Trump yönetimi, ABD’den sınır dışı ettiği bazı göçmenleri ülkelerine göndermek yerine Afrika ve başka bölgelerdeki üçüncü ülkelere yolluyor. Çoğu anlaşmanın ayrıntıları kamuoyuna açıklanmazken, uygulamanın kapsamı son aylarda genişledi.
HABER MERKEZİ- ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna oturmasından bu yana 25 binden fazla kişi, çoğu zaman hiçbir bağlarının bulunmadığı üçüncü ülkelere sınır dışı edildi. Bu kişilerin bazıları, kendi ülkelerinin bulunduğu kıtadan farklı bir kıtaya gönderildi.
Bunlar arasında yüzlerce kişi Afrika ülkelerine gönderildi. Bugün en az 12 Afrika ülkesi, üçüncü ülke vatandaşlarını kabul ediyor. Esvatini’ye Vietnamlılar, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne Kolombiyalılar, Gana’ya ise Gineli göçmenler gönderildi.
Fransız kamu radyosu RFI, Forbidden Stories koordinasyonunda 24 uluslararası medya kuruluşunun yer aldığı bir konsorsiyum kapsamında altı ay süren bir araştırma yürüttü.
Araştırmada, bu sistemin nasıl işlediği, boyutlarının ne olduğu ve sınır dışı edilen kişilerin Afrika’ya gönderildikten sonra neler yaşadığı incelendi.
Araştırmaya göre, Afrika kıtasına gönderilen bazı kişiler mahkeme kararı olmaksızın hapsediliyor. Bazıları ise herhangi bir yasal statüye ya da geleceğe ilişkin açık bir seçeneğe sahip olmadan ülkelerde mahsur kalıyor.
Araştırmanın belgelediği bazı vakalarda ise üçüncü ülkeye gönderilmek, sürecin sonu değil. Bu ülkeler, ABD’nin doğrudan gerçekleştiremediği sınır dışı işlemlerinin ardından kişilerin kendi ülkelerine gönderilmesi için bir ara durak olarak kullanılıyor.

UÇAKLARIN VARIŞ NOKTASI DEĞİŞİYOR
Uygulamanın boyutu 2026’da genişledi. CBS News‘in ABD hükümeti belgelerine dayandırdığı haberine göre, Ağustos 2026’da yaklaşık 10 günlük bir dönemde 100’den fazla kişi Afganistan, Küba, Nikaragua ve başka ülkelerden Afrika’daki sekiz ülkeye gönderildi. Bu uçuşların durakları arasında Burundi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Esvatini, Liberya, Ruanda ve Sierra Leone bulunuyordu.
Liberya, Ağustos ayında bu sistemin en yeni duraklarından biri oldu. Ülkeye ilk aşamada 20 kişinin gönderildiği, anlaşma kapsamında toplam 1.200 kişinin kabul edilmesinin öngörüldüğü bildirildi.
Sierra Leone de Mayıs ayında ilk grubu kabul etti. ABD’den gelen dokuz kişinin beşi Gana, ikisi Gine, biri Senegal ve biri Nijerya vatandaşıydı. Sierra Leone hükümeti, bu kişileri geçici olarak barındırmayı ve daha sonra ülkelerine dönmelerini sağlamayı kabul etti. Anlaşmanın insani ve operasyonel maliyetleri için ABD’nin 1,5 milyon dolar destek sağlayacağı açıklandı.
AFRİKA’DA YENİ BİR SINIR DIŞI AĞI
Washington’ın üçüncü ülke düzenlemeleri yalnızca tek tek uçuşlardan oluşmuyor. Farklı tarihlerde yapılan anlaşmalar, ABD’nin sınır dışı politikasında daha geniş bir ağ oluşturuyor.
Associated Press‘in aktardığı bilgilere göre Esvatini, 2025’ten bu yana ABD’den beş ayrı uçuşla üçüncü ülke vatandaşlarını kabul etti. Ağustos sonundaki son uçuşta Meksika vatandaşı iki kişi bu ülkeye gönderildi. Daha önce Kamboçya, Çad, Küba, Etiyopya, Haiti, Filipinler, Vietnam, Somali, Tanzanya, Sudan ve başka ülkelerin vatandaşları da Esvatini’ye gönderilmişti.
Gana’ya ise Eylül 2025’ten Temmuz 2026’ya kadar dokuz uçuşta 110’dan fazla üçüncü ülke vatandaşının gönderildiği, sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu bir izleme projesinde kaydedildi.
Bu kişilerin bir bölümü açısından sorun, yalnızca ABD’den çıkarılmaları değil. Bazıları kendi ülkelerine gönderilmelerini engelleyen hukuki korumalara sahipken, başka bir ülkeye gönderildikten sonra yeniden sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalıyor.
İPTAL DAVALARI AÇILIYOR
Uygulamanın hukuki boyutu ABD’de davalara da konu oldu.
Boston merkezli Birinci Bölge Temyiz Mahkemesi, 18 Eylül’de Trump yönetiminin göçmenleri üçüncü ülkelere hızlı biçimde gönderme politikasına ilişkin alt mahkeme kararını büyük ölçüde destekledi. Mahkeme, göçmenlere gönderilecekleri üçüncü ülkede zulüm veya işkence görme riski bulunduğunu ileri sürmeleri için anlamlı bir fırsat verilmesi gerektiğine hükmetti.
Dava, özellikle ABD’de kendi ülkelerine gönderilmelerine karşı koruma elde etmiş kişiler açısından önem taşıyor. Çünkü mevcut sistemde bir kişi ülkesine geri gönderilmekten hukuken korunmuş olsa bile, yönetim onu başka bir ülkeye göndererek bu korumanın dışında kalan yeni bir süreç başlatabiliyor.
Mahkeme kararına rağmen Trump yönetiminin davayı daha üst mahkemelere taşıması bekleniyor.
KAÇ KİŞİNİN GÖNDERİLDİĞİ TAM OLARAK BİLİNMİYOR
Guardian ve 23 medya kuruluşunun 21 Eylül’de yayımladığı ortak araştırmaya göre Trump yönetimi ikinci döneminde 25 binden fazla göçmen, sığınmacı ve mülteciyi kendi ülkeleri olmayan üçüncü ülkelere gönderdi. Araştırmaya göre Washington en az 35 ülkeyle bu tür düzenlemeler yaptı ve bu anlaşmalar kapsamında 410 milyon doların üzerinde taahhütte bulundu.
ABD yönetimi ise uygulamayı sınır dışı politikasının yasal araçlarından biri olarak savunuyor. Beyaz Saray, Washington Post’a yaptığı açıklamada yönetimin “yasal tüm yöntemleri” kullanarak sınır dışı politikasını sürdüreceğini bildirdi.
Ancak anlaşmaların önemli bölümünün ayrıntılarının kamuoyuna açıklanmaması, gönderilen kişilerin hangi koşullarda tutulduğu ve daha sonra nereye gönderildikleri konusunda soru işaretleri yaratıyor.
AF ÖRGÜTÜ: ÜÇÜNCÜ ÜLKELERDE HAK İHLALLERİ VAR
Af Örgütü, üçüncü ülkelere sınır dışı uygulamasının kişilerin temel haklarını ihlal ettiğini bildirdi. Örgütün Doğu ve Güney Afrika Direktör Yardımcısı Flavia Mwangovya, ABD’nin insan hakları yükümlülüklerini başka ülkelere devredemeyeceğini vurgularken, bu kişilerin sınır dışı edilmeden önce işlemi hukuken itiraz edebilecekleri gerçek bir fırsata sahip olmaları gerektiğini belirtti.
Af Örgütü, Esvatini’deki uygulamada keyfi gözaltı, avukata erişimin kısıtlanması, adil yargılanma güvencelerinin ihlali ve kişilerin daha sonra ciddi insan hakları ihlalleriyle karşılaşabilecekleri ülkelere gönderilme riski bulunduğuna dikkat çekti. Örgüte göre bir devlet, insanları işkence veya diğer ağır hak ihlalleri riski bulunan bir ülkeye ya da böyle bir ülkeye yeniden gönderilme tehlikesinin bulunduğu bir yere nakledemez.







