BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İBB davasında 10’uncu gün

Murat Çalık: Ortada bir örgüt yok

İBB davasında 10’uncu gün

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

İBB davasının 10’uncu gününde Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunma yaptı. “İmamoğlu’nun kurucusu olduğu örgüte bağlı olduğum iddia ediliyor. Ortada herhangi bir örgüt yoktur” diyen Çalık, hakkındaki rüşvet iddialarının ise “O dönemde kamu görevlisi değildim; belediye başkan danışmanıydım. Haliyle benim rüşvet suçunun faili olmam teknik açıdan mümkün değil” diye yanıt verdi.

HABER MERKEZİ – CHP’nin cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu 402 sanıklı İBB davası, 10’uncu gününde devam ediyor.

Duruşmada ilk olarak Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın avukatlarının savunma yaptı.

Şahan’ın avukatı Doğa Şanlıoğlu savunmasında müvekkilinin 1989’da inşa edilmiş “mütevazı bir evde hayatını sürdürdüğünü”, MASAK raporunun da ‘zenginleşme’ bulgusu içermediğini söyledi. Avukat Şanlıoğlu, Kent Uzlaşısı dosyasında Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tahliyesiyle birlikte Şahan için yeni bir suç yaratıldığını söyledi ve “11 Eylül’de ifadesi alındı. 12 Eylül’de yalnızca beyanlarla tutuklandı” dedi.

İDDİALARIN TAMAMI ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANAN SANIKLARA AİT

Avukat Doğa Şanlıoğlu, iddianamede yer alan 8 ayrı eyleme ilişkin savunmasını teknik detaylarla mahkemeye sundu. Savunmada, iddiaların tamamının etkin pişmanlıktan yararlanan sanıkların beyanlarına dayandığı belirtilerek, bu beyanların Yargıtay içtihatları gereği tek başına delil sayılamayacağı vurgulandı.

Şanlıoğlu ayrıca, bu beyanların kendi içinde ve dosyadaki diğer delillerle açık çelişkiler barındırdığını, savcılık tarafından sonradan temin edilen resmi belgelerin ise tanık ifadeleriyle tamamen tutarsız olduğunu ifade etti.

ÇALIK: ORTADA HERHANGİ BİR ÖRGÜT YOK

Duruşmaya verilen öğlen arasının ardından tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın savunması başladı.

Çalık savunmasına, “İddianamede belediye başkanı olmadan önceki faaliyetlerim değerlendirilip suç işlediğim öne sürülmüştür. İmamoğlu’nun kurucusu olduğu örgüte bağlı olduğum iddia ediliyor. Ortada herhangi bir örgüt yoktur” dedi.

‘RÜŞVET SUÇUNUN FAİLİ OLMAM MÜMKÜN DEĞİL’

Soruşturma aşamasında irtikapla suçlanırken ardından rüşvet suçuna ilişkin 7 ayrı vakanın kendisine isnat edildiğini söyleyen Çalık, “Belediyelerimizin suç örgütü olarak nitelendirilmesini çok yanlış buluyorum. Rüşvet, sadece bir kamu görevlisinin fail sıfatıyla işleyebileceği bir suç türüdür. İddia edilen dönemde kamu görevlisi değildim; belediye başkan danışmanıydım. Haliyle benim rüşvet suçunun faili olmam teknik açıdan mümkün değil. Bu bile, sadece kamu görevlilerinin işleyebileceği bir suç bakımından hukuki bir belgenin eksikliğini göstermiyor mu?” dedi.

‘ÖRGÜTTEN HABERDAR DEĞİLLER’

Çalık’ın savunmasından öne çıkan başlıklar şöyle: 

“Bana yönelik suçlamalarda bulunan kişiler örgütün varlığından haberdar değiller. Örgütün varlığını reddeden bu kişiler, nasıl oluyor da örgütlü suçlarla ilgili hükümlerden etkin pişmanlık yoluyla faydalanmaktadırlar? Aynı durum rüşvet suçu bakımından da geçerli. Aleyhime yöneltilen beyanları iftira niteliğinde görmekteyim. Sadece özgürlüğü sınanan insanların somut delille desteklenmeyen beyanlarının mahkûmiyet kurulması için yeterli olmadığını düşünmekteyim.

