BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Komünal eko-ekonomi, kooperatifleşme ve kadın kooperatifleri

Komünal eko-ekonomi, kooperatifleşme ve kadın kooperatifleri

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Rojava pratiğinde kadın öncülüğünde kurulan kadın köyleri ve kooperatifler, üretimin toplumsal ihtiyaç temelinde yeniden örgütlenmesi bakımından önemli bir laboratuvar niteliği taşıyor. Burada kooperatif yalnızca ekonomik faaliyet alanı değil; demokratik katılımın, yerel öz-yönetimin ve toplumsal dayanışmanın kurumsal biçimlerinden biri haline geliyor.

Menekşe KIZILDERE 

İçinden geçtiğimiz çağın temel krizlerinden biri ekonomik krizdir. İliklerimize kadar bu krizi hem küresel hem yerel olarak yaşamaktayız. Bu çağın yetişkinleri olarak anne-babalarımızdan çok daha yoksul kuşaklar olduğumuz artık açık. Ancak bugün yaşanan kriz yalnızca enflasyon, işsizlik ya da gelir dağılımı bozukluğu ile açıklanamaz. Karşı karşıya olduğumuz durum aynı zamanda toplumsal yeniden üretimin, yerel yaşam örgütlenmelerinin ve ekolojik varlıklarla kurulan ilişkinin çözülmesidir. Gıda krizinden iklim krizine, bakım emeğinin görünmezleşmesinden kırsalın ekonomik boşaltılmasına kadar birçok olgu aynı yapısal kopuşun farklı fotoğraflarıdır. (1)

Kapitalist modernite ekonomisi, üretimi yaşamın ihtiyaçlarından neredeyse tamamen ayırdı. Toprak, su, tohum, enerji ve emek piyasa içinde alınıp satılabilen metalara dönüştürüldü. Böylece ekonomi, yaşamı sürdürmenin kolektif örgütlenmesi olmaktan çıkıp sermaye birikiminin teknik mekanizmasına dönüştü. Ekolojik yıkım tam da burada ortaya çıkıyor. Çünkü mesele yalnızca doğaya verilen zarar değildir; üretimin amacı ile yaşamın maddi koşulları arasındaki bağın kopmasıdır. Hepimiz sorgulamıyor muyuz? Bu ekonomik düzen kim için işliyor? Emekçi, yoksul, kadın ve gençlik hatta geleceği kurmak için olmadığı açık.

Abdullah Öcalan, Demokratik Toplum Manifestosu’nda ekonomiyi toplumsal yaşamın maddi yeniden üretim alanı olarak ele alır. Ona göre ekonomi, toplumun barınma, beslenme, bakım, üretim ve ortak yaşam ihtiyaçlarının karşılandığı temel toplumsal alandır. Ekonominin tarihsel anlamı burada yatar. Modern kapitalist sistemin yarattığı temel kırılma ise ekonominin toplumsal ve etik bağlamından koparılarak piyasa merkezli birikim mantığına tabi kılınmasıdır.

Bu yaklaşım, çağdaş ekolojik ekonomi (Ecological Economics) literatürüyle de önemli bir ortaklık taşır. Ekonomi yalnızca üretim, tüketim ve piyasa değişiminden ibaret değildir; yaşamın maddi yeniden üretiminin örgütlenmesidir. İnsan topluluklarının barınma, beslenme, bakım, dayanışma ve süreklilik ihtiyaçlarını nasıl karşıladığı ekonominin esas alanını oluşturur. Bu açıdan eko-ekonomi yalnızca çevre dostu teknikler ya da yeşil büyüme politikaları anlamına gelmez. Eko-ekonomi, yaşamın ekolojik sınırlar içinde, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda ve yerel döngüler temelinde yeniden üretilmesidir (1).

Tam da bu nedenle komünal eko-ekonomi yalnızca alternatif bir kalkınma modeli değildir; farklı bir toplumsal örgütlenme mantığıdır. Toplumun müşterekler ve paylaşım üzerine bir ekonomik dönüşüme girmesi örgütlenmesini de daha dayanışmacı, güçlendirici ve ekolojik varlıklar açısından koruyucu kılacaktır.

Komünal ekonomi, üretimin toplumsal ihtiyaçlar için, kolektif karar alma mekanizmaları içinde ve yerel yaşamın sürekliliğini gözeterek örgütlenmesidir. Burada belirleyici olan kâr maksimizasyonu değil, yaşamın sürdürülebilirliğidir. Toprak, su, enerji, tohum ve bilgi yalnızca ekonomik girdiler değildir; ortak yaşamın maddi zeminidir.

Öcalan’ın özellikle vurguladığı noktalardan biri, toplumun ekonomik alan üzerindeki demokratik denetiminin kaybının yalnızca yoksullaşma değil, aynı zamanda toplumsal çözülme ürettiğidir. Ekonomik kararların toplumsal ihtiyaçlardan kopması, yaşamın kurucu dokusunun zayıflamasına yol açar. Bu nedenle komünal dönüşüm yalnızca devlet politikalarıyla ya da piyasa reformlarıyla gerçekleşmez. Aşağıdan kurulan kurumlar, yerel meclisler, müşterekler ve topluluk temelli üretim ağları bu dönüşümün asli taşıyıcılarıdır. Müştereklerin kolektif biçimde yönetilebilmesi yalnızca teorik bir öneri değil; tarihsel ve kurumsal olarak mümkündür (2). Abdullah Öcalan Kürt toplumuna birçok kez beklentisiz şekilde kendi gücüne dayanarak değer üretmeyi öğütler. Bu öğüdü aslında toplumsal yaşamı canlı odaklı kurmak isteyen tüm toplumlar için geçerlidir. Komünal ekonomik dönüşüm ne devletin ne piyasanın sunacağı bir lütuf değildir. Aslında toplum bu değeri yaratıp tüm düzeni değiştirme gücüne sahiptir.

