Şeyh Said ve beraberindeki 46 kişi, idam edilmelerinin 101’inci yıldönümünde anıldı. Şeyh Said’in torunu Mehmet Kasım Fırat, “Barış herkes için lazım. Barışın gereklilikleri yerine getirilmeli. Devlet geçmişi ile yüzleşirse barış inşa edilir” dedi.
HABER MERKEZİ – Şeyh Said ve beraberindeki 46 kişinin idam edilmesinin yıldönümü dolayısıyla Şêx Seîd Derneği’nde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Şeyh Said’in akrabaları, sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt meselesiyle ilk ciddi hesaplaşması olarak da değerlendirilen isyanın ardından Şeyh Said ve beraberindekiler, dönemin hükümümetinin tayin ettiği Şark İstiklal Mahkemesi tarafından yargılandı. Şeyh Şaid ve diğer 46 kişi hakkında verilen idam kararı 29 Haziran 1925’te infaz edildi.
İsyan dolayısıyla Şeyh Said, Seyyid Abdulkadir, Cibranlı Halit Bey gibi önde gelen isimlerin cenazeleri devlet tarafından gizlendi ve hala da defnedildikleri yerler hakkında bilgi verilmiyor.
GEÇMİŞLE YÜZLEŞİLİRSE BARIŞ İNŞA EDİLİR
Diyarbakır’da Şêx Seîd Derneği’nde Şeyh Said ve 46 kişinin idam edilmelerinin 101’inci yıldönümü dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan derneğin başkanı ve Şeyh Said’in torunu Mehmet Kasım Fırat, şunları dile getirdi:
Barış herkes için lazım. Hepimiz barışa sahip çıkmalıyız. Barış gereklilikleri yerine getirilmeli. Devlet geçmişi ile yüzleşirse barış inşa edilir. Biz o gün vardık, var olmaya devam edeceğiz. Kürtlerin inkarı üzerine bir sistem kurulamaz. Bu artık net bir şekilde ortaya çıktı. O yüzden barışı inşa edelim.”
YÜZLEŞME ÇAĞRISI
Şêx Seid Derneği Yöneticisi Bawer Fırat da bir açıklama yaptı. Fırat, şunları dile getirdi:
Onlar, hakikate olan derin inançlarıyla, Kürtlerin var olma hakkını ve kimliğini reddeden düzene karşı bütün benlikleriyle ayağa kalktılar. Onlar sadece dini önderler değildi; aynı zamanda millî iradenin ve onurlu bir yaşam talebinin sembolüydüler. Malları, mülkleri ve canları pahasına, en ağır şartlar altında eşsiz bir mücadele yürüttüler. Onların mücadelesi, askeri baskılar ve idamlarla bastırılmaya çalışılmış olsa da, asla yok edilemeyen bir miras bırakmıştır. Bu miras bugün insan hakları, demokrasi ve halkımızın özgürlüğü mücadelesinin temelini oluşturmaktadır.
Hiç kimse bu tarihi sayfayı halkların hafızasından silmeye çalışmasın. Tarihin gerçekleriyle birlikte yüzleşmeli ve hakikat temelinde ortak bir gelecek inşa etmeliyiz.
En önemli görevimiz, halkımızın birliğini ve dayanışmasını güçlendirmek ve onların özgür ve onurlu bir yaşam için verdikleri mücadeleyi nihai hedefine ulaştırmaktır.”







