Fikret Başkaya
İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü sorun, ancak kendi çözümü için gerekli koşulların tam olarak bulunduğu ya da belirmeye başladığı sırada ortaya çıkar.’ Karl Marx
‘Tüm insan kültürleri tesadüfidir. Rastlantısal biçimlerde doğmuş ve evrilmiştir; hiçbirinin kutsal veya metafizik zorunluluğu yoktur. Tarih ebedî olduğunu sanan uygarlıkların kalıntılarıyla doludur.’ Terry Eagleton
Kapitalizm dahilinde bir gelecek yok, zira kapitalizm insanlığın ve uygarlığın normal hâli değil, temelli bir sapma… Kapitalizm dahilinde öküz arabanın arkasına koşulmuş, araçlarla amaçlar ters-yüz olmuş durumdadır…
İnsanlığın 600 bin yıllık geçmişi var ama sınıflı toplumun sadece 4500 yıl… Kapitalizmin de son 250 yılı sanayi kapitalizmi olmak üzere yaklaşık 500 yıllık bir geçmişi var ki bu, uzun insanlık ve uygarlıklar tarihinde çok küçük bir parantez… Buna rağmen bir uygarlık krizi veya aynı anlama gelmek üzere bir sürdürülemezlik durumu ortaya çıkmış bulunuyor… Kapitalizm, insana, ‘canlı doğaya’ zarar vermeden yol alamıyor. Her ileri aşamada sosyal kötülükleri (açlık, yoksulluk, sefalet, aşağılanma, güvencesizlik…) azdırıyor. İklim krizini ve ekolojik yıkımı, ekosit’i (türlerin yok oluşunu) tetikliyor… Ve bu üçünün diyalektiği de bir sürdürülemezlik durumu veya aynı anlama gelmek üzere bir uygarlık krizi ortaya çıkarmış bulunuyor…
Şimdilerde kapitalist dünya sisteminin içinde bulunduğu durumu kriz kavramı karşılamıyor… Zira kriz, genel denge durumundan bir sapma demeye gelse de ‘normale dönüşü de ima eder… Oysa, şimdilerde söz konusu olan çöküş, uygarlık krizi… Çöküş, geri dönüşü olmayan eşiğin aşılmasıdır… Fakat çöküş anlık bir şey değildir, zamana yayılmış bir süreç olarak tezahür eder… Bir canlının, bir insanın, bir kuşun ölümü gibi anlık bir şey değildir.






