BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İngiltere Parlamentosu’nda İran paneli

Kürt, Beluci ve Azeri temsilcilerin ortak talebi: Demokratik sistem

İngiltere Parlamentosu’nda İran paneli

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Kurdish Affairs Centre tarafından İngiltere Parlamentosu’nda düzenlenen “İran’ın Geleceği” başlıklı panele katılan Kürt, Beluci, Ahvaz Arap ve Azeri temsilciler, İran’da çözümün tüm halkları kapsayan demokratik bir sistemle kurulabileceğini vurguladı.

HABER MERKEZİ – Merkezi başkent Londra’da bulunan Kurdish Affairs Centre tarafından İngiltere Parlamentosu’nda “İran’ın Geleceği: İran’daki Halkların Mevcut Durumu ve Geleceğe Dair Perspektifleri” başlıklı bir panel düzenledi.

Parlamanter Bambos Charalambous’un ev sahipliğinde gerçekleşen panelde Azadeh Zabeti, Rozerin Kamangar, Dr. Khalaf Al Kaabi, Mahmud Bilgin, Rahim Bandoie ve Siamand Moeini konuşmacı olarak yer aldı.

XEZAL ÖZCAN: HALKLAR EŞİTLİK TEMELİNDE YENİ BİR GELECEK İSTİYOR

Panelde İran’daki Kürt, Beluc, Arap, Azeri ve diğer halkların siyasi geleceği, demokratik geçiş süreci, insan hakları ihlalleri, kadın özgürlüğü, kendi kaderini tayin hakkı ve bölgesel istikrar konuları ele alındı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Centre for Kurdish Affairs adına Xezal Özcan, İran’da 1979 devriminin halkların elinden çalındığını ve özgürlük vaadinin baskı, inkâr ve korku rejimine dönüştüğünü belirterek, ülkedeki halkların “artık demokratik, çoğulcu ve eşitlik temelinde yeni bir gelecek talep ettiğini” vurguladı. Kürtler, Beluclar, Ahvaz Arapları, Azerbaycanlılar, Türkmenler ve diğer tüm halkların İran’ın geleceğini birlikte belirlemesi gerektiğini ifade eden Özcan, “Jin, Jiyan, Azadî” direnişini ve Mahsa Jîna Aminî’yi selamladı. Uluslararası topluma çağrıda bulunan Özcan, demokratik muhalefet güçleriyle gerçek ilişkiler kurulması gerektiğini belirtirken, Kürt halkının hiçbir dış gücün aracı olmadığını, mücadelesinin özgürlük, demokrasi ve insan haklarına dayandığını söyledi.

MÜCAHİTLER ÖRGÜTÜ TEMSİLCİSİ ZABETİ’DEN “TÜRBAN VE TAÇ” VURGUSU

Ardından İran Halkın Mücahitleri Örgütü Temsilcisi ve Hukukçular Komitesi Başkanı Azadeh Zabeti bir konuşma yaparak, İran’daki hem monarşik hem de teokratik diktatörlüğün halklara onlarca yıldır baskı, idam, işkence ve ayrımcılık dayattığını belirtti.

İran halkının türban ile taç arasında seçim yapmak zorunda olmadıklarını ve bunların aynı otoriter zihniyetin iki yüzü olduğunu söyleyen Zabeti, son 47 yılda İran rejiminin siyasi muhalifleri idam ettiğini, kadınları sistematik baskı altında tuttuğunu ve farklı halkları bölmeye çalıştığını vurguladı.

İran halkının ise özgürlük talebinden vazgeçmediğini söyleyen Zabeti, “1988’de 30 binden fazla siyasi tutsak infaz edildi. Bu katliamın failleri bugün hâlâ iktidarda. İran’ın geleceği baskıyla değil demokrasiyle kurulabilir. Kürtler başta olmak üzere İran’daki tüm halklar için eşit haklar, anadilde eğitim, kültürel özgürlük ve gerçek siyasi katılımı gerçekleşmeli” dedi.

Kadınların İran direnişinin ön saflarında yer aldığını söyleyen Zabeti, İran Ulusal Direniş Konseyi üyelerinin yarısından fazlasının kadın olduğunu ve seçilmiş başkanlarının Maryam Rajavi olduğunu belirterek, “Kadınların tam eşitliği olmadan gerçek demokrasi mümkün değildir” dedi. Avrupa ve ABD’nin İran rejimine yönelik yıllardır sürdürdüğü uzlaşmacı politikanın başarısız olduğunu ifade eden Zabeti, uluslararası topluma İran halkının demokratik mücadelesinin yanında durma çağrısı yaptı.

KJAR’DAN KAMANGAR: KADINLAR SİYASETİN DOĞRUDAN ÖZNESİ OLMALI

KJAR Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Rozerin Kamangar ise panele vize engeli nedeniyle görüntülü katılarak, İran’daki kadın özgürlük mücadelesinin demokratikleşme sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti.

İran’daki devlet geleneğinin tarih boyunca ataerkil despotizm üzerine kurulduğunu ancak aynı zamanda kadınların ve ezilen halkların direniş tarihiyle şekillendiğini belirten Kamangar, “Jin, Jiyan, Azadî devrimi kadınların yalnızca rejimin dayattığı yaşamı reddetmesi değil, aynı zamanda özgürlük, eşitlik ve demokratik dönüşümün öncüsü haline gelmesidir” dedi.

İran’ın demokratikleşmesinin ancak kadınların özgür ve eşit katılımıyla mümkün olacağını ifade eden Kamangar, “Kadın özgürlüğü demokratik cumhuriyetin merkezinde yer almadıkça gerçek demokrasi kurulamaz. Kadınlar siyasetin nesnesi değil, doğrudan öznesi olmalıdır” diye konuştu. Son dönemde İran rejiminin özellikle kadınlara yönelik baskıyı ağırlaştırdığına dikkat çeken Kamangar, kitlesel tutuklamalar, idamlar ve hapishanelerdeki tecrit uygulamalarına işaret ederek, Zeyneb Celaliyan, Werişe Muradi ve Pexşan Ezizi gibi kadınların direnişin sembolü haline geldiğini söyledi.

PJAK KONSEY ÜYESİ MOEİNİ: ÇÖZÜM DİYALOG VE DEMOKRATİK SİSTEMDİR

Kamangar’ın ardından PJAK Konsey Üyesi Siamand Moeini bir konuşma yaptı. Moeini, ülkedeki mevcut sistemi “Devrim Muhafızları’nın kontrol ettiği baskıcı ve merkeziyetçi bir yapı” olarak tanımlayarak, İran’daki halkların tarih boyunca bir arada yaşadığını ancak devletin bu çeşitliliği bastırmaya çalıştığını söyledi.

Moeini, sorunların savaş ve şiddetle değil diyalogla çözülebileceğini vurgulayarak, İran’ın geleceğinin Kürt, Beluci, Türkmen ve diğer halkları kapsayan demokratik bir sistemle kurulabileceğini ifade etti. “Kadın, Yaşam, Özgürlük devrimi yalnızca sokakta değil, insanların düşüncesinde de büyük bir dönüşüm yarattı” diyen Moeini, kadın özgürlüğü sağlanmadan gerçek demokrasinin mümkün olmayacağını belirtti.

AZERİ TEMSİLCİ BİLGİN: GERÇEK DEĞİŞİM İÇİN TÜM HALKLARIN İRADESİ TANINMALIDIR

Kuzey Azerbaycan Demokrat Parti Sözcüsü Mahmud Bilgin de İran’ın tek kimlikli değil, çok halklı ve çok dilli bir ülke olduğunu vurgulayarak, son yüz yıldır Fars merkezli yönetimlerin ülkenin gerçek toplumsal yapısını inkâr ettiğini söyledi.

Güney Azerbaycan hareketinin barışçıl ve demokratik yöntemlerle mücadele yürüttüğünü belirterek, “Milyonlarca insanın kimliği inkâr edilirken demokrasi ve adaletten söz edilemez. İran’da gerçek bir değişim isteniyorsa Kürtler, Türkler, Araplar, Beluclar ve diğer tüm halkların iradesi tanınmalıdır” dedi.

Merkeziyetçi sistemlerin baskı ve korkuyla ayakta kalamayacağını ifade eden Bilgin, İran’daki çözümün halkların kendi geleceklerini belirleme hakkından geçtiğini söyledi. “Hiçbir güç halkın iradesinden daha büyük değildir. İran’ın geleceğine İran halkları karar verecektir” diyen Bilgin, konuşmasını “Gelecek bizimdir” sloganıyla tamamladı.

BELUCİ TEMSİLCİ BOLADAİ: ÇÖZÜM, DEMOKRATİK FEDERAL SİSTEM

Belucistan Halk Partisi Genel Sekreteri Nasser Boladai ise Beluci halkının Kürtler, Ahvaz Arapları, Türkmenler ve diğer halklarla birlikte onlarca yıldır sistematik ayrımcılık ve dışlanmaya maruz kaldığını belirterek, “Belucistan doğal kaynaklar açısından zengin olmasına rağmen bugün İran’ın en yoksul, en ağır baskı altındaki ve idam oranlarının en yüksek olduğu bölgelerinden biridir. Sorunun nedeni halklar değil, bütün gücü Tahran’da toplayan merkeziyetçi sistemdir” dedi.

Boladai, gerçek birliğin baskı ve korkuyla kurulamayacağını vurgulayarak, İran’ın geleceği için en gerçekçi çözümün demokratik federal sistem olduğunu söyledi.

“Federalizm bölünme değil, demokratik güç paylaşımıdır” diyen Boladai, bütün halklar için eşit yurttaşlık, anadilde haklar, bölgesel öz yönetim ve adil kaynak paylaşımı çağrısı yaptı. İran’daki halkların ayrıcalık değil eşitlik istediğini ifade eden Boladai, “Demokratik bir İran ancak bütün halklarının ülkenin geleceğinde eşit ortaklar olarak kabul edilmesiyle mümkün olacaktır” diye konuştu.

AHVAZ HALKI TEMSİLCİSİ AL KAABİ: GELECEK DEMOKRASİ VE EŞİTLİKTE

Ahvaz Arap Mücadele Hareketi Temsilcisi Dr. Khalaf Al Kaabi de İran’daki mevcut yönetim anlayışının uzun yıllardır sistematik baskı, ayrımcılık ve insan hakları ihlalleri ürettiğini belirterek, “İran genelinde insanlar yalnızca özgürlük, adalet ve onurlu bir yaşam talep ettikleri için ağır baskılara maruz kalıyor; keyfi tutuklamalar, işkence, idamlar ve ifade özgürlüğünün engellenmesi günlük bir gerçeklik haline gelmiştir. Mevcut rejim, İran halklarının ihtiyaç duyduğu barışçıl ve yaşanabilir geleceği sağlayacak bir yapıya sahip değildir” dedi.

Al Kaabi, Ahvaz halkının tüm doğal kaynak zenginliğine rağmen yıllardır yoksulluk, çevresel tahribat, zorunlu göç ve sistematik dışlanma ile karşı karşıya bırakıldığını vurgulayarak, bu durumun yalnızca ekonomik değil aynı zamanda politik bir eşitsizlik sorunu olduğunu ifade etti.

İran’daki Kürtler, Beluclar, Türkmenler, Araplar ve diğer halklarla birlikte daha kapsayıcı bir gelecek için ortak bir demokratik zemin oluşturmaya çalıştıklarını belirten Al Kaabi, uluslararası toplumun da bu süreçte insan hakları ihlallerine karşı daha kararlı bir tutum alması gerektiğini söyledi. Konuşmasını, “İran’ın geleceği yeni bir otoriter düzenle değil; demokrasi, çoğulculuk, adalet ve tüm halkların eşitliği temelinde kurulmalıdır” sözleriyle tamamladı.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz