Araştırmacı Bekir Ağırdır, Türkiye’nin yalnızca geçmişin sorunlarını değil, derinleşen yoksulluk ve toplumsal eşitsizlikleri de tartışması gerektiğini belirterek, “Acıları yarıştırarak geleceği kuramayız. Birbirimizin geleceğini ve ortak hayatı konuşmamız lazım” dedi.
HABER MERKEZİ – İstanbul’da düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”nın ikinci oturumunda “Yüz Yıllık Yalnızlık: Milliyetçilik, Hafıza ve Toplumsal Kutuplaşma” başlığı ele alındı.
Oturumun moderatörlüğünü Fatma Bostan Ünsal yaptı.
Panelde Bekir Ağırdır “Birbirimizi Duymadan Birlikte Yaşayabilir miyiz?”, Ferhat Kentel “Aynı Geçmişte Ayrı Dünyalarda: Kutuplaşmanın ve Anla(ş)manın Hafızası”, Noém Lévy-Aksu “Geçmişle Yüzleşememek: Tarihsel Anlatı ve Toplumsal Belleğin Ötekileri” ve Serhun Al “Asimilasyondan Entegrasyona: Türkiye’de Kapsayıcı Vatandaşlık ve Ulusal Kimlik Arayışları” başlıklı sunumlar yaptı.
Bekir Ağırdır, Türkiye’nin siyasal ve toplumsal krizlerle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Mesele şimdi sadece ilk düğmesi yanlış iliklenmiş gömlekten farklıdır. O gömlek dar geliyor. Yeni gömlek konuşmamız lazım. Sadece birinci ilikte kalırsak tartışmaya devam ederiz” dedi.
Kürt sorununun ülkenin en yakıcı meselelerinden biri olduğunu ancak tek başına ele alınmaması gerektiğini söyleyen Ağırdır, yoksulluğun da temel sorunlardan biri olduğuna dikkat çekti. Ağırdır, “O kadar siyasetin şehvetindeyiz ki yoksulluk Kürtlerin sorunu değilmiş gibi davranıyoruz. Kapsamlı bir bakışa ihtiyacımız var. Bütün dünyadaki krizlere baktığımızda bir şeyler değişiyor” dedi.
Türkiye’de hâlâ kimlikler üzerinden geçmiş ve gelecek tartışması yürütüldüğünü söyleyen Ağırdır, “Böylesi bir yoksulluğun olduğu bir dönemde demokrasi talebi güçlenmiyor. Devletin anlatıları üzerinden yeni bir lümpenleşme ve milliyetçilik örülüyor. Karşımızda ahlakçı ve güvenlikçi, teknolojiye dayanan yeni bir milliyetçilik örülüyor” dedi.
“ORTAK HAYATI KONUŞMALIYIZ”
Acıların yarıştırılmasının çözüm olmadığını vurgulayan Ağırdır, “Acıları yarıştırarak geleceği kuramayız. Birbirimizin geleceğini ve ortak hayatı konuşmamız lazım” ifadelerini kullandı. “Mesele sadece dönüştürmek değil, ortak kaderi nasıl inşa edeceğimizdir” diyen Ağırdır, bunun Kürtlerin ve Türklerin onurlu yaşam hakkını birlikte savunabilmesine bağlı olduğunu söyledi.
SÜREÇ DÜNYAYA ÖRNEK OLABİLİR
Serhun Al ise Türkiye’nin ikinci yüzyılında asimilasyon ve milliyetçilikten uzaklaşıp çoğulcu bir modele yönelmesi gerektiğini söyledi.
Al, “Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyıla girerken asimilasyondan ve milliyetçilikten çıkıp, çoğulcu modele geçmesi gerekiyor. Bu bir zorunluluk” dedi.
Dünyada yükselen otoriterleşme ve milliyetçilik dalgasına dikkat çeken Al, popülist sağ partilerin birçok ülkede azınlıkları hedef haline getirdiğini belirtti. Dünyada ciddi bir silahlanma süreci yaşandığını ifade eden Al, Türkiye’de yürütülen silahsızlanma ve çatışmasızlık tartışmalarının önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
Al, “Savaş çağındayız. Bu çağda Türkiye’de bir silahsızlanma ve çatışmayı bitirme çabası çok önemli bir fırsat. PKK’nin sembolik olarak silahları yakması müthiş bir olay. Bu popüler ve militarist süreçte Türkiye bu süreci nihayetine erdirirse dünyaya da örnek olur” diye konuştu.
Türkiye’de barış için önemli bir fırsat bulunduğunu belirten Al, “Dünya silahlanıyorken, biz kısmen de olsa silahsızlanmış ve çatışmayı sonlandırmaya çalışıyoruz. Bu önemli bir nokta” dedi. Asimilasyon ve entegrasyon kavramlarına değinen Al, entegrasyonun “Kürtlüğü normalleştirmek ve güvenlik algısından çıkarmak” anlamına geldiğini belirterek, farklı kimlik ve kültürlerin anayasal güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Al, Türkiye’nin içinden geçtiği sürecin “dünyaya örnek olabilecek bir fırsat” olduğunu ifade etti.







