Hapishanedeki bir lider olarak Öcalan’ın elimizde bir kare fotoğrafı vardır ve her bir fotoğraf bize bir imge verir. Ama önce zihnimizde beliren bir fotoğraf vardır; burada, ilk bakışta bir tutsak portresi durur: Duvar, demir kapı ve 12 metrekareye hapsedilmiş bir lider.
Öcalan karşıtlığı devlet için güvenlik, muhalifleri için ideolojik ayrışma üzerinden açıklanır. Oysa mesele ikisi de değildir. Öcalan, Türkiye’de devletin, ulusun ve siyasal meşruiyetin nasıl tanımlandığıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle Öcalan karşıtlığı yalnızca bir örgüte ya da bir lidere yönelik tepki değildir; alternatif bir siyasal öznenin ortaya çıkışına verilen tarihsel ve hegemonik bir cevaptır. Bu iç kalenin toplumsal karşılığı, Gramsci’nin bahsettiği hegemonya alanıdır…






