Gökçer Tahincioğlu
Türkiye, uzun yıllardır operasyonlarla güne başlayıp, operasyonlarla günü kapatan bir ülke. Siyasetten çok savcılık soruşturmaları, yaşam pahalılığından çok davalar konuşuluyor ya da bunların konuşulması isteniyor.
Durmadan daha büyük adliye, daha büyük cezaevi, daha büyük yüksek mahkeme binaları yapılmak isteniyor.
Terör suçları, anayasal düzene karşı işlenmiş suçlar bile artık sıradan hale geldi.
Soruşturması, davası bulunmayanlar yadırganıyor.
* * *
Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün yeni açıklanan 2025 verileri de bu tabloyu doğruluyor. Verilerin gösterdiği başka gerçekler de var.
İcralık olanların sayısı, boşanma sayılarının yüksekliği, en çok “mala karşı” suç işlenmesi gibi.
Adliye verileri, bir yandan Türkiye’deki yaşamı, mutsuzluğu, umutsuzluğu da gösteriyor.
Trajik bir veri. Ceza, hukuk, icra mahkemelerindeki dosya sayılarına baktığınızda, neredeyse 45 milyon dosyayla karşılaşıyorsunuz. 86 milyonluk Türkiye’nin yaklaşık 58 milyonunun yetişkin nüfus olduğu düşünüldüğünde adliyelerin nasıl yaşamın merkezinde yer tuttuğunu da görebiliyorsunuz.
Onlarca sayfadan, binlerce satırdan oluşan verileri şöyle özetlemek mümkün.






