BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Rahmi Koç yalnız değildir!

Rahmi Koç yalnız değildir!

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Ali Duran TOPUZ

“Ziman di devê te da lal bî!”

Bir Qoçgiri bedduası bu. Rahmi Koç ve benzerleri için söylenmiş. Dilin ağzında lal olsun. Beddua ile olacak işler değil bunlar ya kanunun, nizamın, askerin, polisin koruduğu büyük kötülere karşı elde imkan olmayınca dil devreye giriyor, hiç değilse suçu ve suçluluğu kayıtlara geçsin, hafızalara kazınsın, unutulmasın diye.

İzmir’de bir hastane açılışı. Herhangi bir hastane değil insan sağlığının sermayenin ahlaksız iştahına emanet edilişinin sembol isimlerinden birinin, (İşgalci Amiral Bristol’dan miras) “Amerikan” zincirinin yeni halkasının açılışı. Herkes çok neşeli, en neşelisi Rahmi Koç. Herkes de orada, eski başbakanlardan, gedikli ulaştırma bakanlardan, (hani İstanbul’da İmamoğlu’nun rakibiyken kendisinde Kürtlük bile olduğunu söyleyen) Binali Yıldırım, İzmir’in CHP’li işçi düşmanı belediye başkanı filan hep bir arada.

100 YILLIK MUTLU ORTAKLIK

Sermayenin Rahmi’si bir kapı ağzında, ayak üstü bir “fıkra” anlatıyor. Hastane açılışında tabii hastane, hekim, hasta fıkrası anlatılacak. Fıkralar vahiyle gelmez, birileri birilerine anlatır, dinleyenler gülmezse çok yaşamaz, gülerse yaşar yayılır. Her anlatan, önceki anlatımlardaki gülüşleri kerteriz alır, hep güldürmüşse yine güldürür o halde güle güle anlatmaya başlanır. Koç’un anlatımındaki neşe daha önce defalarca anlattığını, hep güldürdüğünü bildiğini gösteriyor.

Dinleyenler fıkranın en alçakça yeri geldiğinde kahkahayı koyveriyorlar. Sermaye Rahmi’si 100 yıldır mutluydu zaten, şimdi ikinci yüzyıla gidiş mutluluğunu yaşıyor. Gedikli bakan, kısa dönem başbakan, mağlup belediye başkan adayı da basıyor kahkahayı. Bir kadın da var kadrajda o da basıyor kahkahayı. Fıkra kadınları aşağılıyor ama ne kadın, ne bakan ne de başka biri oldu mu şimdi demiyor, aksine canı gönülden gülüyor. Kadın nasıl güler? Kadınlar aşağılanıyor. Tamam ama “tüm kadınlar” değil, Kürt kadını.

İKTİDAR SÖZCÜSÜ BİLE TEPKİLİ!

Tepkiler malum, iktidara kadar vardı, AK Parti sözcüsü Ömer Çelik düzeltme ve özür gerektiğini söyledi, fakat mesela AK Parti’nin gedikli bakanı, Türkiye’nin son cumhurbaşanı, yerel seçimlerin loser’ı olsa da iktidarın hep makbul adamı olan Yıldırım’a bir şey demedi.

Tepkiler sadece basit bir “Kürt düşmanlığı” olarak da kodlanmadı, birçok kişi mesela Kürtlerin sağlık alanında çektiği “lisan” eziyetini dile getirdi gayet güzelce, yine birçok kişi Kürt düşmanlığının kişisel bir şey değil, yapısal, ideolojik bir şey olduğunu gayet güzel vurguladı. Elhak doğru. Ben de bu eksen üzerinde bağlayacağım sözlerimi, Ömer Çelik’in niye sadece Rahmi Koç’tan bahsedip başkalarından bahsetmediğini, niye lafı sözü genel tuttuğunu da anlamaya çalışarak.

