BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

‘Hürmüz’e karşı Tayvan’ pazarlığı mı?

Trump’ın Çin ziyareti, İran’daki savaşı etkileyebilir

‘Hürmüz’e karşı Tayvan’ pazarlığı mı?

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

ABD ile İran arasında Pakistan’da yüz yüze yapılan ve ardından dolaylı süren görüşmelerin üzerinden bir ay geçti, ortada sonuç yok ve savaş ihtimali yeniden gündemde. Trump ise Çin’e gidiyor; Çin İran’ın müttefiği ve buradaki pazarlıklar kritik önemde görülüyor. En dikkat çekici başlıklardan biri de Tayvan.

HABER MERKEZİ – ABD ile İran arasında, 28 Şubat’ta başlayan savaşı sonlandırmak için Pakistan’ın başkenti İslamabad’da 11 Nisan’da yüz yüze gerçekleştirilen ve daha sonra arabulucular vasıtasıyla devam ettirilen görüşmelerden bir ayın sonunda herhangi bir sonuç çıkmış değil. Tarafların savaş sırasında ileri sürdüğü şartlarda herhangi bir taviz vermeye yanaşmaması görüşmelerdeki tıkanmanın sürmesine yol açtı.

‘Özgürlük Projesi’: İran tavize zorlanıyor | Hürmüz’de ‘kontrollü gerilim’: Sonuç nereye varacak?

ABD ile İran arasındaki savaşta olduğu gibi ateşkes ve görüşmeler döneminde Hürmüz Boğazı gidişata etki etmeye devam ediyor. İran, küresel petrol ihracatının yaklaşık yüzde 25’inin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’nı savaşın hemen ardından kapatarak piyasalarda oluşan olumsuz sonuçlarla ABD üzerinde baskı oluşturmayı hedefledi. İran, aynı tutumunu 11 Nisan’da ilan edilen ve daha sonra uzatılan ateşkes döneminde de sürdürdü. Böylece İran’ın, ABD üzerinde artan baskıyla hem boğazda oluşturduğu yeni durumu kalıcı hale getirmeye çalıştığı hem de bu “yeni koz” ile ABD ile sorun olan başlıklar konusunda taviz elde etmek istediği kaydediliyor.

ABD ise İran’ın Hürmüz Boğazı’nda oluşturduğu “yeni durum” nedeniyle Mayıs ayı başından itibaren ablukaya başladı. İran petrol ihracatının neredeyse tamamının gerçekleştirildiği boğazı ablukaya alan ABD, böylece İran’a geri adım attırmak istiyor.

Halihazırda iki taraf da geri adım atmaya yanaşmıyor. Son olarak geçen hafta ABD, İran’a 14 maddelik bir anlaşma teklifi sundu ve ABD Başkanı Donald Trump’a göre İran’ın bunu kabul etmesi halinde savaşın sona ermesi mümkün olacaktı. İran önceki gün beklenen yanıtı verdi, ancak ABD Başkanı Trump bu yanıttan da memnun olmadığını duyurdu.

İran, ABD’nin talep ettiği nükleer programını tümden sonlandırmaya ve elindeki zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmeye yanaşmıyor; önceki tutumundan kısmen esneme göstererek, zenginleştirilmiş uranyumun bir kısmının seyreltilmesini ve geri kalanını da üçüncü bir ülkeye sevkedilmesini teklif etti. Hürmüz Boğazı konusunda ise İran savaş sonrasında oluşan yeni durumda ısrar ediyor; boğaz üzerindeki hakimiyetinin ve gemi geçişlerinden ücret alınmasının kabul edilmesini, ABD ablukasının kaldırılmasına paralel olarak boğazın gemi geçişlerine açılmasını şart koştu.

İran ayrıca Lübnan’daki Hizbullah gibi bölgesel vekil güçlere desteğini kesmeye yönelik şartları da kabule yanaşmıyor. Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar, 16 Nisan’da ilan edilen ve ardından uzatılan ateşkeslere rağmen sürüyor.

Karşılıklı olarak ileri sürülen şartlar, ABD ile İran arasındaki uzlaşmazlığın sürmesine yol açıyor ve her ne kadar taraflar istekli görünmüyorsa da savaşın yeniden başlama ihtimalini güçlendiriyor. İran’ın savaş ve görüşmelerde şartlarının kabul edilmesi için önemli bir kaldıraç olarak elinde tuttuğu Hürmüz Boğazı’nı gemi geçişlerine açmak ve böylece İran’ın elindeki en önemli kozu bertaraf etmek için ABD’nin Mayıs ayı başında başlattığı ve birkaç günün ardından durdurduğu Özgürlük Projesi benzeri yeni bir harekata girişebileceği kaydediliyor. Aynı şekilde Trump’ın daha önce dillendirdiği İran’ın enerji altyapısına yönelik olası saldırılar da masada tutulan bir diğer seçenek olarak duruyor. Ancak bundan önce ABD olası bir çözüm için tüm şartları zorlamaya çalışacağı belirtiliyor. Bunun için Trump’ın 14-15 Mayıs’taki Çin ziyareti kritik önemde görülüyor.

