Gábor Billay
Pazar günü Macaristan’da yapılan genel seçimler dünyanın dört bir tarafından takip edildi. Özellikle; Türkiye’deki vatandaşlar seçim sonuçlarını büyük bir ilgiyle bekliyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de arası iyi olan Victor Orbán’ın 16 seneden sonra görevi devretmesi dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük gündem oldu. Gazeteler, televizyon kanalları ve yorumcular günlerdir bunu konuşuyor. İstanbul kadar bile nüfusu olmayan bu Orta Avrupa ülkesinin seçim sonucu gündemden bir türlü düşmek bilmiyor.
Seçim sonuçlarının belli olmasının ardından o bildiğimiz troll sayfaları hemen harekete geçti. Orbán’ı yenen Péter Magyar’ın geçen sene Budapeşte’de bir sinagogdan çekilmiş fotoğrafını yayınlamaya başladı. Hiç olmamış bir İsrail ziyaretinden bahsetti ve kısa bir süre içinde Türkiye’de pekçok kişi, “büyük oyunu” çözdü. Koyu Katolik olan Magyar’ın Yahudi olduğuna inanmaya başlayanlar bile oldu.
Tablo bundan daha karmaşık. Seçimi kaybeden Orbán, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun en yakın ittifaklarından biriydi. 3 Nisan 2025’te Netanyahu, Macaristan’a resmî bir ziyarette bulunmuştu. O dönem hakkında bir yakalama kararı vardı. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) üyesi olan Macaristan, hukuken Netanyahu’yu tutuklamak zorundaydı, fakat Orbán ziyaretten önce böyle bir niyetlerinin olmadığını açıkladı. Hatta çok samimi geçen ziyaretten sonra ülkesinin UCM’den çıkmasına karar verdi. Macaristan açısından bu kararın tek bir amacı vardı: İsrail başbakanına şirinlik yapmak.
Orbán uzun yıllardır Batı ülkelerinden uzaklaşmış ve onu yerine otoriter ittifaklar aramaya başlamıştı. Tayyip Erdoğan, İlham Aliyev, Benyamin Netanyahu, Vladimir Putin ya da Xi Jinping gibi otoriter liderlerin yoldaşı oldu. Bu son seçimde de en çok desteği bu yöneticilerden aldı. Avrupa Birliği’nde Rusya, Çin, İsrail ya da Türkiye’ye karşı planlanan yaptırımların hepsini çeşitli bahanelerle veto etti. Netanyahu hükümetiyle özellikle çok iç içe bir ilişkisi oldu.
Ama asıl mesele burada başlıyor: Söz konusu Doğu Kudüs’teki İsrailli yerleşimler olsun ya da Gazze’deki orantısız güç kullanımı olsun, AB’nin hazırladığı birçok deklarasyon Orbán’ın vetosu nedeniyle yayımlanamadı. Şimdi Péter Magyar’ı “İsrail’in adamı” olarak göstermeye çalışan troll sayfalar, o zaman neredeydi? Orbán’ın “Biz Kıpçak Türküyüz” sözüyle meşguldüler.
Seçimi kazandıktan sonra Magyar, ilk basın açıklamasında İsrail ile ilgili de konuştu. İki ülke arasındaki ilişkileri iyi bir şekilde yürütmeye çalışacaklarını vurguladı; ancak AB de bundan sonra İsrail ile ilgili kararları Orbán’ın yaptığı gibi tek taraflı olarak her seferinde Netanyahu hükümeti lehine vermeyeceklerini söyledi. Ayrıca Macaristan’ın en kısa zamanda UCM’ye geri katılacağını da ifade etti. Bu, Orbán döneminden açık bir kopuş anlamına geliyor.
Magyar’ın tavrı belli: Eskisi gibi bütün otokrat liderlere hoş görünme dönemi bitti. Netanyahu hiç de memnun değil Macaristan seçim sonuçlarından. AB’deki hizmetkârını kaybetmiş oldu. Sadece İsrail Başbakanı değil, Türkiye’de de birileri seçim sonuçlarından rahatsız olmuş gibi görünüyor ve şimdi oldukça mantıksız bir algı oluşturma peşindeler. Magyar’ı da o “Kıpçak Türkü” Orbán’ın yerine getirilmiş İsrail’in adamı gibi göstermeye çalışıyorlar. Belli ki birilerinin ciddi bir korkusu var…
×Gábor Billay
Macaristan’da çeşitli mecralarda yazıları yayınlanan Macar gazetecidir. İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji okudu. Avrupa Parlamentosunda stajyerlik yaptı. Politika, bellek ve hafıza üzerine yazılar kaleme almaktadır.