SERMAYENİN IRKSAL YÜZÜ

Şimdi fıkraya dönelim, oradaki kadına. Koca Holding başkanı, “yönetim kurulları”nın ana dili İngilizce olan küreselleşmiş büyük sermaye grubunun lideri, memleketin iyi okullarında (Robert Kolej, boru değil) okumuş bir zengin oğlu zengin durduk yere birden niye böyle bir gaf, hata, terbiyesizlik filan yapar? Aslında ne gaf yapıyor, ne hata, düpedüz ırkçı anlayışını ortaya döküyor; ama bireysel değil yapısal bir ırkçılık bu. Coşku artınca denetim azalıyor, neşemize neşe katalım derken, zaten normal bilincinin de içeriğinde yer alan ırkçılığın, adlı adınca Kürt düşmanlığının bilincinin altından, derininden diline vuruveriyor. Devletin deriniyle yüzeyinin bir oluşu gibi ırkçı bilincin altı da üstü de, derini de yüzeyi de aynı türküleri söyler.

Kürt düşmanlığıyla işçi düşmanlığı aynı kişide birleşince iş daha da kolaylaşır; sermayesinin yüz yıllık birikimine birikim katan serüveni boyunca Kürtler ucuz emek stokunun en kolay lokması gibi göründü gözüne çünkü. Fıkranın “soyma”yla bağlantılı oluşu da tesadüf değil, sınıfsal soyguncu anlatıyor çünkü, en iyi bildiği şey “soymak” fiilinde alenileşiyor; ırksal boyut devreye girince de “kadını soyma”ya dayalı fantezi dünyası coşuyor. Kürt olursa kimse bir şey demez, diyor, öyle görmüş çünkü. “Eskiden Kürt diye bir şey bilmezdik” lafı, eskiden Kürtlere ne desek, ne yapsak dert olmazdı demek zaten.

Sermayenin ırksallaştırılması ile devletin ırkçılığı aynı arabayı çeken atlar olduğu için o anlatır başbakan güler, başbakan anlatır o güler.

ASLINDA BİR DİLEKÇE VERİYOR!

Fıkranın şu günlerde ağzından çıkıvermesini kolaylaştıran şeyse sürmekte olan ismi de cismi de henüz şekillenmemiş “çözüm süreci” aslında, itirazını kendi diliyle söylemiş oluyor, ne yaparsanız yapın “Kürt kadın” fıkrasının içerdiği ırkçı, cinsiyetçi dengeyi, hiyerarşiyi bozmayın, neşemiz kaçmasın yazılı bir dilekçe veriyor. Kolonyalist sömürgecinin bilincinin altıyla üstü libidinal saldırganlığın lisanıyla dile geliyor. Sömürgecilik sadece ekonomik, askeri ve ideolojik bir saldırganlık olarak zuhur etmez, aynı zamanda arzulara, kimliklere, bedenlere musallat olan ruhsal bir hegemonya biçimi olarak da zuhur eder. Sömürülenin bedenini, kimliğini, dünyasını kendi hazzı için de yeniden şekillendirerek yağmasını psişik düzeyde de sürdürür. Fırsatını bulursa icraya da döker, şu ünlü “Epstein” vakası bu mekanizmanın sermayenin küresel zirvesindeki organizasyonundan başka bir şey değildir. Her zaman küstahtır, bilir ki o yargılanmaz, o engellenmez, o susturulmaz, en fazla “özür dile, kapansın bu iş” uyarısına muhatap olur.

NOTLAR

1

SERMAYENİN EN MUTLU ZAMANLARI

Sadece Koç’un değil, bütün sermaye gruplarının en mutlu zamanlarından birindeyiz şu günlerde, ama Koç 100 yıllık biricikliğini kutluyor, grubun büyük erkeği Rahmi orda burda konuşup duruyor. Daha yılbaşında koşa koşa Külliye’ye gittiydi, sürekli artan kârlılık oranları nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını sunmak için. Babası da Çankaya köşkünde el pençe divan durur, şükranlarını sunardı. Nasıl sunmasın, “Ankara’da küçük bir bakkaldan” başlayan öykü bugün Rahmi’nin “yönetim kurullarımızın dili İngilizcedir” diye övündüğü küreselleşmiş sermaye düzeyine “devlet aklı” olmadan gelmez. O devlet de “sermaye aklı” olmadan mutlu olamıyor ki yüz yıldır devletin başına kim gelmiş kim geçmişse hepsi hep korumuş kollamış bunları, Koç denilen de bu semirtiklerin ağa babalarından. Babasını acayip, öyle böyle değil, büyük Atatürkçü diye anlatıyor Rahmi, torunları da onun aslında ne güzel Erdoğancı olduğunu anlatır muhtemelen. Koç’un “huzurunda” iktidarın ve muhalefetin önemli bireylerinin bir araya gelmesindeki hikmet de burada gizli; partiler birbirine muhalefet olabilir ama sermayeye ve devlete aynı şekilde bağlıdırlar.

2

Rahmi Koç yakınlarda Oksijen gazetesine konuştu, mutluluğu, neşesi o konuşmada da böyle yüksek düzeylerdeydi, orada fıkra anlatmadı, çünkü sermaye/devlet ilişkisinin kendilerine neşe, kalanlara acı veren büyük fıkrasını anlatıyordu zaten.

https://gazeteoksijen.com/koc-100-yil-gazetesi/koc-holding-seref-baskani-rahmi-m-koc-anlatiyor-dunyanin-duzeni-degisti-turkiye-tum-gucunu-kullanmali-275845

3

KABAHATİ AÇIKLAYAN ÖZÜR

Yazıyı tamamlayıp yayın için gönderdikten sonra Koç Holding açıklaması diye bir metin yayınlandı. “Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür diliyorum. Üzüntümü samimiyetle paylaşmak istiyorum. Saygılarımla. M. Rahmi Koç.”

Fıkradan bile kısa ve gerçekten de fıkra gibi açıklama. Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti yoksa anlatılan kişi niye “Kürt” ve elbette niye kadın? Açıklama diyor ki “Kürt” dedim ama bir kimliği kast etmedim, çünkü akıl dünyası, ırksallaştırılımış kafası “Kürt” diye bir kimlik tanımıyor, kabul etmiyor. Hakkını teslim edelim, Türkiye özür kültürünün son 25 yılında gördüğümüz türden, “Ben yanlış konuşmadım siz yanlış anladınız” mekanizmasına başvurmuyor, “içtenlik” diyor, “samimiyet” diyor. İçten olan, içinde olan, içine oluşturan şey “Kürt” diye bir kimlik olmadığı, “samimi” olduğu şeyse üzüntüsü, “Eskiden Kürt diye bir şey bilmezdik”çi kafa konuşuyor, doğal olarak da üzülüyor. O bildiği yerden konuştu ama tepki bilmediği yerden geldi. Zaten muhtemelen AK Parti tepki göstermese buna da ihtiyaç duymazdı. Rahmi de Vehbi de “önce devlet” şiarıyla yol yürür, çünkü öyle demeyene devlet niye baksın beslesin, büyütsün, semirtsin? Hakaret ederken Kürt denilir ama hiç özür dilerken Kürt denilir mi?

Ali Duran TOPUZ kimdir?

1994 yılında başladığı gazeteciliğinin 17 yılını Radikal Gazetesi’nde geçirdi. Gazete Duvar’ın kurucu editörleri arasında yer aldı. “Dünya Hali” (Radyo Sputnik) programını ve İMC TV’de sunuculuk ve medya eleştirisi yaptı. Gazete Duvar’dan ayrıldıktan sonra Artı Gerçek’te köşe yazmaya başladı. Hukuk, çalışma hayatı ve siyaset üzerine yazılarla öykü ve şiir yazıyor.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz