BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Akbar Notezai yazdı

Beluclar ABD-İsrail ve İran savaşını nasıl yorumluyor?

Akbar Notezai yazdı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Şii bir ülke olan İran’da ağırlıklı olarak Sünni olan Beluçlar, İran’ın 92 milyonluk nüfusunun yüzde 3-5’ini oluşturuyor. Ülkedeki Kürtler, Türkmenler ve diğer Sünni etnik gruplar gibi, taleplerinin merkezinde siyasi bir gündem yer alıyor.

Akbar Notezai

Etkili Sünni Beluç din adamı Molavi Abdülhamid İsmailzai, İran halkının ne istediğini görmek için İran’da yeni bir referandum yapılması çağrısında bulundu. Bu çağrıyı yakın zamanda özel bir görüşmede İranlı bir yetkiliye ilettim. Yetkili sessiz kaldı, ardından şöyle yanıtladı: “Onun talebinin İran’da hiçbir önemi yok. Bir referandum, İran’ın yönetim sisteminin ilkelerini yargılayamaz.”

Molavi Abdülhamid İsmailzai

Molavi Abdulhamid’in bu çağrısı ilk olarak 2022’de 22 yaşındaki İranlı Kürt kadın Jina (Mahsa) Amini’nin ölümü üzerine ülke çapında düzenlenen protestoların ardından, 4 Kasım 2022’deki Cuma hutbesinde geldi:

“Bir referandum düzenleyin, insanların ne tür değişiklikler istediğini görün ve ne isterlerse onu kabul edin. Mevcut politikalar çıkmaza girdi.”

İran’ın (coğrafi olarak) ikinci büyük eyaleti olan Sistan-Belucistan’daki Beluçların çoğunlukta olduğu Zahedan’da yaşayan Beluç din adamı, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü mevcut savaşta giderek daha fazla önem kazanıyor. Kendisi uzun zamandır Sünni ve Beluç haklarının savunucusudur.

Londra’da yaşayan İranlı-Beluç akademisyen ve yazar Hoshang Noraiee, Molavi Abdulhamid’in tutumunun, 2022’deki hükümet karşıtı harekete “Kadın, Yaşam, Özgürlük (Jin Jiyan Azadî)” sloganıyla katılan Beluç etnik grubunun duruşuyla aynı doğrultuda olduğunu belirtti.

Referandum talebi, ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı sırasında Kürt odaklı bir yayın organının Molavi Abdulhamid’in X’teki video mesajını yeniden paylaşması ve onu Zahedan’daki Beluçların lideri ve Kürtler tarafından saygı duyulan bir şahsiyet olarak nitelendirmesiyle tekrar gündeme geldi.

X’teki paylaşımda Abdülhamid’in şu mesajı alıntılandı: “İran İslam Cumhuriyeti’ne gerçek alternatif ülke içindedir, dışında değil.” Bu ifade, dolaylı olarak eski şahın oğlu ve kendisini İran’ın gelecekteki lideri olarak tanıtan Rıza Pehlevi’ye gönderme yapıyordu.

Beluçların hoşnutsuzluğunun kökenleri

Sistan-Beluçistan, İran’ın 31 eyaletinden ikincisi olup, büyüklüğüne rağmen ülkenin en yoksul bölgelerinden biridir. 2,8 milyonluk nüfusunun yarısından fazlası temel olanaklardan yoksul köylerde yaşıyor. Bu yoksunluk, eyalette sık sık protestolara neden oluyor.

Şii bir ülke olan İran’da ağırlıklı olarak Sünni olan Beluçlar, İran’ın 92 milyonluk nüfusunun yüzde 3-5’ini oluşturuyor. Ülkedeki Kürtler, Türkmenler ve diğer Sünni etnik gruplar gibi, taleplerinin merkezinde siyasi bir gündem yer alıyor.

Yoksulluk ve dini ayrımcılığın bu karışımı, Beluçların bir kısmını militanlığa ve İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu’na (IRGC) karşı silahlı saldırılara yöneltmiş durumda.

Bazı kaynaklara göre, İran’daki Beluç milliyetçiliğinin kökeni, Rıza Şah Pehlevi’nin hükümdarlığı döneminde, Beluçistan’ın İran’a ait kısmının ülkeye entegre edildiği 1928 yılına dayanıyor. O zamandan beri sürekli baskıyla karşı karşıya kaldılar ve bu baskı, İran’ın 1979 Devrimi’nden sonra daha da yoğunlaştı. Ancak, Şah döneminde milliyetçi bir hareket olarak başlayan bu mücadele, Şii devlete karşı bir mücadele olarak devam etti.

Yazar ve Oxford Üniversitesi profesörü Peter Frankopan, “İran’ın etnik azınlıkları derinden hoşnutsuz. Onlar, uzun süredir devam eden ekonomik ihmal, siyasi dışlanma ve bazı durumlarda dini ayrımcılık kaynaklı şikayetlerle şekilleniyorlar” diyor.

Yoksulluk ve dini ayrımcılığın bu karışımı, Beluçların bir kısmını militanlığa ve İran İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’na (IRGC) karşı silahlı saldırılara yöneltti. Geçen yıl, Zahedan şehri yakınlarında bir askeri konvoya düzenlenen saldırıda dört IRGC üyesi öldürüldü. Sistan-Beluçistan’da “çeşitli aktif partilerin” birleşmesi olarak kendini tanımlayan yeni kurulmuş militan grup Jabh-e Mobarizin-e Mardomi (Halkın Direniş Cephesi), saldırının sorumluluğunu üstlendiğini açıklayan bir bildiri yayınladı. Bu grubun, İran güçlerine ve güvenlik tesislerine karşı saldırılar düzenleyen Sünni Beluç militan grubu Jaish-al-Adl (Adalet Ordusu) ile bağlantılı olduğu belirtiliyor.

Açıklamaya göre, hedef alınan Devrim Muhafızları mensupları, İran’daki topluluğu bastırmada yer almış ve bu kapsamda 2022’de Sistan-Beluçistan’da ülke çapında düzenlenen protestolara karşı ölümcül müdahalede de bulunmuşlardı; bu protestolarda Devrim Muhafızları tek bir günde en az 82 Beluç protestocuyu öldürmüştü.

Ancak Hoshang Noraiee, “en son protestolarda [Aralık 2025-Ocak 2026] Beluçlar daha az görünürdü ve sürekli bir rol oynamadılar… İran’ın diğer bölgelerindeki gösteriler ise acımasızca bastırıldı” diyor.

Beluçların savaşa tepkisi

Sünni Beluçlar, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta belirsiz bir konumda bulunuyorlar. Hoshang Noraiee, “Mevcut çatışmada, bölgedeki insanlar radikal bir değişimin gerçekleşeceği umudunu koruyor” diyor. Noraiee, insanların, etnik ve dini ayrımcılık yapmayan yeni bir sistemin iktidara gelmesini umduklarını savunuyor.

Orta Doğu Enstitüsü’nden Alex Vatanka, “Beluçların Tahran’a karşı bir dizi şikayeti olduğunu ve bu nedenle topluluk içinde bazılarının savaşı ve İslam Cumhuriyeti’nin sonunu memnuniyetle karşılayabileceğini” belirtti. Ancak hükümeti devirmede rol oynayıp oynayamayacakları sorusuna ise şöyle yanıt verdi: “Bu şüpheli, çünkü Tahran’daki daha geniş siyasi gidişatı şekillendirme kapasiteleri yok.”

Londra merkezli Beluç ayrılıkçı lider Hairbiyar Marri’nin önderliğindeki siyasi parti Özgür Beluçistan Hareketi (FBM), ABD ve İsrail’in İran’a karşı harekete geçme yönündeki “cesur kararını” memnuniyetle karşılayan bir bildiri yayınladı.

FBM, Pakistan, İran ve Afganistan’ın bazı bölgelerini kapsayan “Büyük Belucistan” fikrini savunduğu için, parti içindeki kaynaklar, ideolojilerinin ilk günden beri açık olduğunu söylüyor: Bir gün ülkeleri Birleşik Belucistan olacak. FBM’den bir yetkili, “Belucistan’ın ikinci işgalcisi İran’dır. FBM’nin programında, her iki ülkeden de özgürlüğümüzü istiyoruz” diyor. İkinci ülke Pakistan.

FBM, sözlerine şunu da ekliyor: “Söylendiği gibi, düşmanınızın düşmanı dostunuzdur; bu nedenle ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını açıkça destekledik. İran sadece Belucistan’ı işgal etmekle kalmadı, Beluçlara ve diğer ezilen gruplara da acımasız davrandı.”

FBM’nin, ayrılıkçı bir grup olan Beluç Kurtuluş Ordusu-Azad’ın (BLA-Azad) başka bir fraksiyonuyla bağlantılı olduğu iddia ediliyor. Bu fraksiyon, aslen Pakistan’ın Beluçistan eyaletinde 2000’li yılların başından beri aktif olan ve yasaklı bir militan ayrılıkçı örgüt olan BLA’nın bir parçasıydı. Pakistan güvenlik personeline, devlet tesislerine, Çin vatandaşlarına ve Çinliler tarafından yürütülen projelere saldırdı. BLA, Pakistan, ABD ve İngiltere tarafından terör örgütü olarak tanımlanıyor. BLA-Azad, 2017 yılında BLA’dan ayrıldı.

Pakistanlı analist Mihammad Amir Rana, FBM’nin açıklamalarının tek amacının Batı dünyasının, özellikle de ABD’nin dikkatini çekmek ve siyasi ve mali yardım elde etmek olduğuna inanıyor: “Bu tür açıklamalar kritik anlarda ortaya çıkıyor. FBM, Batı siyasi söyleminde önemini korumaya çalışıyor.”

Hoshang Noraiee’nin de belirttiği gibi, FBM dışında, “gurbetçi topluluk içinde ABD ve İsrail’den destek arayan birkaç İranlı Beluç ayrılıkçı grup var, ancak [bunlar] henüz başarılı olamadılar.”

Sünni Beluç militan grubu Jaish al-Adl’a yakın kaynaklar, grubun İran hükümetine karşı olduğunu ancak ülkeden ayrılmak istemediğini belirtti.

Peter Frankopan, çeşitli militan grupların tepkisini fiili bir çıkmaz olarak görüyor.

İranlı yazar Alireza Abiz, bildiği kadarıyla militan grupların şu anda devletle aktif bir çatışma içinde olmadığını söyledi: “ABD ve İsrail’in yasadışı saldırganlığı insanları bayrak etrafında birleştirdi. Başlangıçta Yüksek Lider’in suikastını alkışlayan monarşistler fikirlerini değiştiriyorlar. Savaşın devam edeceğini ve toprak bütünlüğüne ciddi zararlar verebileceğini görüyorlar.”

Peter Frankopan, Beluç-Tahran tarihinin tekrarlanan kalıpları çerçevesinde durumu değerlendirdi: “Özellikle çevre bölgelerde periyodik olarak huzursuzluk patlamaları yaşanıyor, ancak bunlar ülke çapında kalıcı sorunlara dönüşmedi.”

Frankopan, çeşitli militan grupların tepkisini fiili bir çıkmaz olarak görüyor:

“Direniş ve pragmatizm arasında sıkışıp kalmış durumdalar… İran’a havadan saldırılar düzenlenirken, çoğu grup doğrudan çatışmadan kaçınıyor gibi görünüyor – belki de geleceğin neler getirebileceğini umarak.”

Şimdilik Beluçlar, kendileri ve ülkeleri için sırada ne olduğunu izliyor gibi görünüyorlar.

Bu yazı The Amargi internet sitesinden alınmıştır.

Akbar Notezai: Gazeteci

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz