ABD Başkanı Donald Trump’ın destek verdiği Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, hafta sonu yapılacak seçimler öncesi anketlerde geride görünüyor. Sonuçların yalnızca ülke içinde değil, Avrupa ve ABD’deki siyasi dengeler üzerinde de etkili olabileceği belirtiliyor.
HABER MERKEZİ- Macaristan’da pazar günü yapılacak parlamento seçimleri Orban’ı sandıkta bırakacak gibi görünüyor. Seçim öncesi anketler muhalefet lideri Peter Magyar’a işaret ediyor. 16 yıldır ülkesini gittikçe otoriterleşerek yöneten Orban ise muhalefeti bilindik usullerle suçlamaya devam ediyor: “Yabancı istihbarat servisleriyle plan yapıyorlar, iktidarı ele geçirmek her şeyi deniyorlar!”
Sadece Macaristan’ın değil, Avrupa Birliği’nin önemsediği bir seçim yaşanacak 12 Nisan’da. 16 yıldır ülkesini yöneten Victor Orban, nam-ı değer “Trump’ın kankası” bu seçimde galibiyet göremeyebilir.
Bu öngörü sadece seçim öncesi yapılan anketlerin sonucuna dayanmıyor. Uluslararası analistler de Orban ve gibilerin ototriterleşme eğilimlerinin bir “durma” noktası olduğu görüşünde.
2025 sonbaharından bu yana Orbán’ın partisi anketlerde düzenli olarak geriliyor. Yakın tarihli anketler muhalefetteki lider Péter Magyar’ın psikolojik üstünlüğü de kazanmış olduğuna işaret ediyor.
Partisi Fidesz’in kampanyasını tamamen AB ve Ukrayna karşıtlığı üzerinden yürüten Orban’ın iddiaları klasik: Herkes Macaristan’ı kıskanıyor: ABD ve Rusya hariç!
“Seks kaseti”, “dış güçler”, Trump ve Putin | Macaristan seçime gidiyor: Orban mı, Magyar mı?
TRUMP’IN ‘VİCTOR’ SEVGİSİ SANDIĞA GÖMÜLEBİLİR Mİ?
CNN yazarı Christian Edwards’ın Macaristan’daki seçimlere Trump etkisini ele aldığı makalesine göre, ülkede doğrudan fiziksel baskıdan ziyade medya kampanyaları ve bilgi manipülasyonu gibi yöntemlerin öne çıkıyor. Hükümetin zaman içinde sivil toplum kuruluşları, bağımsız medya ve akademik kurumlara yönelik politikaları da tartışma yarattı.

Orbán yönetimi aynı zamanda Budapeşte’yi muhafazakar düşünce kuruluşları ve eğitim ağları için bir merkez haline getirdi. Mathias Corvinus Collegium (MCC) gibi kurumlar, Avrupa genelinde sağ görüşlü gençler için bir eğitim ve etkileşim alanı sunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa’daki en yakın siyasi müttefiklerinden biri olan Viktor Orbán için “Viktor’un büyük hayranıyım” demişti. Sadece Trump’ın değil, ABD’deki muhafazakâr çevrelerin de bu yapılarla yakın ilişkiler kurduğu görülüyor. Daha önce ABD’de etkili isimler ve kuruluşlar, Macaristan modelini örnek olarak gösterdi.
Edwards’a göre, Orbán’ın Washington ile kurduğu bu yakın ilişki, ekonomik ve siyasi alanlarda da sonuçlar doğurdu. ABD’nin Rusya’dan enerji alımına yönelik yaptırımlarında Macaristan’a geçici muafiyet tanınması, bu ilişkilerin somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bununla birlikte, seçimlerin sonucu Orbán’ın kurduğu siyasi ve ideolojik yapının geleceği açısından belirleyici olabilir. Uzmanlara göre, Orbán’ın kaybetmesi durumunda bu yapı tamamen ortadan kalkmayacak, ancak Avrupa’daki etkisi zayıflayabilir.
“AŞIRI SAĞIN MOTORUNA BENZİN”
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, hafta başında Budapeşte’de Viktor Orbán’a açık desteğini sundu. Avrupa Birliği’ni ise “seçimlere müdahale etmekle” suçladı.
Trump ve Putin’in desteği yetmiyor | Vance, kritik seçimden önce Orban için Macaristan’da
İsveç Gazetesi Aftonbladet, Vance’in Budapeşte ziyaretini “Aşırı sağın motoruna benzin” olarak değerlendirip, nedenlerini şöyle açıklıyor:
דOrbán, liberal demokrasinin tasfiyesi için diğer aşırı sağcı partilere, en başta da Donald Trump’ın MAGA hareketine ilham veren bir tür rehbere dönüştü. JD Vance tam da bu yüzden oradaydı. Orbán’ın Pazar günkü seçimi kaybetmesi tarihi bir olay olur. Avrupa’nın büyük kesiminde aşırı sağın önünü açan ve hem Donald Trump’a hem de Brexit’e sebep olan hareketin motoru durur.”
AB SEÇİM SONUÇLARINA ODAKLANDI
Analistler seçim sonuçlarının yalnızca Macaristan’ı değil, Avrupa’da yükselişte olan sağ popülist hareketlerin geleceğini de etkileyeceği görüşünde. Siyasi analist Ivan Krastev’e göre, Orbán’ın olası bir yenilgisi “Avrupa’daki aşırı sağ için ciddi bir psikolojik darbe” anlamına gelebilir.
Hükümete yakın Magyar Nemzet Gazetesi’ne göre, Macaristan ve Avrupa’nın varlığı Fidesz’e bağlı:
דParlamento seçimleri genelde tarihi dönüm noktaları değildir. … Ancak hafta sonundaki seçim böyle bir nitelik taşıyor. Eğer küreselci irade üstün gelir ve Brüksel’in kuklası başbakanlık koltuğuna oturursa, Macaristan’ın bir Macar ülkesi olarak kalıp kalmayacağı şüpheli hale gelir. Bir savaşın içine çekilme tehlikesinden ise bahsetmiyoruz bile. Ayrıca kıtasal düzeyde de, kendini yok eden Brüksel elitini yerinden etme şansının da artması için vatansever bir zaferin elde edilmesi hayati önem taşıyor. ”
VİCTOR ORBAN: MACAR GENÇ KOMÜNİSTLER BİRLİĞİ’NDEN MİLLİYETÇİ FİDESZ’E

Orban’ın partisi Fidesz (Macar Yurttaş Birliği), Avrupa Birliği karşıtı söylemleri, popülist, muhafazakar ve milliyetçi çizgisiyle bilinen bir parti.
Ancak bu her zaman böyle değildi: Fidesz, 1980’lerin sonunda merkez sol demokratik bir hareketti. Orbán’ın başını çektiği genç liberaller, komünizmin çöküşünden sonra Macaristan’ı dönüştürmek için harekete geçmiş, hatta Viktor Orbán, Orta Avrupa’daki liberaller arasında bile umut uyandırmıştı.
31 Mayıs 1963’te Budapeşte’nin güneyindeki Székesfehérvár’da doğan Viktor Orbán, mütevazı bir aileden geliyor. 1993’ten beri milletvekili olduğu doğum şehri, sosyalist blok döneminin en ünlü televizyonlarını üreten endüstriyel bir kentti. Babası bir kollektif çiftlikte çalışıyordu. Budapeşte’de hukuk okurken, komünizmin çöküşünden sonra Oxford’da eğitim gördü. Ancak siyaset onu yeniden içine çekti; ülkesine dönerek genç, merkez sol ve liberal demokratlardan oluşan Fidesz’in başına geçti. O dönemde rakibi, geçmişte yerel sekreteri olduğu Macar Genç Komünistler Birliği idi. Fidesz o sırada, ileride Orbán’ın başlıca rakibi olacak Macar asıllı George Soros tarafından finanse ediliyordu.
1998–2002 yılları arasında başbakanlık yapan Orbán, 2010’a kadar muhalefette kaldı. O tarihte “yeni Orbán” olarak adlandırılan popülist ve muhafazakâr bir lider yeniden iktidara geldi. Düşük gelirli kesimleri hedefleyen popülist yeniden dağıtım politikaları uyguladı; ev ve araba alımına yönelik sübvansiyonlar getirdi. Bu politikalar işe yaradı: seçimleri geniş farklarla kazandı.
MAGYAR MACARİSTAN İÇİN NE DEMEK?
Anketlerde başı çeken Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza)’nın 45 yaşındaki avukat lideri Peter Magyar da Fidesz kökenli bir siyasetçi. Aynı zamanda Avrupa Parlamentosu’nda milletvekili. Ve Fidesz’den 2 yıl önce ayrılıp Tisza’nın başına geçti.

Siyaset bilimci Cas Mudde, The Guardian’da muhalefet adayına yönelik fazla yüksek beklentilere girilmemesi uyarısında bulunuyor:
“Demokratlar, Magyar yönetimindeki bir hükümetten çok şey beklemesin. Muhalefet lideri muhafazakar bir aileden geliyor ve yirmi yılı aşkın bir süre Fidesz üyesiydi, yıllarca Orbán rejimi için çalıştı ve ideolojik bakımdan apaçık eski partisinin safında yer alıyor.
Ayrıca, Tisza’nın parti programı AB’nin göç paktını ve kotalarını reddetmeyi, Ukrayna’nın hızlandırılmış AB üyeliği sürecine de karşı çıkmayı vadediyor. Tisza, Avrupalı ortaklarla ilişkilerde şüphesiz daha yapıcı bir güç olacak olsa da kimi temel görüş ayrılıkları varlığını sürdürecektir.”







