Yıldız Önen
“Sırf bir kova ile ortaya çıktıkları için, dünyayı ateşe verenleri alkışlamayacağız.”
İspanya Başbakanı’nın ABD-İran ateşkesi sonrası söylediği bu söz, ateşkesin siyasi bağlamını anlamak açısından önemli bir çerçeve sunuyor. Haftalar süren saldırıların ardından ilan edilen ateşkes, çatışmaların durması açısından önemli bir gelişme. Ancak ateşkes, var olan yıkımı ortadan kaldırmıyor. İran, Lübnan, Irak ve Körfez ülkelerinin farklı noktalarında sivillerin hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği, yaşam alanlarının yıkıldığı, altyapının ağır biçimde tahrip edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
Sadece ateşkesi değil, yıkımın nasıl ortaya çıktığını, kimler tarafından üretildiğini ve nasıl meşrulaştırıldığını da konuşmalıyız.
Tabloyu incelediğimizde, ortada tarafların iddia ettiği gibi bir “zafer” değil, siyasi sıkışmışlıklar ve devasa bir ekonomik yıkımın dayattığı zorunlu bir duraklama olduğunu görüyoruz.
Bugün gelinen noktada ateşkes, pamuk ipliğine bağlı. İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını sürdürmesi ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, Pakistan’da sürdürülen görüşmelerin çıkmaza girmesi, “duraklama” döneminin her an bitmesine ve savaşın tekrar başlamasına yol açabilir.






