BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Akın Olgun yazdı

Kavganın estetiği ve Newroz

Akın Olgun yazdı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Akın Olgun

1992 Cizre Newrozu’nu izlemek için, batıdan bir heyetle birlikte bölgeye gidenlerden biri, yaşananları tarif etmek için “Kadın ve çocukların çığlıkları Cudi dağından yankılanıyordu” demişti.

Yankılanan o seslerin, Kürde reva görülen acının çığlığı olduğunu herkes biliyordu.

“Oy hawar” haykırışının, bir halkın dilinde bu kadar derin, bu kadar sarsıcı olmasının sebebiydi de bu.

Üzerlerinde rengarenk kıyafetleri ve var olma kavgalarının inadı ve kanları ve ölüleri ve yumruğunu ısıran öfkeleri, o gün oradaydı.

Bilen bilir, yumruk ve yürek çok şey anlatır. Ne zaman, acısıyla yumruğunu ısıran birini görsem, bilirim aslında yüreğine dişlerini geçirdiğini.

“Bir avuç çapulcu” sayılan hayatları, “bilinmeyen” olarak kayda geçirilen dilleri ve tililileri [zılgıt] ile “Newroz pîroz be” diyebilmek için ödedikleri bedelin ağırlığı yürek kaldırmazdı ama ülkenin yüreği o vakitlerde de “devletin bekası” ile doluydu.

O yüreğin kaldıramadığı anı, “onlarca insan gözlerimizin önünde can verdi. Kadınlar ve çocuklar panzer paleti altında ezilerek can verdi. Kaçarak canlarını kurtarmaya çalışanların geride bıraktığı Ankara lastiği ve naylon terliklerden oluşan görüntü korkunçtu.” diyerek anlattılar 92 Cizre Newrozu’nda yaşananları. (https://bianet.org/yazi/bir-kanli-newroz-hikayesi-1992-cizre-293153)

Kürt halkı, Newrozuna sahip çıktı.

Varlığını en güçlü şekilde, rengiyle, sesiyle, halayıyla, şarkılarıyla göstermenin, yaşatmanın ve inat etmenin zaferiydi bu onlar için.

Bugün, siyasetiyle, iradesiyle, paradigmasıyla ülkenin belirleyici demokratik gücü olmalarının önünde durabilecek hiçbir gücün olmadığı gerçeği, bir propaganda değil, devasa bir hakikat bu yüzden.

Onlar yoktan var olmadılar.

Yok sayılmaya karşı çıkmanın bedelini en ağır şekilde ödeyerek var oldular ve bu onları güçlü kılan en önemli şey.

Bugün “ne kazandınız” diyen o hoyrat soruların gizlemeye çalıştığı şey de işte bu. Küçümsenen ve ağız kenarında köpüren hazımsızlığın nedeni de…

92 Cizre Newrozu’nun üzerinden 34 yıl geçti ve 34 yıl boyunca, kesintisiz şekilde Kürtler o ateşi yaktılar ve üzerinden atladılar.

2026 Newrozu’na da böyle geldik.

Bir kez daha, rengarenk inatları ile ülkenin dört bir yanında meydanları doldurdular.

Bir gün, kurulan o büyük Newroz sahnesinin üstünde, Newroz’u ve iradesini yok sayanları da göreceğiz.

Barış, bu yanıyla tarihsel bir hesaplaşmanın adıdır aynı zamanda. Hakikati karşısına alarak, tarihin en gerici, en karanlık, en kanlı tarafında duranların kaybettiğini kabullenmek zorunda kaldıkları şeydir de.

2026 Newrozu’na damgasını vuran konuşmaları, seslenişleri, ifadeleri de bu temelde okumayı denemeliyiz diye düşünüyorum. Çetin Arkaş’ın Newroz sahnesinden yüzbinlere seslenişinde kurduğu cümleleri de, Öcalan’ın mektubunu da, Tuncer Bakırhan’ın “Kürtler ne istiyor” sorusuna verdiği cevabı da…

Üçü de bir bütünün parçasıydı ve sadece süreç ile ilgili de değildi bana göre.

Öcalan’ın okunan mektubunda “Newroz’da bir türlü yakamızı bırakmayan her çeşit yetersiz ilişkilerden, yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım ve yetkin bir ilişki tarzıyla, yetkin bir anlam derinliğiyle yeni bir özgürlük ahlakı ve yeni bir estetik anlayışla yaşama yüklenelim” ifadesiyle, Çetin Arkaş’ın “halkın yarattığı değerler üzerinden bireysel ikbal peşinde koşanlar sert kayaya çarpacaktır” seslenişi ile Tuncer Bakırhan’ın “Kürtler ne istiyor” diyerek arka arkaya saydığı taleplerin arasında incelikli bir bağ olduğu bir gerçek.

Kadrolara, halka ve topluma seslenen ve asıl olarak da güven inşa etmeyi hedefleyen bir yaklaşım vardı Newroz’da. Görünen o ki güvene ve güvenin tesis edilmesine özel bir anlam yüklenmişti.

Evlerde, sokaklarda, meydanlarda dile getirilen eleştirilere, serzenişlere “sizleri duyuyoruz, kaygılarınızı anlıyoruz” mesajının elzem olduğu görülmüş de diyebiliriz özetle ve bunun halka açık olma anlayışıyla, sahneden ifade edilmesinin oldukça etkili olduğu da aşikar.

Çünkü güvenin sarsıldığı yerde, süreci anlatabilmeniz, olan bitenin mantığını ve derinliğini kitlelere taşımanız mümkün olmaz.

Bu nedenle 2026 Newrozu’nu; halka ve topluma güven, “demokratik toplum ve barış” paradigmasına onay, kadrolara ve geleceğe dair kararlılık mesajı olarak okumak yanlış olmaz.

Newroz’a katılımın bu kadar büyük ve çoşkulu olmasını, “barış ve demokratik toplum” paradigmasının iradesine ve sahada olan isimlere duyulan güvenin bir yansıması ve yeniyi kurma iradesini ortaya koyan Öcalan’a büyük bir moral olduğu da tartışmasız bir sonuç. Şimdi eli daha güçlü bu anlamda.

Sonuç olarak;

Yeni inşa, yeni parti ve temsil gücü yüksek, etkili bir demokratik siyaset, ancak bahanelerden arınmış bir yaklaşımla kurulabilir ki Kürt siyasetinin bahane sevmediği açık. Bu ise olması gerekeni, olacak olanın mutlaka yaşanacağını anlatıyor bize. Onun ne olduğu ise gizli kapaklı değil.

Barış, demokratik siyasetin bir aracı değil, amacı olarak kendini kuracak ve “olmaz” denilen her şeyi elinin tersiyle iterek, rasyonel olanın üzerine inşa edilecek ki bu çok açıkça ilan ediliyor Öcalan tarafından.

“Yeni bir estetik anlayışla yaşama yüklenelim” cümlesinin, yeni bir aklı, yeni bir derinliği, yeni bir stratejik yaklaşımı ve en önemlisi yaratıcılığı temel aldığı ise ortada.

Bir süredir “estetik” üzerine çok fazla vurgu yaptığı da gözden kaçmamalı. Anlayışı estetik kılmak, örgütü, halkı, toplumu bu zemine çekerek, kaba yaklaşımlardan, statükocu tavırlardan, vasat anlayışlardan arındırmak ve yaratıcılığın, özenin önünü açarak, geleceğe can suyu olacak “özgürlük ahlakı”nı yaratmak, Kürtlerin yine bir adım daha önde olmasını da beraberinde getirecektir ki bu tüm topluma kazandırmaktır da aynı zamanda.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz