BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Ercan Jan Aktaş yazdı

Fransa’da belediyeler: Kentlerde sol, taşrada sağ

Ercan Jan Aktaş yazdı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Ercan Jan Aktaş

Son yıllarda Avrupa genelinde gözlemlenen siyasal dönüşüm, Fransa özelinde yeni gelişmeler üzerinden devam ediyor. Bu dönüşümün izlerini yalnızca seçim rekabetinde değil; aynı zamanda yabancı karşıtlığı üzerinden inşa edilen bir ötekileştirme ve bu ötekileştirmeye karşı direnen aktörlerin meşruiyet mücadelesi etrafında şekillenmektedir. Bu bağlamda siyasal alan, salt temsil mücadelesinin ötesine geçerek, kimin “meşru siyasal özne” olarak kabul edileceğine dair hegemonik bir mücadele alanına dönüşmüştür.

Devlet aygıtı ve sahip olduğu ana akım medya, bu hegemonik çerçeveyi yeniden üretirken, özellikle sistem karşıtı muhalif partileri ve toplumsal hareketlerle ilişkili siyasal akımları sıklıkla “marjinal”, “tehlikeli”, “sorumluluktan kaçan” ya da “yönetme kapasitesinden yoksun” aktörler olarak kodlamaya devam etmektedir. Buna karşılık, aşırı sağ siyasal yapı ve partilerin söylemleri, kimi zaman normalleştirme, kimi zaman da “meşru alternatif” olarak sunulma süreçleri üzerinden merkeze doğru taşınmaktadır.

Bu durum, yalnızca siyasal rekabetin dengelerini değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda demokratik alanın sınırlarını yeniden tanımlamaya çalışıyor. Sistem eksenli bu meşruiyetin dağılımı daha milliyetçi/militer bir hegemonya inşasına işaret etmektedir. Fransa’da Şubat ayı başında devletin resmî iç sınıflandırma sisteminde, yapılan bir değişiklikle La France Insoumise (LFI)/ Başeğmeyen Fransa’yı “aşırı sol” kategorisine alınmasını da bu denklemde ele almak mümkün. Fransa’da solun önemli temsilcilerinden La France Insoumise (LFI)’in kriminalize edilme pratiklerine bir kısım sol ve sosyalist parti ve yapılarda dahil oldu.

Fransa’da yerel seçimler (özellikle belediye seçimleri) iki turlu bir sistemle gerçekleştirilir. Altı yılda bir yapılan seçimlerde ilk turda bir liste, oyların salt çoğunluğunu (yüzde 50+) elde ederse seçimi doğrudan kazanır; ancak bu çoğunluk sağlanamazsa seçim ikinci tura kalıyor. Ancak % 50 alan bir liste yoksa % 10’un üzerinde oy alan listeler ikinci tura kalıyor. Farklı listerin ittifakları üzerinden büyük tartışmalar da birinci ve ikinci tur seçimlerin arasında kalan bir hafta içinde devam ediyor. Böylece ikinci tur, yalnızca bir seçim rekabeti değil, aynı zamanda siyasal güç dengelerinin yeniden kurulduğu bir müzakere alanına dönüşüyor.

Son aylarda daha da sertleşen siyasi atmosferde Fransızlar toplam 34.900 Komünün seçimleri için 15 Mart’da birinci tur  için sandığa gitti. İkinci tur ise 22 Mart’ta yapılacak. Bir önceki belediye seçimleri 2020 yılında yapılmış ve özellikle büyük şehirlerde sol açısından dikkat çekici sonuçlar doğurmuştu. Yeşiller (EELV) ile sol ittifak Lyon, Bordeaux, Strasbourg ve Grenoble gibi kentlerde önemli başarılar elde ederken Paris’te Sosyalist Parti’den Anne Hidalgo yeniden belediye başkanı seçilmişti. Buna karşılık sağ partiler daha çok küçük ve orta ölçekli kentlerde etkilerini korumayı sürdürmüştü.

Birinci turu yapılan yerel seçimler bir kez daha büyük şehirlerde ortaya çıkan sonuçlarıyla seçmenlerin ekonomik politikalar, sosyal adalet talepleri ve ekolojik dönüşüm konusundaki beklentilerini yansıtmaya devam etti. Küçük ve orta ölçekli kentlerde sağ ve aşırı sağ partilerin gücünü koruması, Fransa toplumundaki sosyolojik ve coğrafi bölünmeleri görünür kılmaya devam ediyor.

Özellikle de kırsal ve orta ölçekli şehirlerde Les Républicains (LR)/Cumhuriyetçiler ve Rassemblement National (RN)/Ulusal Birlik gibi sağ ve aşırı sağ partilerin güçlü oy oranları elde etmesi, buna karşılık La France Insoumise (LFI), Sosyalist Parti (PS) ve Les Écologistes (EELV) gibi sol ve ekolojist partilerin daha çok Paris, Lyon, Bordeaux, Lille ve Toulouse gibi büyük kentlerde etkili olması, Fransa’daki siyasal tercihlerin kentli–kırsal ve merkez–çevre ayrımları üzerinden şekillendiğini bir kez daha ortaya koydu.

Seçimlerinin ilk tur sonuçları, özellikle büyük şehirlerde sol, sosyalist, komünist ve de  ekolojist siyasetin hâlâ güçlü bir toplumsal tabana sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Paris’te Sosyalist Parti ve sol ittifakın adayı Emmanuel Grégoire’nin açık ara önde olması, Lyon’da Yeşiller’den Grégory Doucet’nin güçlü performansı ve Lille gibi kuzey şehirlerinde La France Insoumise’in (LFI) yükselişi, kentli seçmenler arasında sosyal politika, ekolojik dönüşüm ve kamusal hizmetler gibi temaların belirleyici olmaya devam ettiğini ortaya koymuştur.

Güneyin büyük ikinci şehri Toulouse’da LFI ile Sosyalist Parti’nin ikinci tur için daha şimdiden ortak liste oluşturma çabası içinde olması da sol partilerin yerel düzeyde ittifak arayışının sürdüğünü ve büyük şehirlerde sağa karşı birleşme stratejisinin giderek daha merkezi hale geldiğini göstermektedir. 15 Mart 2026 yerel seçimlerinin birinci tur sonuçları, LFI’ye dönük sistem ve de kimi sol sosyalist yapılarının “aşırı”lık eleştirilerin siyasal karşılığının sınırlı olduğunu göstermiş oldu.

Birinci tur sonuçları, LFI’nin özellikle büyük şehirlerde ve işçi sınıfı yoğunluklu bölgelerde beklenenden daha güçlü bir performans sergilediğini ortaya koydu. Paris, Lyon, Toulouse ve Lille gibi önemli kentlerde ikinci tura kalmayı başaran LFI, bazı yerlerde Sosyalist Parti’yi geride bıraktı. Bu tablo, iki temel dinamiğe işaret etmektedir. İlk olarak, LFI’nin özellikle gençler, güvencesiz çalışanlar ve göçmen kökenli seçmenler arasında etkili bir mobilizasyon kapasitesine sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bununla birlikte bu yükseliş, çelişkilerden azade değildir. LFI’nin birçok kentte belirleyici bir güç haline gelmesi, ikinci turda ittifak tartışmalarını da keskinleştirmiştir. Özellikle sosyal demokrat ve merkez sol aktörlerin bir kısmı, aşırı sağın yükselişine rağmen LFI ile ittifaka mesafeli durmakta; bu durum ise solun parçalı yapısını derinleştirmektedir.

Sonuç olarak LFI’nin birinci tur performansı, yalnızca bir seçim başarısı olarak değil; Fransa’da siyasal alanın yeniden yapılandığı, geleneksel partilerin çözülürken yeni siyasal merkezlerin oluştuğu bir momentin göstergesi olarak da okunabilir. Bu bağlamda LFI, bütün saldırılara rağmen hem sistem içi meşruiyetini genişleten hem de mevcut siyasal dengeyi zorlayan çift yönlü bir aktör olarak öne çıkmaktadır.

Sol ve sosyalistler için kısmi bir başarıdan söz etmek mümkün olsa da; özellikle Marseille’de sol ile aşırı sağın neredeyse başa baş bir yarış içinde olması ve Lyon’da sağ aday ile ekolojist sol arasındaki farkın çok sınırlı kalması, özellikle ekonomik eşitsizliklerin yoğun olduğu kentlerde sağ ve aşırı sağın yabancı karşıtlığı üzerinden güçlü bir mobilizasyon kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir.

Bu tablo, Fransa siyasetinde bir yandan büyük şehirlerde sol ve ekolojist blokların güçlü kaldığı, diğer yandan sağ ve aşırı sağın özellikle bazı kentlerde ciddi bir rekabet yarattığı parçalı bir siyasal alanın oluştuğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Fransa’da yerel seçimlerin ikinci turu yalnızca belediyelerin kimler tarafından yönetileceğini değil; aynı zamanda yabancı karşıtlığı üzerinden yükselen otoriter ve dışlayıcı siyasal hattın mı, yoksa daha kapsayıcı ve toplumsal eşitliği merkeze alan bir siyasal perspektifin mi güç kazanacağını gösterecek kritik bir eşik olarak değerlendirilmektedir.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz