Usta oyuncu ve yönetmen Yılmaz Güney, ölümünün 42’nci yıl dönümünde İstanbul’da düzenlenecek etkinlikle anılacak. 12 Eylül’de Atlas Sineması’nda gerçekleştirilecek programda Güney’in “Arkadaş” filmi gösterilecek.
HABER MERKEZİ – Yönetmen, senarist ve oyuncu Yılmaz Güney, ölümünün 42’nci yıl dönümünde İstanbul’da düzenlenecek etkinlikle anılacak. Güney Kültür Sanat Edebiyat Dergisi tarafından düzenlenen anma programı saat 19.00’da başlayacak.
×Yılmaz Güney, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından yurt dışına çıkmak zorunda kaldı. Çalışmalarını sürgünde de sürdüren Güney, 9 Eylül 1984’te Paris’te hayatını kaybetti.
‘ARKADAŞ’ FİLMİ GÖSTERİLECEK
Yılmaz Güney’in sinemasının önemli yapıtlarından ‘Arkadaş’, anma programı kapsamında izleyiciyle buluşacak. Film gösteriminin ardından gerçekleştirilecek söyleşide Güney’in yaşamı, sanat anlayışı ve sineması ele alınacak.
Söyleşiye Fatoş Güney, yönetmen Yüksel Aksu, oyuncu Nur Sürer ve oyuncu Necmettin Çobanoğlu katılacak.
Etkinliğin biletleri Atlas Sineması gişesi ve Biletinial üzerinden temin edilebilecek.
ANMA PROGRAMI 12 EYLÜL’DE
Yılmaz Güney’in 42’nci ölüm yıl dönümü kapsamında düzenlenecek anma programı, 12 Eylül Cumartesi günü saat 19.00’da Atlas Sineması’nda gerçekleştirilecek.
Etkinlik bilgileri:
- Tarih: 12 Eylül 2026 Cumartesi
- Saat: 19.00
- Yer: Atlas Sineması, Beyoğlu/İstanbul
- Program: Arkadaş film gösterimi ve söyleşi
- Katılımcılar: Fatoş Güney, Yüksel Aksu, Nur Sürer, Necmettin Çobanoğlu
- Bilet: Atlas Sineması gişesi ve Biletinial
×
YILMAZ GÜNEY KİMDİR?
Yönetmen, senarist ve oyuncu. “Çirkin Kral” lakabıyla tanınan Güney filmlerinde, toplumsal eşitsizlik, köylülerin sorunları, sınıf çatışması ve adalet arayışı gibi temaları işledi.
Yoksul, Kürt bir ailenin çocuğu olarak 1937’de Adana’da doğdu. Üniversite eğitimi için İstanbul’a gitti ve burada sinemaya olan ilgisi arttı. 1950’li yılların sonlarında Yeşilçam’da figüranlık ve senaryo yazarlığı yaparak sinema dünyasına adım attı.
Kariyerinin ilk yıllarında özellikle “Çirkin Kral” lakabını aldığı, kovboy filmlerine benzer türdeki aksiyon yapımlarıyla ün kazandı. Ancak, zamanla toplumsal sorunları işleyen, politik içerikli filmler çekmeye başladı.
Sinema kariyerindeki en önemli dönüm noktası, 1970’lerde çektiği filmler oldu. Bu dönemde “Umut” (1970), “Sürü” (1978), “Yol” (1982) gibi yapıtlarla sinema dilini tamamen değiştirdi.
“Yol” filmi, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandı. Güney, bu ödülü Türkiye’den kazanan ilk yönetmen oldu.
MAHPUSLUK SÜRECİ
1960’lı yıllardan itibaren Türkiye devrimci hareketine yakın durdu.
1972’de, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi militanlarını sakladığı gerekçesiyle 10 yıl hapse mahkûm edildi. 1974 Genel Affı’yla 20 Mayıs 1974’te serbest bırakıldı. Nevşehir, Selimiye, Ulucanlar, Kayseri, İzmit, Toptaşı, Sağmalcılar, İmralı ve Isparta Cezaevlerinde kaldı.
Hayatında, kadınlara yönelik şiddet iddiaları da önemli bir yer tutar ve bu, onun kişisel hayatındaki en tartışmalı konulardan biridir. Güney, 1967 yılında sinema oyuncusu Nebahat Çehre ile evlendi. Çehre, bir söyleşisinde, Güney’in kendisine birden çok kez fiziksel şiddet uyguladığını ve bu nedenle ondan ayrıldığını ifade etti.
13 Eylül 1974’te “Endişe” filminin çekimi için gittiği Adana’nın Yumurtalık ilçesinde hakim Sefa Mutlu’yu öldürdüğü iddiasıyla 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Alınak Bürosu avukatları Güney’in yargılandığı dosyaya 49 yıl sonra (2023) ulaştı ve Güney’e verilen hapis cezasının “bir hukuk ve insanlık trajedisi olduğunu” söyledi. Güney Ailesi ise sol ve sosyalist görüşleri nedeniyle Güney’in işlemediği bir suçtan hızlıca cezalandırıldığını söyledi.
“Sürü” ve “Yol” gibi filmler, onun cezaevindeyken kaleme aldığı ve bir nevi “uzaktan yönettiği” projelerdi. 1981’de bir süreliğine izinli olarak cezaevinden çıktı ve geri dönmeyerek yurt dışına çıktı. Aynı yıl Fransa’ya yerleşti.
VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMASI
Firarından sonra yurda dönme çağrılarına uymadığı gerekçesiyle 12 Eylül döneminde, 1983’te, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Darbe yönetiminin vatandaşlıktan çıkarmak için kullandığı madde iptal edilince, Güney’in nüfus kütüğü kayıtları canlandırıldı. Ölümü 1994’te kayıtlara işlendi. Daha sonra Güney’e yeni sistem uyarınca bir de kimlik numarası verildi.
1983’te Cigerxwîn ve Abdurrahman Şerefkendi gibi Kürt şairlerle birlikte Paris Kürt Enstitüsü’nü kurdu. Enstitünün açılış konuşmasında şöyle dedi:
“Dağlarımız, ovalarımız ve ırmaklarımız bizi bekliyor. Biz bütün ömrümüzü gurbette geçirip gurbet türküleri söylemek istemiyoruz. Biz yiğitlikleriyle destanlar yazmış bir halkız ve önümüzde duran bütün güçlükleri yenecek azme ve kararlılığa sahibiz. Biz, Türk, Acem ve Arap devrimci-demokratları Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkının en candan savunucuları olarak bu davanın bir parçasıdırlar ve ortak düşmana karşı savaşmaktadırlar.
Ezilen sınıfların sınıf kardeşliği en güçlü silahlarımızdan biridir. Dost ve düşman, herkes bilsin ki; kazanacağız. Mutlaka kazanacağız. Bir köle olarak yaşamaktansa bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir. Yaşasın bağımsız, birleşik, demokratik Kürdistan. Yaşasın Türk, Kürt, Acem ve Arap halklarının kardeşliği ve dayanışması. Ve yaşasın Kürt Enstitüsü.”

Güney, 9 Eylül 1984’te mide kanseri nedeniyle Paris’te yaşamını yitirdi.
Özellikle Kürt sinemasına verdiği önemli katkılar nedeniyle sinema dünyasında hâlâ önemli bir ilham kaynağı olarak kabul ediliyor.
Günümüzde her yıl düzenlenmeye devam eden Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde 2008 yılından beri ismine özel bir ödül veriliyor.
Kurduğu Güney Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, her doğum ve ölüm yıldönümünde kendisinin anıldığı ve birçok sanatçının katıldığı etkinlikler düzenliyor.






