Muğla’da Halkların İklim Zirvesi hazırlıkları kapsamında düzenlenen toplantıda, iklim krizinin toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren yapısal bir sorun olduğu ve iklim adaleti için mücadelenin aynı zamanda bir hak mücadelesi olduğu vurgulandı.
HABER MERKEZİ – Antalya’da kasım ayında yapılacak Halkların İklim Zirvesi öncesinde Muğla’da hazırlık toplantısı düzenlendi. Türkan Saylan Kültür Merkezi’ndeki buluşmada, iklim krizine ve ekolojik yıkıma karşı yerel mücadelelerin ortaklaştırılması gerektiği vurgulandı.
Toplantıda konuşan uzmanlar, iklim krizinin bilimsel, toplumsal ve hak temelli yönlerini değerlendirdi. Halime Şaman, COP31 sürecini ve Halkların İklim Zirvesi’nin neden bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığını anlattı. Neşe Tuncer, “söz”de birlik ile “öz”de atalet arasındaki çelişkiye dikkat çekerek ekolojik bir gelecek perspektifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doç. Dr. Sena Akçer Ön ise iklim değişikliğinin Muğla coğrafyasında yarattığı fiziksel dönüşümleri ve bu dönüşümlerin afetlere etkisini bilimsel verilerle aktardı. Doç. Dr. Sergender Sezer, iklim krizinin toplumsal etkilerini ve eşitsizlikleri derinleştiren yapısal sonuçlarını ele aldı. Coşkun Üsterci de insan hakları ile iklim krizi arasındaki doğrudan ilişkiye dikkat çekti.
Toplantıda Türkiye’de ekoloji mücadelesinin sembol isimleri arasında yer alan Metin Lokumcu, Cihan Eren, Hakan Tosun, Reşit Kibar, Ali Ulvi Büyüknohutçu ve Aysin Büyüknohutçu anıldı. Yaşam alanlarını savunduğu gerekçesiyle tutuklu bulunan Esra Işık’ın serbest bırakılması talebi de gündeme geldi. Katılımcılar, iklim adaleti mücadelesinin aynı zamanda bir hak mücadelesi olduğuna dikkat çekti.
YEREL AĞLAR GENİŞLETİLECEK
Muğla’nın birçok bölgesinden gelen yaşam savunucuları ve yerel direnişçilerin katıldığı buluşma, forum ile devam etti. Katılımcılar, Antalya’da yapılacak Halkların İklim Zirvesi’ne kadar yerel dayanışma ağlarını büyütme ve ortak mücadeleyi güçlendirme kararı aldı.