TRUMP ÇİN’E GİDİYOR: PEKİN’İN ELİ ARTIK DAHA GÜÇLÜ

Çin, savaştan önce de İran’ın önemli müttefiklerinden biriydi, ancak savaşta aktif şekilde rol oynamadı. Ancak Pakistan’da görüşmelerin yapılabilmesinde Çin’in kolaylaştırıcı rol oynadığı ileri sürülmüştü. Bununla birlikte geçen hafta İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Rusya’nın ardından Çin’e de ziyarette bulundu ve bu, Rusya ile Çin’in ABD ile görüşmelerde aktif rol oynamaları için davet edildiği yorumlarına yol açtı.

ABD ile Çin arasında, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte gerilim daha da arttı. Trump, bir yıl önce büyük oranda gümrük tarifelerinin ABD’nin en büyük ekonomik rakibini geri adım atmaya zorlayacağını öngördü. Ancak aradan geçen bir yılın ardından bunun ne kadar sonuç getirdiği tartışmalı. Üstelik bir de İran’daki savaşın ortaya çıkardığı yeni bir durum var ve bu şartlar altında Trump yeniden Çin ile müzakerelere oturuyor.

Reuters haber ajansına göre, Trump, Trump’ın hedefi artık fasulye, sığır eti ve Boeing uçaklarına ilişkin birkaç anlaşma yapmak ve kamuoyunda tepki çeken İran savaşını çözmek için Çin’in desteğini almakla sınırlı.

Reuters’a konuşan analistlere göre de, Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştireceği görüşmelerden beklentilerin düşük olması, Trump’ın sert ve gösterişli yaklaşımının müzakereler öncesinde Washington’a avantaj sağlamadığını gösteriyor. Bu görüşme, liderlerin Ekim ayında yıkıcı ticaret savaşını durdurma kararı almasından bu yana ilk buluşması olacak.

Hong Kong Üniversitesi’nde Çin dış politikası üzerine çalışan Profesör Alejandro Reyes, “Trump’ın Çin’e ihtiyacı, Çin’in Trump’a duyduğundan daha fazla” diyor ve ekliyor: “Trump’ın bir dış politika zaferine ihtiyacı var. Dünyada istikrar sağlamaya çalıştığını ve yalnızca küresel siyaseti sarsan biri olmadığını gösterecek bir başarıya ihtiyacı var.”

Trump ile Xi’nin Güney Kore’deki bir hava üssünde gerçekleştirdiği son kısa görüşmede Trump, Çin mallarına uygulanan üç haneli tarifeleri askıya almış, Xi ise nadir toprak elementlerinin küresel arzını kesme tehdidinden geri adım atmıştı. Ancak o tarihten bu yana Çin, Washington’a karşı ekonomik baskı araçlarını sessizce güçlendirdi.

Trump ise bu süreçte tarifelere karşı açılan davalarla ve İran’la yürütülen savaşla uğraşmak zorunda kaldı. İran savaşı, Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Trump’ın kamuoyu desteğini de zayıflattı.

BEKLENEN EKONOMİK SONUÇLARIN SINIRLI OLMASI BEKLENİYOR

Trump’ın Çin’deki görüşmelerinden çıkması beklenen ekonomik sonuçların birkaç anlaşma ve gelecekteki ticari ilişkileri yönetmeye dönük mekanizmalarla sınırlı olduğu belirtiliyor. Planlamaya dahil yetkililer, liderlerin ticaret ateşkesini uzatma konusunda anlaşıp anlaşamayacağının bile belirsiz olduğunu söylüyor.

Trump’a, Tesla CEO’su Elon Musk ile Apple CEO’su Tim Cook’un da aralarında bulunduğu iş insanları eşlik edecek. Ancak iş heyetinin büyüklüğü, Trump’ın 2017’de Pekin’e yaptığı ziyarete kıyasla daha küçük olacak.

TRUMP ‘SAYGI’ BEKLİYOR

Trump dün günü yaptığı açıklamada, Şi ile Tayvan’a silah satışlarını ve tutuklu medya patronu Jimmy Lai’nin durumunu görüşeceğini de söyledi. Çin’de 10 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan iki ABD vatandaşının aileleri de Trump’tan yakınlarının serbest bırakılmasını istemesini talep ediyor.

Trump, “Önceki başkanlarımız döneminde yıllarca sömürüldük ama şimdi Çin’le çok iyi durumdayız. Ona büyük saygı duyuyorum, umarım o da bana saygı duyuyordur” dedi.

BİR ÇATIŞMADAN DİĞERİNE

Reuters’a göre, Trump’ın Nisan 2025’te Truth Social hesabından yaptığı ve tarifelerin Çin’e “ABD’yi sömürme günlerinin sona erdiğini” göstereceğini savunduğu paylaşımından bu yana atmosfer tamamen değişti.

Bu tarifeler üzerine Pekin, nadir toprak elementlerinin ihracatını kısıtladı. Bu hamle, elektrikli araçlardan silahlara kadar birçok ürünün üretiminde kritik önemdeki elementlerde Batı’nın Çin’e bağımlılığını sert biçimde ortaya koydu ve sonunda Trump ile Xi arasında kırılgan bir ateşkese yol açtı.

Trump o tarihten bu yana Venezuela liderini ele geçirme girişiminden NATO üyesi Grönland’ı ilhak tehdidine ve Ortadoğu’yu kaosa sürükleyen İran savaşına kadar birçok krizle karşı karşıya kaldı. Bu gelişmeler küresel enerji krizini de tetikledi.

Reuters/Ipsos’un geçen ay yayımladığı ankete göre Amerikalıların yüzde 60’tan fazlası Trump’ın İran savaşını onaylamıyor.

TAYVAN İÇİN KRİTİK BİR GÖRÜŞME

Şimdi ise Trump, Çin’in Tahran’ı Washington’la anlaşmaya ikna ederek çatışmayı sona erdirmesini istiyor. Çin, İran’la ilişkilerini sürdürüyor ve İran petrolünün önemli alıcılarından biri olmaya devam ediyor.

Trump’ın ilk döneminde ulusal güvenlik danışman yardımcısı olarak görev yapan Matt Pottinger, geçen hafta Taipei’de düzenlenen bir forumda, Çin’in ABD gücünü zayıflatacak bir sonuç görmek isteyeceğini ancak uzun sürecek bir çatışmanın ekonomik maliyetlerinden de etkilenmeyeceğini düşünmenin yanlış olacağını söyledi. Ancak Pekin bunun karşılığında bazı taleplerde bulunacak. Xi’nin gündeminin en üst sıralarında ise Çin’in hak iddia ettiği demokratik yönetim altındaki Tayvan bulunuyor.

Bazı çevreler, Washington ile Pekin arasında yapılacak bir pazarlığın Çin’i Tayvan’a karşı güç kullanma konusunda cesaretlendirebileceğinden endişe ediyor. ABD’nin söyleminde yapılacak küçük bir değişiklik bile Tayvan’ın en önemli destekçisinin bağlılığı konusunda kaygı yaratabilir ve bu durum Asya’daki diğer ABD müttefiklerine de yansıyabilir.

Şanghay’daki Fudan Üniversitesi’nde görev yapan ve Çin Dışişleri Bakanlığı’nın politika danışma kurulunda yer alan Profesör Wu Xinbo, Trump’ın “Tayvan bağımsızlığını desteklemeyeceğini ve ayrılıkçı siyasi gündemi teşvik edecek adımlar atmayacağını” açıkça belirtmesi gerektiğini söyledi.

‘YÜZEYSEL ATEŞKES’

Görüşmelere dair bilgi sahibi kaynaklara göre Çin ayrıca Trump yönetiminin gelecekte teknoloji ihracat kısıtlamaları gibi yeni ticari yaptırımlar uygulamayacağı yönünde taahhüt vermesini ve çip üretim ekipmanları ile gelişmiş hafıza çiplerine yönelik mevcut kısıtlamaların kaldırılmasını istiyor.

Pekin, Ekim 2025’ten bu yana ekonomik baskı araçlarını genişletmeye devam etti. Çin, tedarik zincirlerini ülkeden uzaklaştıran yabancı şirketleri cezalandırmaya yönelik yasalar çıkardı ve nadir toprak elementlerine ilişkin lisans rejimini daha da sıkılaştırdı.

Chicago Council on Global Affairs tarafından Ekim ayında yayımlanan ankete göre Amerikalıların yüzde 53’ü artık ABD’nin Çin’le dostane iş birliği ve angajman yürütmesi gerektiğini düşünüyor. Bu oran 2024’te yüzde 40 seviyesindeydi.

Bu nedenle ilişkilerin daha fazla bozulmaması ve ticaret savaşındaki ateşkesin uzatılması bile Trump’ın bunu bir başarı olarak sunmasına yetebilir.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Center for Strategic and International Studies’ten Scott Kennedy ise görüşmelerin ana sonucunun “büyük ölçüde Çin’in avantajına olan yüzeysel bir ateşkes” olacağını söyledi.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz