Cansu Çamlıbel
Tom Barrack’ın diplomasiyi de tarihi de kendine göre yorumlamanın ötesine geçip neredeyse “tahrif” etmekte olduğunun sıkı bir örneğine geçen hafta İstanbul’da düzenlenen ABD’nin Bağımsızlık Günü Resepsiyonu’nda tanık oldum. Barrack kendi verdiği davete en son geldi, podyuma çıktı, Türklere Türkiye’yi anlattı. Yine beş dakikada Türkiye’nin tarihini yeniden yazıverdi. Türkiye’de devletin LGBTİ+lara topyekun savaş açtığı bir anda, iki erkek lider arasındaki ilişkiyi tarif etmek için “romans” kelimesini seçmekte bir beis de görmedi. Ya böyle bir anda bu şakayı yapmanın taşıdığı muazzam ironiyi fark etmeyecek kadar Türkiye’de olup bitenden kopuktu ya da işte bal gibi farkındaydı da önemsemiyordu. Sonra da kimseyi dinlemeden, herkesten önce kendi davetinden çekip gitti. Türkiye’yi “başkalarından” dinlemeye yine vakti kalmadı






