Savaşın başından bu yana yerlerinden edilen, topraklarını terk eden Suriyeliler yavaş yavaş evlerine dönüyor. Ancak onları kapı eşiğinden bahçeye, tarladan, ara yollara kadar döşenmiş mayınlar bekliyor. Her gün birkaç kişi hayatını kaybediyor, onlarcası ağır yaralanıyor.
GÜLER YILDIZ
Baharla birlikte tarım arazilerinde temizlik yapıp, tarlalarına ürün ekmeye giden Suriyelileri büyük tehlike bekliyor: Mayınlar küme bombaları.
17 yaşınaki Zaid Alaa Al-Hadi, Suwayda şehrinin güneybatısındaki Ara ve al-Afeena köylerini birbirine bağlayan yan yolda aracıyla giderken mayına bastı. Zaid, 2026’ının başından beri mayın nedeniyle hayatını kaybeden 118’inci kişiydi.
Su depoları, ara yollar, tarlalar, evler, bahçeler… Hemen her yere yerleştirilmiş milyonlarca mayından söz ediliyor. Çatışmalı dönemlerin birişiyle yavaş yavaş terk ettikleri köylerine dönmeye çalışanların en büyük korkusu mayına basmak.
Raqqa’dan köyüne dönen bir Kürt kadın evinin eşiğinde bastı mayına.

Haseke yakınlarındaki bir köyde ise çocuklar ne olduğunu bilemedikleri mayını oyuncak sanıp taşla vurunca patladı: Amber bacağını kaybetti, diğer çocuklar çeşitli derecelerde yaralandı.
Suriye İnsan hakları Gözlemevi (SOHR), Ocak 2026’dan bu yana 118 ölüm bildirdi. Ancak bu tespit edilenler.
Suriye savaşının kalıntıları olan bu mayınlar ve küme bombalarının patlaması nedeniyle 167 ağır yaralandı. Şam geçici yönetimin kontrol alanlarında daha fazla vaka bilidiriliyor. Özellikle Hama, İdlim, Homs. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk yönetim alanlarında ise 11 kişi hayatını kaybetti: 7 erkek, 3 çocuk ve 1 kadın. 10 kişi de yaralandı.
×Uluslararası kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlara göre Suriye genelinde “yüz binlerce ile milyonlarca arasında” mayın ve patlayıcı olduğu tahmin ediliyor.
2011’DEN BERİ 1 MİLYON PATLAYICI KULLANILDI
Suriye dünyanın mayın ve patlayıcı kalıntıları açısından en kirli ülkesi olarak nitelendiriliyor. Hemen her gün mayın nedeniyle can kayıpları ve ağır yaralanmalar kayda geçiyor. Bu durum terkedilen köylere, evlere dönüşlerin yaşandığı şu süreçte tabloyu daha da ağırlaştırıyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri ve izleme kuruluşlarının verilerine göre, 2011’den 2026’ya kadar en az 3 bin 500 kişi mayın patlamaları sonucu yaşamını yitirdi.
Landmine Monitör’ün 2024 raporuna göre, Esad’ın devrildiği Aralık 2024’ten bu yana 1200 kişi mayına bastı ve en az 500’ü hayatını kaybetti.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) verilerine göre ise bu sayı yalnızca belgelenebilen vakaları kapsıyor. Kurum, gerçek sayının daha yüksek olabileceğine dikkat çekiyor.
2011’de savaşın başlamasından bu yana ülke genelinde bir milyondan fazla patlayıcı kullanıldı. Uzmanlar çatışma sırasında kullanılan mühimmatların yüzde 10 ile yüzde 30’unun patlamadığına dikkat çekiyor. Bu durumdakipatlayıcılar büyük risk oluşturmuyor. Ancak mayın ve el yapımı patlayıcılar da durum böyle değil: Suriye’de en az 14 milyon 500 bin kişi mayın tehdidi altında.
MAYINLI TARLALAR YOKSULLUĞU DAHA DA DERİNLEŞTİRİYOR: HALK NE EKİP NE YİYECEK?
Suriye’de mayınlar yalnızca eski cephe hatlarında değil; tarım arazileri, köyler, şehir çevreleri ve yol güzergahlarında bulunuyor.
Ancak yine de ülkedeki mayınlı alanların haritalandırılması işlemleri henüz yapılabilmiş değil.
Hala savaşın açtığı ekonomik yaralar sarılabilmiş değil. Halkın büyük çoğunluğu derin yoksulluk ve altında: Sağlık, gıda ve konut gibi temel hizmetlere erişimleri neredeyse imkansız. ülkede 9 milyondan fazla insanın ciddi gıda güvensizliği yaşadığı belirtiliyor.
8 Aralık 2024 ile 21 Kasım 2025 arasında patlayıcılarla ilgili 849 kaza kaydedildi ve 1.568 kayıp (581 ölü ve 987 yaralı) oldu. Bu olayların 522’si tarım arazilerinde veya otlak alanlarında gerçekleşti ve bu da geçim kaynaklarına erişim ve gıda güvenliği üzerindeki yıkıcı etkilere işaret ediyor.
En çok etkilenen eyaletler Hama, Deyr ez-Zor, Halep ve İdlib.
ULUSLARARASI ÖRGÜTLER SAHADA AMA…
Engelliler için Uluslararası Yardım Örgütü (Handicap International-HI) geçen yıldan beri Suriye’de farkındalık toplantıları yürütüyor. Şimdiye dek 7 bin 710 toplantı yapılmış. Örgütün 2019’da başlayan mayın temizleme operasyonları ise şimdi ülkenin kuzeydoğusunda 18 kişilik bir ekip tarafından yürütülüyor.
HI, şimdiye dek 530 bin 400 metrekarelik alanda mayın temizledi ve 42 küme bombasını imha etti. Özellikle Tabqa’da Ekim 2024’te başlayan mayın temizleme çalışmalarıyla 3 milyon metrekarelik bir alan temizlendi. Buradaki çalışmaların Mayıs 2026’da sona ermesi bekleniyor.
Mine Action Review adlı örgüt ise Suriye’de kirliliğin boyutunun tam olarak haritalandırılamadığı için büyük risk olduğuna dikkat çekiyor.
×Suriye Arap Cumhuriyeti, Mayın Yasağı Anlaşması’na taraf değil.
8 Aralık 2024’te Beşar Esad yönetimi, HTŞ öncülüğündeki silahlı grupların oluşturduğu koalisyon tarafından devrildi. Böylece ülkede 50 yılı aşkın süredir devam eden Baas Partisi iktidarı sona erdi.
Mart 2025’te Kara Mayınlarının Yasaklanması için Uluslararası Kampanya (ICBL), Suriye’deki geçiş hükümetine mayın temizliğini öncelik haline getirme ve Mayın Yasağı Anlaşması’na katılım hazırlıklarına başlama çağrısında bulundu.
Esad döneminde Şam yönetimi, mayın mağdurlarının durumuna dikkat çekip, temizleme çalışmalarını desteklediğini belirtirken, anti-personel mayınlarını “gerekli bir askeri araç” olarak tanımlıyordu. Suriye ayrıca, Golan Tepeleri’nin bir bölümünün İsrail tarafından işgal edilmesini de anlaşmaya katılmamasının temel gerekçelerinden biri olarak göstermişti.
Suriye, Mayın Yasağı Anlaşması’nın oluşum sürecinde yer alan Ottawa Süreci kapsamındaki bazı toplantılara katıldı. Ancak Eylül 1997’de Norveç’in Oslo kentindeki müzakerelere ve Aralık 1997’de Kanada’nın Ottawa kentinde düzenlenen imza törenine katılmadı. Bu süreçte de mayınları İsrail’e karşı savunma için gerekli bir silah olarak gördüğünü ifade etti.
2006’dan bu yana Suriye, anlaşma toplantılarına gözlemci olarak katıldı ve çeşitli açıklamalar yaptı. 2019’da insani hedefleri desteklediğini, ancak anlaşmaya katılamadığını belirtti. 2023’te ise toplantılara katılımını, ülkede “silahlı terörist gruplar” tarafından kullanılan mayınlar ve diğer patlayıcı kalıntılar sorununu gündeme getirme isteğiyle açıkladı.
Suriye, 1996’dan bu yana Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Mayın Yasağı Anlaşması’nın yaygınlaştırılmasına yönelik karar tasarılarında, son olarak 2 Aralık 2024 tarihli kararda da dahil olmak üzere, çekimser oy kullandı.
Suriye ayrıca ne Misket Bombaları Sözleşmesi’ne ne de Belirli Konvansiyonel Silahlar Sözleşmesi’ne taraf.
MAYINLARI KİM YA DA KİMLER DÖŞEDİ?
Suriye hükümet güçleri ya da Suriye’de ortak operasyonlara katılan Rus güçleri tarafından anti-personel mayınların son doğrulanmış kullanımı 2012 yılına tarihleniyor. Ancak Aralık 2024’te Esad yönetiminin devrilmesine kadar, sonraki yıllarda mayın kullanıldığı iddia edilen bölgelere erişim sınırlı olduğundan, bu iddialar bağımsız olarak doğrulanabilmiş değil.
2011’in sonlarında, Suriye hükümetinin ülke sınırlarında mayın kullandığına dair ilk haberler ortaya çıktı. Bir Suriyeli yetkili, hükümetin “sınırları kontrol altına almak için mayın döşemek dahil birçok önlem aldığını” kabul etti.
Suriye yönetimi, anti-personel mayın kullanımından “silahlı terörist grupları” sorumlu tuttu. Devlet dışı silahlı grupların geçmiş yıllarda mayın kullandığı bilinse de, son döneme ilişkin bağımsız doğrulama yapılamadı.
Ağustos 2022’de Suriye medyası, İran bağlantılı milislerin Humus’un doğusundaki üslerinin çevresine mayın döşediğini bildirdi. Aynı şekilde Irak Hizbullahı’na bağlı grupların da bir ay önce üsleri çevresine 700’den fazla mayın yerleştirdiği aktarıldı.
SOHR, ülkede çok sayıda silahlı aktörün bulunması nedeniyle mayınların hangi tarafça döşendiğini tespit etmenin son derece zor olduğunu belirtiyor. Kuruma göre, taraflar mayın döşedikleri alanlara ilişkin haritaları paylaşmadığı için ölümlerin büyük bölümü belirli bir tarafa atfedilemiyor.
Suriye’de en son 2011 öncesi mayın kullanımı, 1982’de İsrail ile Lübnan’da yaşanan çatışmalar sırasında kaydedilmişti. O döneme ait en yoğun mayınlı alanlar, Suriye’nin güneybatısındaki Golan Tepeleri ve sınır bölgeleri olarak biliniyor.
Suriye’nin anti-personel mayın üretimi ya da ihracatı yaptığına dair bilinen bir veri yok.
Ancak ülkenin mayın stoklarının büyüklüğü ve kaynağı net değil. Kullanım bulgularına dayanarak, stokların önemli olduğu ve büyük ölçüde Sovyet/Rus yapımı PMN-2, PMN-4, POMZ-2 ve OZM-72 tipi mayınların yanı sıra TMN-46 ve TM-62 tanksavar mayınlarını içerdiği değerlendiriliyor.
IŞİD KENDİSİ MAYIN ÜRETTİ
2014’ten itibaren, IŞİD’le bağlantılı grupların Suriye ve Irak’ın bazı bölgelerinde mayın üretip kullandığına dair bulgular ortaya çıktı. Ancak bu faaliyetlere ilişkin ayrıntılı bilgi de sınırlı. 2019’da Menbic yakınlarında bu gruplar tarafından üretildiği belirtilen mayınların fotoğrafları kaydedildi.
Esad yönetiminin devrilmesinin ardından, korumasız kalan mühimmat depolarına sivillerin -çocuklar dahil erişilebildiği ve bu alanlardan alınan patlayıcılar nedeniyle yaralanmalar yaşandığı bildirildi.
Uzmanlara göre, Suriye’de mayın temizleme faaliyetleri güvenlik, finansman ve koordinasyon eksikliği nedeniyle oldukça sınırlı ilerliyor.
Mine Action Review ve diğer kuruluşlar, mevcut hızla devam edilmesi halinde temizleme çalışmalarının on yıllar sürebileceğini belirtiyor.
Bu da binlerce ölüm ve daha fazla yaralanma demek.







