Büyük Britanya Kralı III. Charles, ABD ziyaretini sürdürüyor. ABD-İngiltere arasındaki uzun süreli “özel” ilişkiye dikkat çeken III. Charles’ın İran savaşı sonrasında tırmanan ABD-İngiltere gerilimine çare olup olmayacağı tartışılıyor.
HABER MERKEZİ – Büyük Britanya Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla, dört günlük bir resmi ziyaret için ABD’de bulunuyor. Ancak bu ziyaret ABD ile İngiltere arasında nadir görülen gerilimin yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor ve bu nedenle Kral III. Charles’ın ziyaretine ayrıca anlam yükleniyor.
İngiltere ile ABD arasında İran savaşı sonrasında görüş farklılıkları ortaya çıktı. İngiltere, daha önce Irak ve Afganistan başta olmak üzere pek çok konuda ortak hareket ettiği ABD ile İran’da ayrı düştü. Savaşa fiilen dahil olmadığı gibi ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz nedeniyle yaptığı destek çağrısına da olumlu yanıt vermedi. Bu tutum farklılığının sadece İran savaşıyla sınırlı olmadığı, Ortadoğu’ya yönelik kapsamlı stratejiler konusunda da yaşandığı belirtiliyor.
İngiltere’nin İran’ın bölgesel gücünün sınırlanmasını istemekle birlikte rejimin yıkılmasına yol açabilecek olası bir değişikliğe sıcak bakmadığı ve bu nedenle İsrail’den yana tutum alan ABD yönetimiyle farklı düştüğü ileri sürülüyor. Türkiye’nin İran’daki savaşa yönelik tutumunun da benzer olduğuna dikkat çekiliyor.
NATO üyeliği tartışıldı | Pentagon e-postasında İspanya detayı
Kral III. Charles, dün ABD Kongresi’ne hitaben birkonuşma yaptı. Kral konuşmasında, Birleşik Krallık ve ABD arasındaki uzun süreli “özel” ilişkiyi vurguladı ve “Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nin öyküsü, özünde uzlaşma, yenilenme ve olağanüstü bir ortaklık öyküsüdür. 250 yıl önceki acı ayrılıklardan, insanlık tarihinin en önemli ittifaklarından birine dönüşen bir dostluk kurduk” dedi.
Kral’ın ABD ziyaretinin İngiltere ile yaşanan gerilimi ne derece yumuşatabileceği ise merak konusu. Trump, İran’a karşı ilk saldırıda ABD’ye katılmadığı için İngiliz Başbakanı Keir Starmer’ı sert bir dille eleştirirek, onu “Winston Churchill değil“ diye nitelemişti. Daha sonra da Trump, benzer eleştirilerini sürdürdü.
Kral III. Charles’ın ziyareti, Avrupa ve ABD basınında da geniş yer buldu. Bunun nedeni de İngiltere ve ABD arasındaki gerilim. Eurotopics’in aktardığı şekliyle bazı medya organlarında Kral III. Charles’ın ziyareti hakkında şu yorumlar yapıldı:
Les Echos (Fransa): Gerekli bir ziyaret:
“George Washington’ın Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsızlığını ilan etmesinden 250 yıl sonra -bu ziyaretin resmi gerekçesi- Charles iki ülke arasındaki ‘özel ilişkiyi’ kurtarmak için gayriresmi bir görev üstlendi. Durum acil, zira Donald Trump İran’a karşı yürüttüğü savaşa yeterli destek gelmemesine öfkeli ve Birleşik Krallık’ı ekonomik yaptırımlar ve diplomatik önlemlerle tehdit ediyor. … Büyük Britanya kamuoyu Charles’ın böylesi hassas bir görev için gönderilmesini tasvip etmese de Başbakan Keir Starmer, Washington’da Londra’dakinden bile daha az sevilme becerisini gösterdi. Charles ise en azından iyi bir şekilde karşılanacaktır.”
The Times (İngiltere): Asası bir sihirli değnek değil
“Bunun için 3. Charles’ın, geçen yıl Sir Keir Starmer liderliğinde yapıldığından daha kararlı, daha sağduyulu ve daha az itaatkâr bir duruş sergilemesi şart. … Kral’ın asası var ama sihirli değneği yok. Starmer ve Trump arasında biriken ve karşılıklı hayal kırıklığına yol açan -Ukrayna, NATO, Grönland ve Chagos Adaları konusunda- görüş ayrılıklarını mucizevi bir şekilde gideremez. Ancak Majesteleri, Büyük Britanya’nın en deneyimli tören diplomatı olarak görüşmelerin tonunu değiştirebilir.”
La Stampa (İtalya): Monarşinin ölçülü cazibesi
“Yalnızca Avrupa dâhil olmak üzere transatlantik ilişkiler açısından değil, bizzat Kral Charles için de tehlikede olan çok şey var: Diplomatik bir fiyasko ya da sadece bir gaf bile onun hükümdarlık mirasının sonu olabilir. Ancak Trump’ı dizginlemeyi ve Büyük Britanya hükümetine karşı daha dostane bir çizgiye getirmeyi başarırsa, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda itibarını belirgin bir şekilde artırır. Tıpkı birçok selefi gibi Starmer da umutlarını Büyük Britanya monarşisinin ölçülü cazibesi ile sembolik gücüne bağlamış görünüyor.”
The Guardian (İngiltere): Bu kadarı yetmeli
“Narsisizmi kendisini birçok gerçeğe karşı kör eden Donald Trump için Kral’ın ziyareti -2007’den bu yana bu türdeki ilk resmi ziyaret- kaçınılmaz olarak şahsına yönelik bir onurlandırma gibi görünecektir. … İkinci görev döneminde yarattığı yıkıcı kaos ve Büyük Britanya’nın seçilmiş hükümetine, silahlı kuvvetlerine ve çok kültürlü gerçekliğine karşı sergilediği saygısızlık göz önüne alındığında, bu durum ciddi bir rahatsızlık yaratıyor. … Kral Buckingham Sarayı’na döner dönmez, hükümetin gaddar bir devlet başkanına yönelik başarısız cazibe kazanma taarruzunun üzerine bir perde çekilmeli.”







