6 Şubat depremlerinin ağır yıkım bıraktığı Elbistan’da, termik santrale eklenmesi planlanan yeni üniteler tartışma yarattı. Bölgedeki çevre örgütleri ve uzmanlar, mevcut kirliliğin sağlık etkilerine dikkat çekerek projeye karşı çıkıyor.
HABER MERKEZİ- Maraş’ın Elbistan ilçesinde, 6 Şubat depremlerinde en az 1300 bina yıkıldı. İlçede yeniden inşa süreci sürerken, Afşin–Elbistan A Termik Santralı’na yapılması planlanan iki yeni ünite gündemde. Çevre örgütleri, meslek odaları ve yurttaşlar, proje için verilen “ÇED olumlu” kararına karşı santral sahası önünde açıklama yaptı.
Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu adına konuşan Mehmet Dalkanat, “Bu santrale ek yapılmıyor, santral yeniden yapılıyor” diyerek, projeye karşı dava açtıklarını söyledi.
Yıllardır bir avuç şirketin çıkarı uğruna yaşam alanlarının kaybedildiğini, havanın, suyun, toprağın kirlendiğini belirten Dalkanat, “Sesimizi yükselttiğimizde ise karşımıza yasaklar, kolluk güçleri, tutuklamalar, cezalar, baskılar ve acele kamulaştırmalar çıktı” dedi.
Dalkanat, Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne iki yeni ünite yapılmasına yönelik proje için verilen ÇED olumlu kararının bilimsel veriler ve halk sağlığı açısından sakıncalar içerdiğini belirterek, projenin yaşam ve sağlık hakkını ihlal ettiğini savundu.
Santral 2018’de özelleştirildi ve Çelikler Holding bünyesine geçti.
Türkiye’nin büyük tarım alanlarından biri olan ovada kurulu tesisle ilgili en sık dile getirilen sorunlardan biri filtre sistemleri.
Bölge sakinleri, filtrelerin yeterince çalışmadığını ve bunun hava kalitesini doğrudan etkilediğini söylüyor.
BÖLGEDE KANSER VE SOLUNUM HASTALIKLARI ARTIYOR
Sağlık etkilerine ilişkin veriler de tartışmanın önemli bir parçası. Temiz Hava Platformu’nun değerlendirmesine göre bölgedeki iki termik santral, kanser vakalarında belirgin artışla ilişkilendiriliyor.
Aynı çalışmada, santrallerin faaliyete geçtiği dönemden 2020’ye kadar geçen sürede on binlerce erken ölüme yol açtığı hesaplanıyor.
Planlanan ek ünitelerin, filtre sistemleri tam olsa bile ek sağlık riskleri yaratacağı öngörülüyor.
HANİ KÖMÜRDEN VAZGEÇİLECEKTİ?
Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Emel Türker Alpay ise bu yıl Antalya’da düzenlenecek COP31’i işaret ederek, ‘‘ İklim Değişikliği Konferansı Türkiye’de yapılacaksa hükümet bu konuda samimi olmalı, işçileri, köylüleri ve doğayı geride bırakmadan fosil yakıtlı enerjiden çıkılmalı’’ dedi.
Alpay şu anki politikalarla Türkiye’nin fosil yakıtlardan çıkışının ve karbon salınımında ‘‘net sıfır’’ hedefinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Enerji politikaları açısından bakıldığında ise tartışma daha geniş bir çerçeveye oturuyor.
Türkiye, Paris İklim Anlaşması kapsamında 2053 yılı için kömürden çıkış hedefi açıklamış durumda.
Ancak yeni termik santral projeleri, bu hedefle uyum konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Bir yandan kömürün enerji üretimindeki payı tartışılırken, diğer yandan teşvik mekanizmalarının sürmesi eleştiriliyor.
Yaşam savunucuları, yeni kömürlü santral projelerinin iptali, mevcut tesisler için kapatma planı hazırlanması ve çalışanlar için geçiş programlarının oluşturulmasını talep ediyor.







