Çiftçiydi, 8 çocuğu vardı, koruculuğu kabul etmeyince köyü yakıldı, şehre göç etmek zorunda kaldı, 11 Mart 1997’de Kulp’ta koruculara ait bir arabayla kaçırıldı ve bir daha kendisinden haber alınamadı. Cumartesi Anneleri, İlyas Eren’i sordu.
HABER MERKEZİ – Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda düzenledikleri eylemlerinin 1096’ncısını gerçekleştirdi. Karanfiller ve kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemde 29 yıl önce gözaltına aldıktan sonra kaybettirilen İlyas Eren’in akıbetini sordu.
Basın metnini okuyan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Jiyan Tosun, Galatasaray Meydanı’nda yaptıkları eyleme hükümetin getirdiği katılımcı kısıtlamasının insan haklarına aykırı olduğunu belirtti ve bu hukuksuzluğa karşı susmayacaklarını söyledi.
Ardından Jiyan Tosun, 1997 yılında Diyarbakır Kulp ilçesinde kaçırılan İlyas Eren’in hikayesini şöyle aktardı:
Korucu olması için baskı ve tehdit altındaydı. 11 Mart 1997 günü, evine dönmek üzere Diyarbakır’daki Kulp yolcu terminaline gitti. Araç beklediği sırada, saat 13.50’de, kendilerini polis olarak tanıtan sivil giyimli dört kişi tarafından zorla siyah bir araca bindirilerek kaçırıldı. Bu anlara terminalde bulunanlar ve yanındaki akrabası tanıklık etti. Tanıklar, Eren’in zorla bindirildiği aracın Kulp’taki bir korucuya ait olduğunu ifade etti.”
‘ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ’
O günden sonra Eren’den bir daha haber alınamadığını ifade eden Jiyan Tosun, şöyle devam etti:
İlyas Eren ‘in kaybedilmesi ile ilgili bilgi talebine hiçbir cevabın verilmediğini ifade eden Savcı E. Alper 4 Mayıs 1998 tarihinde Diyarbakır Savcılığından görevleri sırasında ihmali bulunan polisler hakkında işlem yapılmasını istedi. Ancak 1 Eylül 1998 tarihinde söz konusu memurlar hakkında işlem başlatılmasına gerek olmadığına karar verildi.
İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Hükümet, mahkemeye sunduğu savunmada etkili yasal tedbirlerin alınmadığını kabul etti; İlyas Eren’in yaşam hakkının ihlal edildiğini teslim etti ve benzer ihlallerin tekrarını önlemek için gerekli adımların atılacağını taahhüt ederek dostane çözüm yoluna gitti.”
‘HATIRLATMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ’
Yapılan başvurulara, kabul edilen ihlallere rağmen gerekli adımların atılmadığını kaydeden Jiyan Tosun, sözlerini şöyle bitirdi:
“İlyas Eren dosyasında etkili bir soruşturma yürütülmedi. Gerçek açığa çıkarılmadı. Sorumlular yargılanmadı. Dosya zamanaşımına terk edildi. Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne verdiği taahhütleri derhal yerine getirmelidir. Başta İlyas Eren dosyası olmak üzere tüm zorla kaybetme vakalarında etkin, bağımsız ve sonuç alıcı soruşturmalar yürütülmelidir. Zamanaşımı engeli kaldırılmalı, cezasızlık politikalarına son verilmelidir. Kaç yıl geçerse geçsin; İlyas Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”







