Paris’te düzenlenen konferansta Kürt temsilciler ve Fransız parlamenterler, Kürtlerin dahil edilmediği hiçbir çözümün kalıcı olmayacağını vurguladı. İkinci oturumda ise Fransa’nın Kürt meselesine yönelik tutumu ve diplomatik sorumluluğu tartışıldı. Konferansta konuşan DEM Parti Eşgenel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kürtler artık belirleyici bir aktör” dedi.
HABER MERKEZİ – Fransa’nın başkenti Paris’te Ulusal Meclis’te bulunan Victor Hugo Salonu’nda “Orta Doğu’nun yeniden yapılanmasının merkezinde Kürtler: Sorunlar ve Perspektifler” başlıklı konferans ve yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi.
Fransa Kürt Demokratik Konseyi (CDK-F) ile Ulusal Meclis’teki Kürt Çalışma Grubu’nun öncülüğünde yapılan konferans, siyasetçiler, akademisyenler ve parlamenterleri bir araya getirdi.
Konferansa konuşmacı olarak katılan isimler arasında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, PJAK Avrupa Temsilcisi Siyamend Mûinî, PYD Avrupa Temsilcisi Fuad Omer ve YNK’den Blesa Jabar Farman da yer aldı.
BAKIRHAN: KÜRTLER ARTIK BELİRLEYİCİ BİR AKTÖR
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürtlerin son yüzyılda maruz kaldığı inkâr ve baskı politikalarına dikkat çekerek, Sykes-Picot Anlaşması sonrasında başlayan sürecin Kürtler açısından “ağır sonuçlar doğurduğunu” ifade etti. Buna rağmen Kürtlerin mücadeleyle varlığını koruduğunun altını çizen Bakırhan, bugün Kürtlerin Orta Doğu’da “belirleyici bir güç haline geldiğini” söyledi.
Orta Doğu’da süren yeniden yapılanma sürecine işaret eden Bakırhan, Kürtlerin dışlandığı hiçbir çözümün kalıcı olmayacağını belirterek, demokratik müzakerenin önemine vurgu yaptı.
MÛINÎ: BİR SİYASAL UYANIŞ YAŞANDI
PJAK Avrupa Temsilcisi Siyamend Mûinî ise, konuşmasında İran’daki gelişmelere dikkat çekti. Rojhilat Kürdistanı’nda baskıların sürdüğünü belirten Moini, idamlar ve tutuklamalardan söz etti.
Mûînî, “Jin Jiyan Azadî” [Kadın, Yaşam, Özgürlük] protestoları ile birlikte Kürt toplumunda önemli bir siyasal uyanış yaşandığını belirterek, Kürtlerin artık geleceğini belirleme konusunda daha örgütlü ve bilinçli bir noktaya geldiğini ifade etti.
FERMAN: BÖLGESEL GERİLİMLER, KÜRT KAZANIMLARINI TEHDİT EDİYOR
YNK‘den Blesa Jabar Farman da Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki güncel durumu değerlendirdi. Federatif yapının fiilen bir devlet gibi işlediğini söyleyen Ferman, bölgenin komşu ülkelerle sorun istemediğini ancak buna rağmen saldırılara maruz kaldığını dile getirdi.
Ferman, Kürdistan Bölgesi’nin istikrarını koruma çabasına rağmen bölgesel gerilimlerin Kürt kazanımlarını tehdit ettiğini vurguladı.
OMER: KÜRTLER ORTAK GELECEK KURMA MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEK
PYD Avrupa Temsilcisi Fuad Omer ise Rojava’daki entegrasyon sürecine dikkat çekti. Uzun süre yok sayılan Kürtlerin örgütlenerek kadın özgürlükçü bir perspektifle kendi kendini yönetme modelini geliştirdiğini belirten Omer, Batılı ülkelerin tutumunu eleştirerek, Heyet Tahrir el-Şam üzerinden bölgedeki kazanımların tehdit altına girmesine göz yumulduğunu ifade etti.
Omer, buna rağmen Kürtlerin Suriye’deki diğer halklarla birlikte demokratik ve ortak bir gelecek kurma mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.
Konferans, Fransa eski Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer’in kapanış konuşmasıyla sona erdi.
ORTAK VURGU: KÜRTLER OLMADAN ÇÖZÜM YOK
Konferans boyunca öne çıkan ortak mesaj, Kürtlerin yüz yıllık inkâr politikalarına rağmen Orta Doğu’da “güçlü bir siyasal aktör haline geldiği” oldu. Katılımcılar, Kürtlerin “dahil edilmediği hiçbir bölgesel çözümün kalıcı ve demokratik olamayacağı” konusunda görüş birliğine vardı.
İKİNCİ OTURUM: KÜRT MESELESİNDE SÖYLEM DEĞİL, SOMUT ADIM
Kürt konferansının ikinci oturumu, Fransa’nın Kürt meselesine yaklaşımı ve diplomatik rolü üzerine yoğun tartışmalara sahne oldu. Danielle Mitterrand Vakfı öncülüğünde gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısında, Fransız siyasetçiler ve sivil toplum temsilcileri Kürt halkına yönelik tarihsel destek ile güncel politikalar arasındaki çelişkileri ele aldı.
THOMAS PORTES: FRANSA SÖYLEMDE KALIYOR
Yuvarlak masanın ana sorusu ise Fransa’nın Kürt halkına yönelik tarihsel desteğinin bugün ne kadar geçerli olduğu oldu. Bu çerçevede Fransız diplomasisinin yönü, kurumsal belirleyicileri ve uluslararası etkileri tartışmaya açıldı.
Parlamenter Thomas Portes, Fransa’nın Kürt meselesinde iki düzeyde sorumluluğu olduğunu belirtti: iç politika ve uluslararası diplomasi. Fransa’da yaşayan Kürtlerin korunması gerektiğini vurgulayan Portes, geçmişte yaşanan suikastlara rağmen bazı devlet belgelerinin hâlâ açıklanmadığını hatırlattı. Türkiye’ye yapılan sınır dışıların durdurulması çağrısında bulunan Portes, Fransa’nın Kürtlere yönelik somut koruma mekanizmaları geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Uluslararası düzeyde ise Fransa’nın çoğu zaman açıklamalarla yetindiğini belirten Portes, özellikle Suriye’deki gelişmeler karşısında daha net ve aktif bir tutum alınmadığını ifade etti.
DANIELLE SIMONNET: KÜRTLER ÇÖZÜMÜN ANAHTARI
Parlamenterlerden Danielle Simonnet ise Fransa’nın yıllarca “Kürtleri müzakere süreçlerine dahil etmek için yeterli çaba göstermediğini” belirtti. Suriye’de Kürt güçlerinin statüsüne dair tartışmaların “halen kırılgan” olduğunu ifade eden Simonnet, özellikle kadın-erkek eşitliği ve demokratik kazanımların korunmasının “kritik” olduğunu söyledi.
Fransa’nın bu süreçte “daha güçlü bir diplomatik rol üstlenmesi” gerektiğini vurgulayan Simonnet, Kürt meselesinin “bir sorun değil, bölge için bir çözüm anahtarı olduğunu” dile getirdi.
ANNA PIC’TEN “ULUSLARARASI KORUMA STATÜSÜ” ÇAĞRISI
Parlamenter Anna Pic ise Rojava için “uluslararası bir koruma statüsü” oluşturulması gerektiğini savundu. Bu modelin daha önce Federe Kürdistan Bölgesi için geliştirilen mekanizmalara benzer olabileceğini ifade etti.
Fransa’nın dış politikasında şeffaflık ve tutarlılık eksikliği olduğunu belirten Pic, Orta Doğu’daki güç mücadeleleri karşısında Fransa’nın dengeleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
JEAN-PAUL LECOQ: FRANSA SADECE HÜKÜMETTEN İBARET DEĞİL
Son olarak parlamenter Jean-Paul Lecoq ise Fransa’nın resmi politikaları ile toplumun değerleri arasında fark olduğunu vurguladı. Kürt halkının mücadelesinin “onur ve varlık mücadelesi” olduğunu belirten Lecoq, hiçbir halkın bastırılamayacağını ifade etti.
Fransa’nın uluslararası alanda “daha güçlü bir insan hakları savunucusu” olması gerektiğini dile getiren Lecoq, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda Kürt meselesinin daha fazla gündeme getirilmesi çağrısında bulundu.







