BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Orban’ın düşüşü ve çağımızın siyasal gribi

Popülizm ve popülist liderler

Orban’ın düşüşü ve çağımızın siyasal gribi

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Doğu Ergil

Macaristan’da Victor Orbân’ın iktidar kaybı, yalnızca bir seçim yenilgisi değil, uzun süredir biriken yapısal gerilimlerin dışavurumudur. Ekonomik yavaşlama, yüksek enflasyon ve yaşam standartlarındaki aşınma, popülist rejimlerin en kırılgan noktasını açığa çıkardı: Performans meşruiyeti.

Orbán yıllarca büyüme ve istikrar üzerinden rıza üretmişti; ancak ekonomik başarı zayıfladığında, medya kontrolü ve kurumsal hâkimiyet tek başına seçmen sadakatini korumaya yetmedi. Ayrıca Avrupa Birliği ile yaşanan gerilimler ve fon kesintileri, Macar ekonomisini doğrudan etkileyerek iç politikadaki memnuniyetsizliği derinleştirdi.

Bu süreçte muhalefetin yeniden yapılanması da kritik rol oynadı. Parçalı ve etkisiz bir muhalefet yerine daha geniş tabanlı, sistem karşıtı ama demokratik meşruiyet vurgusu yapan bir alternatif ortaya çıktı. Bu, popülist liderlerin en güçlü olduğu alanı —“halk-elitler” ikiliğini— zayıflattı. Çünkü artık karşılarında sistemin parçası gibi görülen eski aktörler değil, değişim vaadiyle gelen yeni bir siyasal anlatı ve liderlik vardı. Seçmen davranışı burada rasyonel bir kırılma gösterdi: ideolojik sadakatten ziyade yönetilebilirlik ve gelecek beklentisi öne çıktı.

Orbán’ın düşüşü, popülist liderlerin kaçınılmaz kaderine dair bir örnek sunar: Meşruiyetlerini sürekli yeniden üretmek zorundadırlar ve bu üretim başarısız olduğunda, kurdukları sistem onları koruyamaz.

Ekonomik yavaşlama, yüksek enflasyon ve yaşam standartlarındaki aşınma, popülist rejimlerin en kırılgan noktasını açığa çıkarır: Performans meşruiyeti. Orbán yıllarca büyüme ve istikrar üzerinden rıza üretmişti; ancak ekonomik başarı zayıfladığında, medya kontrolü ve kurumsal hâkimiyet tek başına seçmen sadakatini korumaya yetmedi. Ayrıca Avrupa Birliği ile yaşanan gerilimler ve fon kesintileri, Macar ekonomisini doğrudan etkileyerek iç politikadaki memnuniyetsizliği derinleştirdi.

Popülist liderlik doğası gereği kişiselleşmiş iktidara dayanır. Bu modelde kurumlar zayıflatılırken liderin karizması ve kriz yönetme iddiası merkezî hâle gelir. Ancak bu yapı aynı zamanda kırılgandır: liderin hata payı düşüktür ve her başarısızlık doğrudan ona yazılır. Orbân örneğinde olduğu gibi, uzun süreli iktidar “yorgunluk etkisi” yaratır; elit dolaşımı durur, liyakat erozyona uğrar ve sistem giderek kapalı bir çevreye dönüşür. Bu da hem ekonomik verimliliği hem de siyasal dinamizmi düşürür.

Sonuç olarak popülizm, kısa vadede güçlü bir mobilizasyon aracı olsa da uzun vadede sürdürülebilir bir yönetişim modeli değildir. Kriz anlarında hız ve kararlılık avantajı sağlasa bile, kurumsal kapasiteyi aşındırdığı için sistemin dayanıklılığını zayıflatır.

