Ulusal güvenlik için sakıncalı görülenlere uygulanan G-82 ve N-82 kodlarıyla bazı Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’ye girişine izin verilmedi. Uygulama 2021’den bu yana akademisyenler, gazeteciler ve siyasetçileri kapsayacak şekilde genişledi.
HABER MERKEZİ – Kıbrıslı Türk akademisyen Senih Çavuşoğlu, hakkında uygulanan N-82 tahdit kodu gerekçe gösterilerek Türkiye’ye alınmadı. Bu son olayla birlikte, Türkiye’ye girişte engellenerek geri gönderilen Kıbrıslı Türklerin sayısının 16’ya ulaştığı kaydedildi.
Bugün Kıbrıs’a konuşan Çavuşoğlu, “Gerekçe yok. ‘Bilmiyoruz’ dediler. Sadece ‘Kıbrıs’tan geliyor’ ifadesi kullanıldı. Kararın nereden geldiğini, kim tarafından hazırlandığını bilmiyoruz. Muhtemelen elçilik üzerinden bir işlem” dedi.
Yaşananlara tepki gösteren Çavuşoğlu, çözüm için karşılıklılık ilkesine işaret etti: “Oradan bir akademisyene, bir rektöre ya da bir gazeteciye de aynı uygulama yapılsın. Belki o zaman bir şeyler değişir.”
2021’DEN BERİ YÜRÜRLÜKTE: “ULUSAL GÜVENLİK” GEREKÇESİ
Bu tür uygulamalar yeni değil. Özellikle 2020 yılından sonra, başta dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı destekleyen isimler olmak üzere çok sayıda Kıbrıslı Türk’ün Türkiye’ye girişte benzer kısıtlamalarla karşılaştığı görülüyor.
Söz konusu uygulama ilk olarak Temmuz 2021’de, eski Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın iletişim koordinatörü Ali Bizden’in Türkiye’ye girişinin G-82 (milli güvenlik aleyhine faaliyet) kodu gerekçe gösterilerek engellenmesiyle gündeme geldi.
Bu süreçte ortaya çıkan tabloya ilişkin farklı değerlendirmeler yapılıyor. Eleştirenler, barışı savunan, muhalif görüşler dile getiren ya da Ankara’nın politikalarına karşı çıkan kişilerin hedef alındığı görüşü hakim.
Söz konusu uygulamalar zamanla daha yaygın hale geldi ve olağan bir idari işlem gibi algılanmaya başladı.
Bu gelişmeler, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a yönelik söylemi ile uygulamaları arasındaki ilişkiyi de yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, Kuzey Kıbrıs’ı sıklıkla “yavru vatan” veya “kardeş” olarak tanımlarken, uygulamada Kıbrıslı vatandaşlarının “yabancı” statüsünde değerlendirilmesi dikkat çekiyor.
×NEDİR BU G-82 İLE N-82 KODU ?
G-82 tahdit kodu, milli güvenlik aleyhine faaliyette bulunan yabancılar hakkında tesis edilen bir tahdit kodudur. Milli güvenlik aleyhine faaliyet kavramı geniş bir kavram olduğundan bu kodun tesisinde idareye geniş bir takdir yetkisi verilmektedir.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ya da emniyetin istihbarat birimlerinden milli güvenlik aleyhine faaliyette bulunduğuna dair istihbarat gelirse yabancı hakkında Göç İdaresi Başkanlığı tarafından süresiz giriş yasağı ve G-82 tahdit kodu tesis edilir.
LİSTEYİ LEFKOŞA BÜYÜKELÇİLİĞİ HAZIRLIYOR
Dönemin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri sürecinde hazırlanan liste muhalif ve federal çözüm yanlısı isimleri kapsıyor.
Akademisyen, gazeteci ve sanatçılar yıllardır Türkiye’ye girişte N82/G82 kodlarıyla durduruluyor; uygulama süreklilik gösteriyor.
Fakat daha sonra bu kodun, “ülkeye girişi ‘ön izin’ koşuluna bağlanan yabancılara verilen” N-82 olarak değiştiği görüldü.
Yazar Ahmet Cavit An, eski milletvekili Okan Dağlı, Basın-Sen Başkanı Ali Kişmir ve Sol Hareket Genel Sekreteri Abdullah Korkmazhan’ın da Türkiye’ye girişine izin verilmedi.
Bayrak Radyo Televizyon Kurumu eski müdürlerinden, gazeteci Aysu Basri Akter, Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu ve Havadis Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Başaran Düzgün de N-82 tahdit kodu gerekçesiyle, seyahatleri sırasında girişleri engellenerek ülkelerine geri gönderildi.
2025 yılında listeye ekonomist ve akademisyen Mertkan Hamit de eklendi. Hamit, Ercan Havalimanı’ndan Ankara’ya gitmek üzere yola çıktığını, ancak Esenboğa Havalimanı’nda N-82 kodu gerekçesiyle ülkeye alınmadığını açıkladı.
Hamit, bir geceyi Göç İdaresi’ne bağlı bekleme alanında geçirdiğini ve sabah saatlerinde “INAD” (inadmissible) koduyla geri gönderildiğini belirtti.
×
KİM NE DEDİ?
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Burak Maviş, uygulamayı “2021’den bu yana süren ve Kıbrıslı Türk aydınları hedef alan bir politika” olarak nitelendirdi.
Maviş, “Düşünen, konuşan, eleştiren insanların güvenlik tehdidi olarak görülmesi kabul edilemez” dedi.
“TATAR VE BAŞÇERİ’NİN MİRASI”
Maviş, Kıbrıslı aydınların Türkiye’ye girişlerinin yasaklanmasının; atanmış 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Ali Murat Başçeri‘nin TC Lefkoşa Büyükelçiliği’nin ilk döneminden kalan bir “miras” olduğunu vurgulayarak, hükümet ve Cumhurbaşkanlığı’nın konuyla ilgili somut adımlar atmak zorunda olduğunu belirtti
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı ise uygulamanın seyahat özgürlüğünü ihlal ettiğini vurguladı. Nazlı, Kıbrıslı Türklerin “N-82 kodu ile sistematik biçimde engellendiğini” belirterek, bu durumun siyasi sonuçları olduğunu ifade etti.
Türkiye’de cezaevlerinin aydınlar, gazeteciler, yazarlar ve muhaliflerle doldurulduğunu hatırlatan Nazlı, aynı anlayışın Kıbrıslı Türklere de yöneldiğine işaret ederek, “Kendi ülkesinde düşünce insanlarını susturanlar, yurdumuzun aydınlarına, gazetecilerine, yazarlarına ve muhaliflerine hoş geldin demeyecekti elbet” ifadelerini kullandı.
CUMHURBAŞKANI ERHÜRMAN HAREKETE GEÇTİ
Senih Çavuşoğlu’nun sınırdışı edilmesi Ada’da büyük yankı uyandırdı.
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiyeli yetkililerle bu konuyu sürekli görüşmelerine karşın bir ilerleme kaydedilemediğini dile getirerek, “Bu konudaki belirsizliklerin ve sorunların giderilmesi için girişimlerimiz devam edecektir” dedi.
Bugün Kıbrıs Gazetesi’nde yer alan habere göre, Türkiye ile Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişkilerin “özel ve önemli” olduğunu belirten Erhürman, giriş yasağıyla karşılaşan yurttaşların büyük bölümünün Türkiye’de eğitim gördüğüne ve orada bağları bulunduğuna dikkat çekti.
Erhürman, “Bu yurttaşlarımızın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yöneticileri olarak bizden, tabi oldukları işlemler ve bunların gerekçeleri ile ilgili bilgi alma, bu gerekçelerle ilgili hatalar, yanlışlıklar varsa bunların düzeltilmesini isteme hakları vardır” ifadelerini kullandı.







