Kansu Yıldırım
Türkiye sermaye piyasalarında son günlerde yaşananlar, birkaç başarısız şirketin batmasının ve finansal dalaverenin ötesinde finansallaşmış kapitalizmin temel çelişkilerinden birinin açığa çıkmasıdır: Gelecekte elde edilmesi beklenen gelirlerin bugünden sermayeleştirilmesi, bu beklentilerin finansal varlık fiyatlarına dönüşmesi ve finansal varlıkların kendi fiyat artışları üzerinden yeni sermaye girişlerini üretmesi. Başka bir ifadeyle Türkiye kapitalizminde bankacılık sistemi üzerinden kredi genişlemesine dayalı büyüme modelinin sınırları belirginleşmeye başlayınca, sermaye piyasalarının derinleştirilmesinin teşvik edilmesinden kaynaklı olaylar silsilesiyle karşı karşıyayız.
Karl Marx’ın “fiktif sermaye” kavramı tam da bu noktada açıklayıcıdır. Fiktif sermaye “sahte” ya da “gerçekdışı” sermaye değil; gelecekteki gelir akımlarını temsil eden mülkiyet haklarının bugünkü fiyatıdır. Fiyat yükseldikçe yeni bir toplumsal değer yaratılmış olması gerekmez. Türkiye’de Pusula ve Tera çevresindeki finansal yapı bunun güncel ve somut örnekleridir.