Meslek hayatım boyunca tüm görev ve karar alma süreçlerimde, kişisel menfaat odaklı, hukuka aykırı veya kamuyu zarara uğratabilecek bir tasarruf anlayışını benimsemedim. Aksine, şehircilik ilkeleri doğrultusunda hareket etmeyi hem mesleki hem de vicdani bir sorumluluk olarak gördüm. Benim için makam hiçbir zaman amaç olmadı. Görev sürem boyunca belediyecilik faaliyetlerini asla kişisel çıkar için kullanmadım, keyfi kararlar almadım, siyasi hareket etmedim.

17 YIL BEYLİKDÜZÜ’NE HİZMET ETTİM

29 yıllık meslek hayatımın 28 yılını Beylikdüzü’ne adadım. Beylikdüzü’nü sadece görev yaptığım bir yer olarak görmedim; emek verdiğim, büyüttüğüm ve gelişimini izlediğim bir evladım olarak gördüm. 1998-2014 yılları arasında, 17 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde Beylikdüzü planlama faaliyetlerinde bulunduk. Dört farklı belediye başkanı, üç farklı siyasi partinin belediye başkanlarıyla çalıştım. 2014-2019 yılları arasında Sayın İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı olunca kendisinin danışmanlığını yaptım.

Ben, uzun yıllardır planlama faaliyeti yürüttüğüm bir kenti yönetecek olmanın onurunu yaşadım. Hayalimi yaşarken, yapmak istediklerime adım adım ilerlerken ve Beylikdüzü’nü hayalini kurduğum şehir yaşamına doğru götürmeye çalışırken, sürecin bu şekilde sekteye uğramasından elbette üzgünüm.

‘İMAMOĞLU İLE BİR ARSA PROJESİNDE TANIŞTIK’

İmamoğlu’yla tanışıklığımıza gelecek olursak, bu konuda da mahkeme heyetini bilgilendirmek isterim. 2005 yılında, kendisinin ortağı olduğu bir arsa vesilesiyle tanıştık. Beylikdüzü’nün çok değerli bir lokasyonunda, İmamoğlu İnşaat’ın da ortağı olduğu bir arsanın planlama hizmetini verdik, danışmanlık yaptık. Yanlış hatırlamıyorsam dört ortaktılar. O dönemde bu hizmetin bir karşılığı olur ve siz bu bedeli dört ortağa bölersiniz. O dönemde sadece İmamoğlu İnşaat’tan ödememi alabilmiştim, diğer ortaklar herhangi bir ödeme yapmamışlardı. 2009’da İmamoğlu ilçe başkanlığına aday olunca sevindim. Projelerini dinledim başkan adayı olduğunda danışmanım olur musun dedi kabul ettim.

‘KAMUYA KAZANDIRDIK’

Biz 2014’ten bugüne 1 milyon 150 bin metrekare kamusal alan ürettik. Keşke bu alanların 50 bin metrekaresi Şişli’de olsaydı; yani ekonomik değeri açısından söylüyorum, Beylikdüzü Belediyesine kazandırdığımız ekonomik değer 57,2 milyar TL’dir. 81 bin metrekare sağlık alanı, 44 bin metrekare eğitim alanı, dini tesis alanı, sosyal ve kültürel alanlar…  Diğer kamu kurumlarının üzerindeki 7,3 milyar TL’lik yük aldık. Çünkü bizden önce yapılan yanlış uygulamalardan dolayı Beylikdüzü Belediyesi o kadar çok kamulaştırmasız el atma davasına maruz kaldı ki milyonlarca lira para ödedik.

‘BENİM VİCDANIM ÇOK RAHAT’

Benim bütün siyasi ve idari hayatımın özeti budur Sayın Başkan: Daha fazla kamu alanı, daha fazla park alanı, daha fazla sosyal donatı alanı ve daha yaşanabilir bir kent inşa etmek. Bugün burada yalnızca yargılanan bir kişi olarak değil; Beylikdüzü’ne yaklaşık 30 yıldır hizmet etmiş, bu 30 yılın 6 yılında da belediye başkanlığı yapmış bir belediye başkanı olarak bulunuyorum ve vicdanım çok rahat. 2014’ten bugüne attığımız her adımda şehircilik ilkeleri ve kamu yararı vardır. Bir belediye başkanının en büyük hesabı yalnızca mahkemelere değil, halka ve kendi vicdanına verdiği hesaptır. Benim vicdanım çok rahat. 2014 öncesi Beylikdüzü ile 2014 sonrası Beylikdüzü arasındaki fotoğraf, emin olun bunun net göstergesidir. 2014 öncesinde Beylikdüzü; kopuk, kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan, ranta kurban edilmeye hazır bir kent iken biz herkes için daha yaşanabilir, sürdürülebilir bir kent inşası için çok çaba sarf ettik.”Ranta kurban edilmeye hazır” cümlesini niye kurdum Sayın Başkan? Şunun için: Beylikdüzü bölgesini mutlaka bilirsiniz; Büyükçekmece’ye doğru giderken sağ tarafı Esenyurt, sol tarafı Beylikdüzü’dür. Esenyurt “kent suçları açık hava müzesi” gibidir; bakın, Esenyurt kent suçları açık hava müzesi gibi…Beylikdüzü ise insanların huzurla yaşadığı bir şehre dönüşmüştür ve bu dönüşüm devam etmektedir. Sadece kentsel mekanları değil, aynı zamanda kentsel hayatı da dönüştürdük. Ne yaptıysak çocuklar için, gençler için, kadınlar için yaptık ve emin olun Sayın Başkan, bunu gururla söylüyorum: Söz verdiğimizden daha fazlasını hayata geçirdik.

EYLEM EYLEM SAVUNMA VERDİ

Savunmamı polemik yapmak için değil, asla değil; gerçeğin ortaya çıkması için yapacağım. Eylemlere ve isnatlara ilişkin bütün savunmamı tek tek ortaya koyacağım. ‘Eylem 1’den başlayacağım. İlk olarak Uğur Güngör’ün 10 Ağustos 2020 tarihinde suç ihbarıyla başlayan yargısal süreci, iddia makamı tarafından göz ardı edilmiştir. Hakkımda daha önce Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilmiş bir takipsizlik kararı vardır. Sonrasında devam eden; değişen ve çelişen ifadeler de göz ardı edilmiştir. Söz konusu iddia Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulmuş, incelenmiş ve takipsizlik kararı verilmiştir. İlgilisi tarafından bu karara itiraz edilmiş; Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi itirazı reddederek takipsizlik kararını kesinleştirmiştir.

İTİRAFÇI KENDİSİYLE ÇELİŞİYOR

Uğur Güngör her ifadesinde bir önceki beyanını değiştirmiştir; 10 Ağustos 2020 tarihinde ilk önce Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet ediyor bizi. Sonra Bakırköy “yetkimde değil” diyerek dosyayı gönderiyor. 10 Ağustos 2020 tarihindeki suç duyurusunda bulunduğu ilk ifadesinde, “Rüşvet tutarı olarak 13 daire verdim” diye beyan ediyor. Sonra Bakırköy yetkisizlik verip dosyayı Büyükçekmece’ye gönderince, iki ay sonra orada tekrar ifade veriyor ama o iki aylık sürede bir şeyleri hatırlıyor: İkinci ifadesinde bu sefer “İki daire parası artı 13 daire verdim” diyor. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki soruşturma da bu beyan üzerinden başlıyor ve önceki çelişkiyi göz ardı ediyor.

19 Mart 2024 tarihinde bir ifade daha veriyor; yani ilk ifadesinden 43 ay sonra. Bu sefer “15 daire” diyor. Yani önce 13 daire, sonra 2 daire parası artı 13 daire, 43 ay sonra da 15 daire… 21 Ekim 2024’te tanık sıfatıyla verdiği ifadede, yedi ayda başka şeyler de hatırlıyor; bu sefer rüşvet tutarı “15 milyon” oluyor. 15 daire gitti, 15 milyon geldi. Sonra 5 Ağustos 2025 tarihinde vekili aracılığıyla beyan veriyor; 60 ay sonra bu sefer tekrar “13 daire artı 2 daire parasına” dönüyor rüşvet tutarı.

Aynı zaman diliminde gerçekleştiği iddia edilen bir vakayı farklı kişiler anlatsa anlayacağım da, aynı kişi tarafından bu kadar bambaşka anlatılmasını ve iddia makamının dikkate almadığı bu çelişkileri mahkeme heyetinizin dikkatine sunuyorum.”

(Kaynak: Gazete Pencere)

×

REDDİ HAKİM TALEBİNİN REDDİNE YAPILAN İTİRAZ DA REDDEDİLDİ

Öte yandan duruşmanın başında bazı sanık avukatları, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyetine ilişkin reddihâkim talebinde bulunmuştu; İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince reddihâkim talebi reddedilmişti. Bazı sanık avukatları, talebin geri çevrilmesine yönelik ara karara itiraz etti.

İtiraz incelenmek üzere İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi “incelenen dosya kapsamına göre, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/318 esas sayılı dosyada reddihâkim talebinin geri çevrilmesine yönelik 9 Mart 2026 tarihli ara kararın usule ve yasaya uygun olduğuna” hükmederek, itirazların ayrı ayrı reddine oy birliğiyle karar verdi.

GÖRÜNTÜ KAYITLARINA SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Davayla ilgili bir karar da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan geldi. Duruşmada görüntü çekilerek sosyal medyada paylaşılmasına ilişkin soruşturma başlatıldığı açıklandı. Bundan sonraki tüm paylaşımların takibi yönünde de talimat verildi. Konuya ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

BAŞSAVCILIĞIN AÇIKLAMASI

“İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması başlayan 2025/ 318 E. sayılı dosyanın, Marmara Ceza İnfaz Kurumlarındaki 1 nolu duruşma salonunda görülen duruşmaları esnasında çekildiği anlaşılan görüntülerin sosyal medya hesapları aracılığında paylaşıldığı anlaşılmakla;

Kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşarak nakleden kişiler hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 286. maddesi kapsamında resen soruşturma başlatılarak, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne fiil ve fail tespitine yönelik talimat verilmiştir. Kamuoyunun bilgisine saygıyla duyurulur.”

1 KİŞİ HAKKINDA GÖZALTI KARARI

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB Davası’nda görüntü alarak sosyal medyada yayımlayan bir kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Başsavcılıktan yapılan açıklamada “sahte basın kartıyla girerek duruşma takibi yapan ve çektiği görüntüleri sosyal medya hesabından paylaştığı anlaşılan E.Y.T. hakkında gözaltı, arama ve elkoyma talimatı verilmiştir” denildi.

×MURAT ÇALIK HAKKINDA

İBB’ye yönelik soruşturmalarda 19 Mart’ta gözaltına alınan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, 23 Mart’ta tutuklanmış ve görevinden uzaklaştırılmıştı. Akut miyoleid lösemi (AML) ile lenfoma hastası olan Çalık’ın avukatları, iki kez kanser tedavisi gören ve tutukluluk sürecinde ciddi kilo kaybı yaşayan Çalık’ın cezaevi koşullarında hayati tehlike yaşadığını belirterek tahliyesini istemişti. Tutuklu bulunduğu dönemde 18 kilo kaybeden ve lenfoma şüphesiyle 4 Temmuz’da hastaneye kaldırılan Çalık, İzmir’de ameliyata alınmıştı. Çalık son olarak cezaevinde devam eden sağlık sorunları nedeniyle 13 Ocak’ta yeniden hastaneye kaldırılmıştı.

Dünkü duruşmada Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunma yapmış ve “Düşmanca davranan bir yapının oyunu ile kurgulanmış” bir iddianameyle karşı karşıya olduklarını söylemişti.

Şahan, “Bizi suçsuz yere evlatlarımızdan ayrı düşüren herkes bu divanda değilse ulu divanda hesap verecek. 5 yaşındaki kızımdan beni ayrı kılan her kul bunu düşünsün. Ama aklı olanda iman olur. Mahkemeden beklentim doğruyu yanlıştan ayıran bir vicdanla karar vermesi” ifadelerini kullanmıştı.

Şahan hakkında çeşitli suçlamalardan toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Çalık hakkında da birden fazla suçlama ile 30 yıldan 88 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Benzer Haberler

Onlarca kişi yaralandı

Kütahya'da yolcu otobüsü devrildi

AKP önergesi kabul edildi

Meclis'in çalışma süresi uzatıldı

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz