Ayşen Şahin
Bu çağın savaşını, Trump’ın dünyayı uçuruma sürükleyen hubris halini, teknolojinin yakalanamaz hızını konuşurken hayal ettiğimiz o başka alemi unutmak kaygısı yine baş gösterdi. İyi, güzel şeyleri ve olması gerekenleri konuşmayı atlarsak hepten unutacağız endişesi yaşıyorum ara ara.
Yapay zeka tasarıma, filmlere, metinlere, iş hayatına el atmışken, bize geçmişten hangi alışkanlık kalacak diye düşünürken fark ettim ki tiyatro bunlardan biri olacak. Milattan önce 6. yüzyıldan bu yana bir geleneği hala sürdürüyor olacağız. Yapay zeka sahnenin tozunu, alkışın hazzını ortadan kaldıramayacak gibi duruyor.
Bu hafta tam da bunları düşünürken, elimizdeki telefondan aklımızın içini okuyan sosyal medya algoritması sayesinde hemen karşıma “Sağlık ve eğitim emekçileri, Cihangir Atölye Sahnesi’nin “7 Dakika” adlı dayanışma oyununda buluştu” haberi çıktı. Eskinin rutinleri şimdilerde karşıma çıkınca gözlerim doluyor. Belki de benim neslin genelinde yaygın bir duygu durum halidir.
Hemen peşi sıra yüksek kira geliri sebebiyle depo yapılmak istenen ve buna direnmeye çalışan Şişli Tiyatrosu’nu korumak amacıyla gerçekleştirilen tiyatrolar dayanışması haberine denk geldim. Tapusunda tiyatro yazan bir yerin alışveriş sitelerinin deposu olmaması amacıyla birçok tiyatro grubu iki ay boyunca bir festival havasında sırayla yer aldı bu tarihi salonda. İktidarın hedefindeki, kendi tabirleriyle kültürel hegemonya direniyor hala.
Sonra da “Satıcının Ölümü” oyunu tartışmaları düştü önüme.






