
Hamas’la ilişkisi ve Kıbrıs konusundaki yaklaşımı nedeniyle hükümete eleştirilerin yer aldığı raporda Suriye konusunda şunlar dile getirildi:
×AP, Türk kuvvetlerinin ülkedeki varlığının devam etmesinden ve Türk destekli silahlı grupların Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusundaki son şiddet olaylarına, özellikle de IŞİD’e karşı uluslararası mücadelede belirleyici rol oynayan gruplara yönelik saldırılara karışmasından endişe duyar; Türk kontrolündeki işgal altındaki bölgelerde uzun vadeli askeri altyapı ve idari yapıların kurulmasını kınar; Türkiye’yi Suriye yetkilileriyle yapıcı bir şekilde işbirliği yapmaya, Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeye ve güvenlik endişelerini uluslararası hukuka tam olarak uygun şekilde ele almaya, Kürtler de dahil olmak üzere tüm Suriyelilerin güvenlik ve temel haklarından yararlanmasını sağlamaya ve Suriye’nin iç süreçlerine herhangi bir müdahaleden kaçınmaya çağırır;
Suriye ordusu ile Kürt liderliğindeki Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasındaki son şiddet olaylarında sivillere yönelik saldırıları kınar; bu saldırılar çok sayıda ölüme ve çok sayıda sivilin yerinden edilmesine, ayrıca insani yardıma erişimin engellenmesine neden olmuştur; Suriye geçiş hükümeti ile DSG arasında varılan ve Kürt güçlerinin ve kurumlarının devlete kademeli entegrasyonunu ve Kürt kültürel, dilsel ve medeni haklarının tarihi olarak tanınmasını öngören son anlaşmanın, ülkedeki kapsayıcı bir siyasi geçişin başarısı için kilit önem taşıyan Suriye’nin kuzeydoğu bölgesinde istikrarı sağlayacağı umudunu ifade eder; bölgesel güvenliğin ciddi şekilde bozulmasının IŞİD’in yeniden canlanmasına yol açabileceği konusunda uyarır; Suriye’deki gözaltı tesislerinden kaynaklanan yetişkin IŞİD savaşçılarının veya şüphelilerinin Türkiye’ye veya Türkiye üzerinden herhangi bir transferinin, sınır ötesi transferler de dahil olmak üzere, etkin gözetim, izleme ve bilgi paylaşımı düzenlemelerine tabi olması gerektiğini vurgular.
Raporda, “Türkiye, özellikle Kürtlerin kontrolündeki bölgeleri hedef alarak Suriye topraklarında geniş çaplı askeri operasyonlar yürütmüş ve Kuzey Suriye’deki toprakları işgal etmiştir; bunların her ikisi de uluslararası hukukun ihlalidir” vurgusu yapıldı.
RAPOR 17 HAZİRAN’DA OYLANACAK
AP’nin İspanya temsilcilerinden ve aynı zamanda Türkiye Raportörü olan Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan rapor, 16 Haziran’da Strasbourg’da yapılacak genel kurul oturumunda görüşülecek.
Görüşmelerin ardından rapora nihai halini verecek olan oylama ise 17 Haziran’da yapılacak.







