Nuray Sancar
Trump’ın özüyle sözünün birbirini tuttuğu tek hamlesi, Paris İklim Anlaşmasından çekilmesidir. Üye ülkelerin bir dizi yükümlülük altına girdiği bu anlaşmanın esası atmosfere karbon salımının kontrol altına alınmasıydı. En yoğun karbon salımının yapıldığı bölgeler ise otomotiv sektörünün imalatçısı ve müşterisi olan ABD ve Avrupa ülkeleridir. ABD’nin vaktiyle birçok ülkenin karbon salım kotasını satın aldığı ve böylece kendi kotasını artırdığı biliniyor. Böylece ABD dilediğince salım yapma ‘özgürlüğünü’ dünyanın kirlenmesindeki payını daha çok artırmak pahasına elde etmiş oldu.
Oysa iklim zirveleri sıcaklığın iki derece daha artması durumunda tehlike çanlarının çalınacağının tespit edildiği yerler. Bu konferanslardaki koltukları dolduran devletler çevre duyarlılığı artan kamuoylarının da tepkisiyle fosil yakıtlar yerine ‘sürdürülebilir, temiz’ enerji kaynaklarının inşa edilmesi ve kullanılması için kararlar da aldılar. Dünya Bankası bu yola giren ülkeler için kesenin ağzını açtı. Örneğin Türkiye’ye, zaman içinde 405 milyon dolara yükseltme taahhüdüyle 2023’te 155 milyon dolarlık yeşil dönüşüm kredisi açıldı. Kredi öncelikle KOBİ’ler ve orta ölçekli şirketler başta olmak üzere yeşil dönüşüme yatırım yapacak şirketleri finanse etmeyi amaçlamaktaydı.