Komünal eko-ekonominin pratik zemini birkaç temel ilkeye dayanır: yerel üretim ile yerel tüketim arasındaki ilişkinin yeniden kurulması, müştereklerin toplumsal denetime açılması, bakım emeğinin kolektifleşmesi, gıda, su ve enerji alanlarında topluluk temelli dayanışma ağlarının kurulması ve üretim süreçlerinin demokratik katılımla örgütlenmesi.

Kooperatifleşme tam da burada önem kazanır. Fakat kritik bir ayrım yapmak gerekir. Her kooperatif kendiliğinden komünal ekonomi anlamına gelmez. Bugün birçok kooperatif hukuki biçim olarak kolektif mülkiyet taşısa da fiilen piyasa rekabetinin mantığı içinde hareket etmekte, büyüme baskısı ve piyasa uyumu üzerinden işletmeleşmektedir.

Bu nedenle kooperatifin dönüştürücü niteliği yalnızca hukuki statüsünde değil; üretimin amacı, karar alma biçimi, toplumsal ilişkileri ve yerel yaşamla kurduğu bağda ortaya çıkar. Kooperatifleşme, piyasa içinde ayakta kalma tekniği olmaktan çıkıp toplumsal yaşamın komünal yeniden kuruluşuna dönüştüğünde kurucu bir nitelik kazanır (4).

Bu tartışmada kadın kooperatifleri özel bir öneme sahiptir.

Çünkü kadın emeği tarihsel olarak yalnızca üretim alanında değil, yaşamın yeniden üretimi alanında da belirleyici olmuştur. Gıda üretimi, bakım, yerel bilgi, topluluk hafızası ve gündelik yaşamın sürdürülebilirliği büyük ölçüde kadınların görünmeyen emeği üzerinden taşınmıştır. Kapitalist ekonomi ise bu emeği çoğu zaman görünmezleştirmiş ya da düşük değerli emek olarak konumlandırmıştır(3). Kadın emeği toplumun dönüştürücü gücüdür. Her ne kadar görünmez kılınsa da kadın emeğinin komünalleşmesi toplumu değiştirecektir.

Öcalan’ın toplumsal özgürlük yaklaşımında kadın özgürlüğü ile komünal ekonomi arasında kurucu bir bağ bulunur. Çünkü toplumsal yeniden üretimin demokratikleşmesi, kadın emeğinin görünürleşmesi ve yaşamın kolektif örgütlenmesi birbirinden ayrı süreçler değildir. Bu nedenle kadın kooperatifleri yalnızca kadınların gelir elde ettiği ekonomik birimler olarak değil; toplumsal yeniden üretimin kolektifleştiği, yerel bilginin kurumsallaştığı ve topluluk dayanışmasının somutlaştığı alanlar olarak düşünülmelidir.

Özellikle Rojava pratiğinde kadın öncülüğünde kurulan kadın köyleri ve kooperatifler, üretimin toplumsal ihtiyaç temelinde yeniden örgütlenmesi bakımından önemli bir laboratuvar niteliği taşıyor. Burada kooperatif yalnızca ekonomik faaliyet alanı değil; demokratik katılımın, yerel öz-yönetimin ve toplumsal dayanışmanın kurumsal biçimlerinden biri haline geliyor.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yalnızca daha adil bir piyasa değildir. Asıl ihtiyaç, yaşamı yeniden kurabilecek toplumsal kurumların geliştirilmesidir. Ekolojik kriz çağında asıl soru artık ekonomik büyümenin nasıl sürdürüleceği değildir. Asıl soru, yaşamın nasıl sürdürüleceğidir.

Komünal eko-ekonomi bu nedenle yalnızca bir alternatif ekonomi önerisi değil; toplumsal varoluşun yeniden örgütlenmesine dair tarihsel bir imkândır. Bunun başat gücü kadın emeğidir.

Referanslar

(1) Doughnut Economics. London: Random House, 2017.
(2) Governing the Commons. Cambridge: Cambridge University Press, 1990.
(3) Christa Wichterich. “Feminist critique of bioeconomies: paradigm struggles toward a caring economy.” Capitalism Nature Socialism, 2024.
(4) Abdullah Öcalan, Demokratik Toplum Manifestosu. İlgili ekonomi ve demokratik toplum bölümleri.

 

Menekşe KIZILDERE kimdir?

İklim krizi ve enerji politikaları alanında uzmandır. Yazılarında ekolojik kriz ile toplumsal eşitsizlikler arasındaki yapısal ilişkileri ele alır, demokratik modernite paradigması çerçevesinde alternatif ve eşitlikçi yaşam modellerini değerlendirir. Çalışmalarını bilimsel temelli ve toplumsal dönüşüm perspektifiyle sürdürmektedir

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz