Bilim insanları, yansıtıcı uydu projeleri ve milyonlarca yeni uydu planının gece gökyüzü parlaklığını artırdığını, bunun uyku düzeninden göç eden türlere kadar geniş bir etki yaratabileceğini belirterek kapsamlı çevresel inceleme çağrısı yaptı.
HABER MERKEZİ – Dünya genelinden bilim insanları, yörüngeye yerleştirilecek yansıtıcı aynalar ve alçak Dünya yörüngesindeki uydu sayısının büyük ölçüde artırılmasına yönelik planların insan sağlığı ve ekosistemler üzerinde geniş kapsamlı sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Aralarında Avrupa Biyolojik Ritimler Derneği, Biyolojik Ritimler Araştırma Derneği ve Japon Kronobiyoloji Derneği’nin de bulunduğu bilimsel kuruluşların başkanları, ABD Federal İletişim Komisyonu’na (FCC) gönderdikleri mektuplarda, önerilen projelerin gece ışık düzeninde gezegen ölçeğinde bir değişime yol açabileceğini belirtti.
BİYOLOJİK SAATLER VE EKOSİSTEMLER
Bilim insanlarına göre gece-gündüz döngüsünün bozulması, insanlarda uyku ve hormon düzenini, hayvanlarda göç davranışlarını, bitkilerde mevsimsel döngüleri ve deniz ekosisteminin temelini oluşturan planktonların ritmini etkileyebilir.
“BİTKİLERİN GECEYE İHTİYACI VAR”
Avrupa Biyolojik Ritimler Derneği Başkanı Charalambos Kyriacou, “Bitkilerin geceye ihtiyacı var. Geceyi ortadan kaldıramazsınız” diyerek, bu tür müdahalelerin gıda güvenliği dahil geniş etkiler yaratabileceğini söyledi.
Araştırmalara göre mevcut uydu sayısı bile gece gökyüzü parlaklığını yaklaşık yüzde 10 artırmış durumda. Bilim insanları, bu artışın önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağını belirtiyor. Reflect Orbital adlı girişim, yörüngedeki aynalarla 5-6 kilometrelik alanları talep üzerine aydınlatmayı planlıyor. Öte yandan SpaceX, yapay zeka işlemleri için yörüngede çalışacak ve sayısı 1 milyona kadar çıkabilecek geniş bir uydu ağı kurmayı hedefliyor.
“PARLAKLIKTAN ÇOK ETKİ ÖNEMLİ”
Uzmanlar, asıl meselenin ışığın ne kadar parlak olduğu değil, canlıların bu değişime nasıl tepki verdiği olduğunu vurguluyor. Kronobiyoloji araştırmacısı Tami Martino, “Biyolojik sistemler, insanların algıladığından çok daha düşük ışık seviyelerine duyarlıdır” dedi. Bilim insanları, bu projeler hayata geçirilmeden önce kapsamlı çevresel etki değerlendirmesi yapılması ve sınırlandırmalar getirilmesi çağrısında bulundu.







