Britanya göçmen 'avı'nda
Kamusal alanlara yüz tanıma kameraları yerleştiriliyor
İngiltere hükümeti, belgesiz göçmenleri ve vize süresini aşan kişileri bulmak için tren istasyonları ve kalabalık etkinliklerde canlı yüz tanıma kameraları kullanmayı planlıyor. Suç işlememiş göçmenlerin de hedef alınabileceği uygulama, insan hakları örgütlerine göre göçmenleri kamusal alanda sürekli gözetim altında tutmanın yeni bir yolu.

HABER MERKEZİ- Britanya'da göçmenlik denetimi artık sınır kapılarıyla sınırlı kalmayacak. İçişleri Bakanlığı, yüz tanıma kameralarını tren istasyonlarında, ulaşım merkezlerinde ve kalabalık etkinliklerde kullanarak belgesiz göçmenleri, vize süresini aşanları ve sınır dışı kararı bulunan kişileri tespit etmeye hazırlanıyor.
The Guardian ve Liberty Investigates'ın 4 Kasım'da yayımladığı habere göre, 8 Ekim'de göç denetimi görevlileri için hazırlanan yeni talimatlar ve kamuoyuna açıklanan veri koruma belgeleri, uygulamanın kapsamının genişletileceğini ortaya koyuyor.
Sistem yalnızca suç şüphesi bulunan kişileri değil, göç mevzuatını ihlal etmiş ancak ceza hukuku kapsamında suç işlememiş kişileri de hedef alma riski taşıyor. Vize süresini aşmak veya gerekli oturma izni olmadan ülkede bulunmak da yüz tanıma sisteminin tarayacağı durumlar arasında.
Bakanlık, bu yöntemin kişilerin evlerine ve işyerlerine tekrar tekrar baskın düzenlenmesi ihtiyacını azaltacağını savunuyor. Ancak göçmen hakları örgütleri, kamusal alanlarda milyonlarca insanın yüzünün taranmasının gözetimi gündelik hayatın parçası haline getireceği uyarısında bulunuyor.
Uygulamanın ilk denemeleri, 2025'in kasım ayı ile 2026'nın şubat ayı arasında Galler'deki Holyhead Limanı'nda yapılmıştı. Yeni talimatlarla sistemin limanlarla sınırlı kalmayarak toplu taşıma merkezlerine ve kalabalık etkinliklere taşınması öngörülüyor.
GÖÇMENLERE YÖNELİK DENETİMİN BÜTÇESİ İKİYE KATLANDI
Yüz tanıma planı, hükümetin göç denetimini genişletme kararının bir parçası.
İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, göç denetimi bütçesini iki katına çıkarmayı, personel sayısını ise yüzde 60 artırmayı planlıyor. Hükümet bu kaynakla daha fazla baskın, gözaltı ve sınır dışı işlemi gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Göçmenlerin Refahı için Ortak Konsey'den (JCWI) Griff Ferris, göçmen topluluklarının zaten baskıcı denetim uygulamalarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, yüz tanıma teknolojisinin kamusal alanlarda kullanılmasını kaygı verici bulduğunu söyledi.
Open Rights Group'tan Sarah Lasoye de uygulamanın yeterli denetim, şeffaflık ve kamuoyu onayı olmadan genişletildiğine dikkat çekti.
Üstelik denetim konusunda da soru işaretleri var. Britanya ve Galler Biyometri ve Gözetim Kameraları Komiseri William Webster, yeni politika hazırlanırken kendisine danışılmadığını, göç denetimi amacıyla yüz tanıma kullanımının kendi yetki alanına girmediğini açıkladı.
Britanya'nın planı tek örnek değil.
ABD'de Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE), 2025'ten bu yana Mobile Fortify adlı yüz tanıma uygulamasını saha operasyonlarında kullanıyor.
Ancak WIRED'ın Şubat 2026'da yayımladığı araştırma, uygulamanın kişilerin kimliğini kesin olarak doğrulamadığını, yalnızca olası eşleşmeler ürettiğini ortaya koydu. Uygulamanın 100 binden fazla kez kullanıldığı tahmin ediliyor. Tarananlar arasında ABD vatandaşları, yasal oturum sahipleri ve göçmen karşıtı operasyonları izleyen kişiler de bulunuyor.
HOLLANDA'DA MİLYONLARCA YABANCININ FOTOĞRAFI POLİS VERİ TABANINDA
Hollanda'da da göçmenlerin biyometrik verilerinin polis tarafından kullanılmasına ilişkin tartışmalar yaşandı.
Utrecht Üniversitesi'nden hukukçu Evelien Brouwer'in 2023'te dikkat çektiği uygulamaya göre polis, şüphelilerin kimliğini araştırmak için kullandığı yüz tanıma sistemi üzerinden, oturma iznine başvurmuş yaklaşık 6,5 milyon kişinin fotoğraflarına da erişebiliyordu.
Bu veri tabanında yalnızca sığınmacılar değil, Avrupa Birliği dışından gelen öğrenciler ve yabancı çalışanlar da bulunuyordu. Brouwer, suç şüphesi bulunmayan kişilerin fotoğraflarının şüpheli aramalarında kullanılmasını ayrımcılık ve damgalama riski olarak değerlendirdi.
AB DE GÖÇMENLERİN BİYOMETRİK VERİLERİNİ GENİŞLETİYOR
Avrupa Birliği'nde de benzer bir gözetim altyapısı kuruluyor. 12 Haziran 2026'da yürürlüğe giren yeni Eurodac sistemi, daha önce ağırlıklı olarak parmak izlerini kaydeden veri tabanına yüz görüntülerini ve daha kapsamlı kişisel bilgileri ekledi.
Sistem, sığınmacıların yanı sıra düzensiz göçmenlerin de kimlik bilgilerinin kaydedilmesini ve üye ülkeler arasında paylaşılmasını öngörüyor. Veri toplama yaşı 14'ten 6'ya düşürülürken, düzensiz giriş yapan kişilerin verileri beş yıl, sığınma başvurusu yapanların verileri ise on yıl saklanabilecek.
AB, bu düzenlemeyi kimlik tespiti ve göç yönetiminin iyileştirilmesiyle gerekçelendiriyor. Ancak genişleyen veri tabanı, göçmenlerin hareketlerinin daha yakından izlenmesi ve kişisel bilgilerinin farklı amaçlarla kullanılabilmesi konusunda yeni tartışmalar doğuruyor.
Eurodac, Britanya'daki gibi sokakta canlı yüz taraması yapmıyor; ancak göçmenlerin biyometrik verilerinin devletler arasında paylaşılmasını sağlayan daha geniş bir sistemin parçası.
YANLIŞ TEŞHİS VE AYRIMCILIK RİSKİ
Yüz tanıma teknolojisinin en önemli sorunlarından biri, hata oranlarının herkes için aynı olmaması.
ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsünün (NIST) 2019 tarihli araştırması, incelediği algoritmaların önemli bölümünde ırk ve cinsiyete göre farklı hata oranları bulunduğunu ortaya koydu. Bazı sistemlerde Asyalı ve Afrika kökenli kişilerin yüzlerinde yanlış eşleşme oranları beyazlara kıyasla 10 ila 100 kat daha yüksek ölçüldü.

Asla tekrar ısıtılmaması gereken 4 yiyecek! Sağlığınızı riske atmayın
Nûmedya24 uygulaması
Nûmedya24'ü cebinize ekleyin
Telefonunuza ya da bilgisayarınıza ekleyin: tek dokunuşla açılsın, okuduğunuz haberler bağlantısız da okunsun.






















