Bismil’de son yıllarda satışa çıkarılan tarım arazilerinin sayısı artıyor. Çiftçi temsilcilerine göre bunun temel nedeni kuraklık, yükselen maliyetler ve borç yükü. Bir de her gün büyüyüen ‘tefeci’ yükü. Her yıl onlarca aile her şeyini satıp, göç etmek zorunda kalıyor.
HABER MERKEZİ- Tarım ağırlıklı ekonomiye sahip Kürt illerinde ekonomik kriz, kuraklık ve artan üretim maliyetleri çiftçilerin finansmana erişimini zorlaştırırken, bölgede tefecilik yeniden tartışma konusu oldu. Çiftçi örgütleri ve hukukçular, resmi kredi kanallarına ulaşamayan üreticilerin yüksek faizli borç ilişkilerine sürüklendiğini, bunun da göçten iflasa, şiddet olaylarından intiharlara kadar uzanan ağır sonuçlar doğurduğunu söylüyor.
Bölgede çiftçilerin yaşadığı sorunları mercek altına MA’dan Azad Altay imzalı dosya habere göre, Bismil ve Urfa, tefecilik tartışmalarının yoğunlaştığı merkezlerden ikisi.
Bismil’de çiftçiler, esnaf ve bazı işletme sahipleri, artan maliyetler ve daralan finansman imkanları nedeniyle kayıt dışı borç ağlarına yönelmek zorunda kaldıklarını anlatıyor.
ÇİFTÇİ NEDEN BORÇ BATAĞINA SÜRÜKLENİYOR?
Bölgede faaliyet gösteren üreticilere göre son yıllarda mazot, gübre, tohum ve ilaç fiyatlarındaki artış, tarımsal üretimin maliyetini önemli ölçüde yükseltti. Kuraklık nedeniyle verim kayıpları yaşanırken, bazı ürünlerde beklenen gelir elde edilemedi.
Bu tablo karşısında bankalardan kredi almakta zorlanan veya mevcut kredi limitlerini dolduran çiftçiler, nakit ihtiyaçlarını karşılamak için farklı finansman yolları arıyor. Ancak birçok üretici için bu arayış, yüksek faizli borç ilişkilerine dönüşüyor.
Habere göre bölgede son dönemde “POS tefeciliği” olarak bilinen yöntemlerin de yaygınlaştığı belirtiliyor. Nakit sıkıntısı yaşayan kişiler, kredi kartları üzerinden yüksek komisyon karşılığında para temin ederken, borç yükü kısa sürede büyüyebiliyor.
×
CEZA ARTSA DA SUÇ ÖNLEN(E)MİYOR
Tefecilik yasalara göre suç. 2018’de tefeciliğe cezaların arttırılmasını öngören teklif 2020’de infaz düzenlemesiyle hayata geçirildi. Düzenlemeyle başkasına “ödünç para vermekle” oluşan tefecilik suçuyla ilgili TCK’nin 241. maddesinde öngörülen hapis cezasının iki yıl olan alt sınırı 3’e, 5 yıl olan üst sınırı ise 6 yıla çıkarıldı. Ancak tefeciliğin geldiği boyut, söz konusu cezaların caydırıcı herhangi bir niteliğinin olmadığını gösteriyor.
TOPRAK SATIŞLARI VE GÖÇLER ARTIYOR
Yerel kaynaklar, son yıllarda tarım arazilerinin satışında belirgin bir artış yaşandığını aktarıyor. Borçlarını ödeyemeyen bazı çiftçilerin önce traktör ve ekipmanlarını, ardından da tarlalarını satmak zorunda kaldığı ifade ediliyor.

İlçede yaşayanlar, her yıl çok sayıda ailenin ekonomik nedenlerle bölgeden ayrıldığını söylüyor. Yerel kaynaklara göre bazı aileler borç baskısından kurtulmak amacıyla başka kentlere göç ederek izlerini kaybettirmeye çalışıyor.
Ekonomik sıkışmışlığın yalnızca çiftçileri değil, işletmeleri de etkilediği belirtiliyor. İlçede son dönemde iki büyük tekstil fabrikasının faaliyetlerini durdurduğu ifade edilirken, işverenlerin de finansman krizinden etkilendiği kaydediliyor.
TARIM POLİTİKALARI SORUNUN TEMEL KAYNAĞI
Amed Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu’na göre çiftçilerin yaşadığı krizin temelinde yıllardır biriken yapısal sorunlar bulunuyor.
Ziraat Odası’nın önerileri arasında çiftçiye düşük maliyetli kredi sağlanması, tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi ve üreticilerin krediye erişiminin kolaylaştırılması yer alıyor.
HUKUKÇULAR : MEVCUT YAPTIRIMLAR YETERLİ DEĞİL
Urfa Barosu’ndan avukat Serdar Gökkan ise tefeciliğin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal sorun haline geldiğini düşünüyor. Benzer sorun Urfa’da yaygın yaşanıyor. Gökkan, kentte yaygınlaşan tefecilik nedeniyle çok sayıda ailenin talarlarda çalışmak için Anadolu’nun çeşitli kentlerine gittiklerini anlatıyor. Oysa hepsi tarla sahibi.
Tefeciliğe karşı bir mücadelenin olmadığını dile getiren Gökkan, “Hukuki anlamda hem meclisin hem yürütmenin ciddi önlemler alması lazım. Önceki dönemlerde tefecilik operasyonu adı altında operasyonlar düzenlendi. Şahıslar 2 ay, 3 ay içinde tahliye oluyorlar. Mal varlığına ilişkin bir uygulama rejimi var mı? O da yok. Araştırılan bir durum var mı? O da yok. Yani asıl sermayeye inilmiyor. Sıcak paraya inilmesi lazım. Bu sıcak paranın nasıl dolaştığı tespit edilmesi lazım” diyor.
Gökkan’a göre borç ilişkileri bazı durumlarda aile içi krizlere, mal varlığı kayıplarına ve şiddet olaylarına yol açabiliyor. Mevcut yasal düzenlemelerin uygulamada yeterince etkili olmadığını savunan Gökkan, yalnızca bireysel operasyonların değil, para akışını ve mal varlıklarını hedef alan kapsamlı soruşturmaların gerekli olduğunu belirtiyor.







