Fatih Polat
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te Meclis açılışında DEM Partililerle tokalaşmasıyla başlayan süreç, ikinci yılını tamamlamak üzere. Tarafların farklı isimlerle tanımlamaya devam ettiği süreç için Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son düzlükteyiz” açıklaması yaparken, Öcalan ve Kandil’den taleplerinin karşılık bulmadığına dair mesajlar geliyor.
İpleri her açıdan elinde tutmaya çalışan iktidar, içeride muhalefete yönelik baskılarını gündemlerini çeşitlendirerek sürdürürken, ‘süreç’ bağlamında da kendi takvimini uyguluyor. Erdoğan’ın önceki gün dile getirdiği vurgular bunun ifadesiydi: “Geride bıraktığımız 2 yılda tüm tahriklere, tüm tuzaklara rağmen önemli mesafeler kat ettik. İnşallah son düzlüğü de geçecek, ülkemizle birlikte bölgemizin tamamını huzur ve istikrara kavuşturacağız.”
Erdoğan bu açıklamayı yaparken, DEM Parti İmralı Heyeti, 13 Eylül 2026’da İmralı’da Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri görüşmeden bir gün sonra, kendisinin şu sözlerini kamuoyuyla paylaşmıştı: “Türkiye’nin önünde tarihsel bir fırsat bulunmaktadır. Bunun kalıcı bir barışa ve demokratik çözüme ulaştırılması için herkesin ve her kesimin bu bilinçle hareket etmesini bekliyor ve edeceğine inanıyorum. Barış iradesinin boşlukta kalmaması, somut hukuki ve siyasi düzenlemelerle güvence altına alınması ertelenemez bir görevdir.” Yani Öcalan, daha önce de kamuoyuna çeşitli biçimlerde yansıyan İmralı’da kendisi için yapıldığı belirtilen, çalışma ofisi olarak da kullanacağı mekâna geçiş için statü talebinin, aynı şekilde Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’ndaki pozisyonunun hukuki statüsünün henüz karşılık bulmadığını belirtmiş oluyor.






