4 Kasım 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

Yaşamın özgürlüğü

Beyza Üstün Yaşamdan yana olmak devrimci bir tutumdur. Savaş bitince nefes alınır. Niye bitti, öyle değil böyle bitseydi diye düşünülemez. Tek akla gelen; insanlar, canlılar ölmeyecek, öldürülmeyecek, yaşam yok edilmeyecek artık olur. Barış örülecek ilmek ilmek diye içinize huzur çöker. İlk hissettiğiniz duygu güvendir sonra barışı örmek, korumak için emek vermenin sorumluluğu düşer her birimize.

Beyza ÜSTÜN

Yaşamdan yana olmak devrimci bir tutumdur. Savaş bitince nefes alınır. Niye bitti, öyle değil böyle bitseydi diye düşünülemez. Tek akla gelen; insanlar, canlılar ölmeyecek, öldürülmeyecek, yaşam yok edilmeyecek artık olur. Barış örülecek ilmek ilmek diye içinize huzur çöker. İlk hissettiğiniz duygu güvendir sonra barışı örmek, korumak için emek vermenin sorumluluğu düşer her birimize. Savaş bittiğinde, uzun soluklu bir mücadelenin sonunda gelinmiştir barışın uğrağına. Nefes alırsınız, ayağa kalkarsınız, insanlığın, yaşamın üstünde ölüm bulutu yoktur artık. Şimdi, bundan sonrası daha önemlidir, çıkılacak yolculuk heyecanlandırır, umut verir, diğer yanı ile bilinir ki cesaret ve emek gerektirir. Sorumluluk alınmalıdır, hedef büyüktür çünkü. Özgürlük örülmelidir bir daha yıkılmayacak kadar güçlü.

Bu günlerde bu topraklarda kadınlar buluşuyor bu uğrakta. Özgürlüğün ilmeklerini atıyorlar, sözü de kararı da birlikte veriyorlar. Bu topraklarda barışın rüzgarı esiyor, eşit ve özgür yaşamı muştuluyor. 21 Eylül’de İstanbul’dan duyuracağız sesimizi, sonra ülkenin her köşesinden sürecek buluşmalarımız, özgürlüğe yürüyüşün coşkusu, kararlılığı tüm bölgeyi saracak. Böyle bir buluşmanın içinde ekolojinin yaşamın özgürlüğünü konuşurken, özgürlüğün kararlılığında  barışın buluşmasını örerken bizler, kadınlar, patriyarkal sistemin yürütücüleri yıkımın kararlarını almaya, aldıkları bu kararların uygulanması için gereğini yapmayı sürdürüyor tüm yaşam kurallarını çiğneye çiğneye. Bunun ayırdındayız hepimiz, gecikmemeliyiz, gecikmeyeceğiz.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

İlgili Haberler

Ercan Jan Aktaş yazdı

Gençliğin haysiyet isyanı

Belki de bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yükselen bu gençlik hareketlerinin en önemli ortaklığı, yalnızca mevcut düzene karşı çıkmaları değil, başka türlü bir yaşamın mümkün olduğuna dair inancı yeniden yeşertmeleridir. Gençler, kendilerine miras bırakılan eşitsizlikleri, savaşları, ekolojik yıkımı, göçmen ve yabancılara karşı nefreti, güvencesizliği ve iktidar ilişkilerini kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmiyorlar. Kendi yaşamlarının seyircisi olmayı reddederek sözün, kararın ve ortak geleceğin öznesi olmak istiyorlar. Bu nedenle mesele yalnızca bir kuşağın öfkesi ya da geçici bir protesto dalgası değildir. Bütün bu gelişmeleri  siyasetin, toplumsal ilişkilerin ve birlikte yaşama kültürünün yeniden kurulmasına yönelik tarihsel bir arayış olarak da okumak mümkündür.

Akın Olgun yazdı

Demirtaş ve tarihin şahitliği

10 yıldır yazan, üreten, anlatan bir Demirtaş gerçekliği var. Tarihi kendine şahit yazan tüm liderler gibi o da notlar düşüyor bugünden yarına. İçeriden dışarıya konuşanların, dışarıdan içeriye seslenenlerden daha derin, daha donanımlı olmasının nedeni, sanıldığı gibi düşünmeye çok vakit bulmalarından değil, düşünmenin ve üretmenin ayakta kalmanın tek yolu olduğunu bilmelerindendir. Duvarları aşan hayalin, aklın izleri bu yüzden edebiyata, sanata, siyasete çok güçlü şekilde akar.

Faik Bulut yazdı

Çakal Carlos: Dünyanın en ünlü militanının paralı askere dönüşünün hikâyesi (1)

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

Ercan Jan Aktaş yazdı

Gençliğin haysiyet isyanı

Belki de bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yükselen bu gençlik hareketlerinin en önemli ortaklığı, yalnızca mevcut düzene karşı çıkmaları değil, başka türlü bir yaşamın mümkün olduğuna dair inancı yeniden yeşertmeleridir. Gençler, kendilerine miras bırakılan eşitsizlikleri, savaşları, ekolojik yıkımı, göçmen ve yabancılara karşı nefreti, güvencesizliği ve iktidar ilişkilerini kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmiyorlar. Kendi yaşamlarının seyircisi olmayı reddederek sözün, kararın ve ortak geleceğin öznesi olmak istiyorlar. Bu nedenle mesele yalnızca bir kuşağın öfkesi ya da geçici bir protesto dalgası değildir. Bütün bu gelişmeleri  siyasetin, toplumsal ilişkilerin ve birlikte yaşama kültürünün yeniden kurulmasına yönelik tarihsel bir arayış olarak da okumak mümkündür.

Akın Olgun yazdı

Demirtaş ve tarihin şahitliği

10 yıldır yazan, üreten, anlatan bir Demirtaş gerçekliği var. Tarihi kendine şahit yazan tüm liderler gibi o da notlar düşüyor bugünden yarına. İçeriden dışarıya konuşanların, dışarıdan içeriye seslenenlerden daha derin, daha donanımlı olmasının nedeni, sanıldığı gibi düşünmeye çok vakit bulmalarından değil, düşünmenin ve üretmenin ayakta kalmanın tek yolu olduğunu bilmelerindendir. Duvarları aşan hayalin, aklın izleri bu yüzden edebiyata, sanata, siyasete çok güçlü şekilde akar.

Anasayfa