BİR POPÜLİZM TAHLİLİ

Popülizm, siyaset biliminde, toplumun “saf” ve “erdemli” halk kitlesi ile “yozlaşmış” ve seçkinler (elitler)) arasında keskin bir karşıtlık olduğunu varsayan bir anlayışın ifadesidir (ör: “Anadolu irfanı” bu anlayışın bir yansımasıdır.) Bu perspektifte, popülist liderler, halkın gerçek temsilcileri olduklarını iddia ederek, mevcut siyasi düzeni ve elitleri (kpendi alanlarında öne çokmış örnek kişileri) eleştirirler.

Popülizmin temel özellikleri şunlardır:

  • Elit Karşıtlığı: Mevcut seçkinleri ve yerleşik düzeni eleştirme eğilimi.
  • Halkın Yüceltilmesi: Halkın iradesini ve üstünlüğünü vurgulama; yasal-kurumsal düzenin üstünde tutma.
  • Çoğulculuk (sosyal-kültürel çeşitlilik) karşıtlığı: Toplumu homojen ve dayanışmacı bir bütün olarak görme eğilimi ve farklı görüşlere tahammülsüzlük. 

Popülist hareketler, ideolojik olarak hem sağ hem de sol yelpazede yer alabilir. Örneğin, Avrupa’da göçmen karşıtı söylemlerle öne çıkan sağ popülist partiler, “yerlilik” ve “millilik” kavramları üzerinden yabancı düşmanlığı yaparken; Latin Amerika’da sol popülistler ve siyasî liderler, zengin ve elit kesimlere karşı “ezilen” halkı savunarak anti-elitist bir söylem geliştirmişlerdir.

BATI-dışı kimi popülist akımlar, bu karşıtlığı Batı düşmanlığı ve “yerlilik” olarak etiketlemişlerdir. Bunu yaparken çağdaş uygarlık referanslarına karşıtlıklarını ima etmişler ama yerine başka –kendilerine özgü– bir uygarlık teklifi sunanamışlardır. Bu belirsizlik, uygarlık ile kültür arasındaki farkı muğlaklaştırmış ve kültürü bulabildikleri, bildikleri tek birleştirici harç olarak ya etnisiteye ya dine (veya her ikisine) indirgemiştir.

Bu bağlamda, popülizm, belirli bir ideolojiye bağlı olmaktan ziyade, halkın duygularına, korkularına ve önyargılarına hitap eden bir siyasal iletişim biçimi olarak değerlendirilebilir.

POPÜLİST LİDERLER

Popülist liderlerin geleceği, hem yerel hem de küresel dinamiklere bağlıdır. Popülizmin uzun vadeli kaderini belirleyecek temel faktörler şunlardır:

Siyasal Yapıların Dönüşümü

Popülist liderler, genellikle geleneksel siyasi partilere ve kurumlara duyulan güvensizlikten beslenir. Dolayısıyla popülist hareketler iktidara geldiklerinde, kurumsal ve yasal yapıyı önemsemezler. Onlar için toplumun geneli ve yönetim mekanizması üzerinde KONTROL sağlamak ve sürdürmek egemenlik kurmak daha önemlidir.

Bu şu demek değildir: Popülist liderler, topyekûn kurumlaşmaya karşıdır. Otoriterleşerek ya da gücü tekelleştirererek ve tekilleştirererek (kendine bağlayarak) kendisinin merkezinde olacağı bir kurumsallaşma yaratabilirler. Bunu yapabilirlerse, rejim otoriterlikten totaliterliğe evrilir. Totaliterlik, siyasi merkezin (liderin) toplumu, sabahtan-akşama, doğumdan-ölüme  kontrolünü sağlar.

Ancak bu uzun sürmesi mümkün olmayan bir toptancılıktır. Uzun vadede bürokratik hantallık ve özellikle keyfilikten kaynaklanan ekonomik verimsizlik, halk desteğinin erozyonuna yol açabilir. Örneklere baktığımızda açmıştır da.

Ekonomik Faktörler

Popülist rejimlerin sürdürülebilirliği, büyük ölçüde ekonomik performanslarına bağlıdır. Kriz dönemlerinde popülist söylemler daha cazip hale gelse de, bu liderler iktidarda kaldıklarında ekonomik sorunları çözememeleri halinde destek kaybedebilirler. Dünyadaki popülist liderlerin birçoğu, ekonomik krizler nedeniyle halk desteğini yitirmiştir.

Medyanın ve Dijital Teknolojilerin Rolü

Popülist liderler, başta onları destekleyen halkın desteğiyle yerleşik haber kaynakları ve haberleşme araçlarını ele geçirip kendi çıkarına kullanabilir. Ama bir süre sonra doğan alternatif kaynak ve kanallar, haber/bilgi akışını sağlayan yeni yollar açar, yerleşik kaynaklar, itibarsızlaştığı oranda, alternatif haberleşme (sosyal medya) kaynaklarının –özellikle dijital teknolojinin yardımıyla– etkisi artar. Bu da, popülist liderler için etki ve itibar kaybı açısından risk taşır.

İlk zamanlarda geleneksel medya aracılığıyla kitlelere doğrudan ulaşan liderler, zamanla dijital sansür uygulamaya başlarlar ama apay zekâ destekli öyle dijital buluşlar ortaya çıkmıştır ki başarılı olamazlar. YALAN, Dezenformasyon ve kaba Propaganda ile sağladıkları etki/ikna avantajını giderek yitirirler.

Küresel Siyasal Eğilimler

Popülist liderlerin kaderi, uluslararası konjonktüre de bağlıdır. 2020’lerde popülist dalga, bazı ülkelerde gerilemeye başlamış gibi görünse de, göç, ekonomik eşitsizlikler ve kültürel kutuplaşma gibi temel dinamikler devam ettikçe, popülist siyasetçiler de farklı formlarda sahnede kalabilmiştir. Kalacak gibi de görünmektedir.

Yeni Nesillerin Tutumu

Z kuşağının (1997-2010) ve izleyen Alfa veya Dijital Kuşağın (2010-2025) siyasal eğilimleri, popülist liderlerin geleceği, özellikle gelişmiş ülkelerde, belirleyici olacaktır. Daha eğitimli ve dijital dünyaya hâkim olan bu grupların, geleneksel popülist söylemlere daha mesafeli olmaları beklenebilir. Ancak ekonomik güvencesizlik ve çevresel krizler gibi faktörler, popülist hareketlerin yeni bir formda ortaya çıkmasına neden olabilir. Özellikle daha az gelişmiş toplumlarda başta gençlik olmak üzere kitleler, bir süre daha inanç ve milliyetçilik üzerinden ‘KURTARICI’ olarak görülen liderler tarafından manipüle edileceklerdir.

Sonuç

Popülist liderlerin geleceği, popülizmin kendisinin nasıl evrileceğine bağlıdır. Mevcut liderler ya klasik otoriterleşme eğilimleriyle tükenme noktasına gelecek ya da popülizmi bir yönetim pratiği olarak kalıcı hale getirmeye çalışacaklardır. Bunu yakından biliyoruz. Ancak uzun vadede, popülizmin bir kriz yönetimi rejimi olarak sürekliliği mümkün değildir. Niye? Çünkü, popülizmin kendine has bir ekonomik modeli, hukuk ve idari yapı teklifi yoktur. Yani yapısal ve kalıcı bir karşılığı yoktur.  Biz buna “bir medeniyet referansı da yoktur” diye ekleyelim. Kısaca popülizm, kısa süreli bir kriz yönetimi denemesidir.

Benzer Haberler

4 hafta önce tutuklandılar

NATO tutukluları tahliye edildi

Onlarca kişi yaralandı

Kütahya'da yolcu otobüsü devrildi

AKP önergesi kabul edildi

Meclis'in çalışma süresi uzatıldı

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz