DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, Gülistan Doku soruşturması için “Ucu nereye dokunursa dokunsun soruşturulmalı” dedi. Öcalan’ın Kürt meselesinin çözümü geçen yıl yaptığı çağrının arkasında olduklarını belirten Hatimoğulları “Temel odağımız budur. Kim ne derse desin, biz bu odaktan ayrılmayacağız” dedi.
HABER MERKEZİ – DEM Parti Eş Genel Bakanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu.
Hatimoğulları, konuşmasına 1987-88 yıllarında Saddam Hüseyin tarafından Irak’ta gerçekleştirilen ve en az 182 bin Kürdün öldürüldüğü Enfal Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak başladı. Hatimoğulları, “Dünya unutsa da biz bu acıyı unutmadık, unutturmayacağız. Öfkemiz de yasımız da adalet talebimiz de hala dipdiri. Türkiye, Kürt halkının acısını paylaştığını Enfal’i resmen tanıyarak gösterebilir” dedi.
GÜLİSTAN DOKU DOSYASI: “UCU KİME DOKUNURSA DOKUNSUN SORUŞTURULMALI”
Bugün 12 kişinin gözaltına alındığı Gülistan Doku dosyasıyla ilgili yeni gelişmeye değinen Tülay Hatimoğulları, gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli Valisi’nin oğlunun da bulunduğunu hatırlattı. Yıllardır sonuçlandırılamayan dosyada adaletin sağlanması gerektiğinin altını çizen Tülay Hatimoğulları, “Gerçekler yıllardır karanlıkta tutuluyor. Bu karanlığı kim korudu bugüne kadar? Bunların hepsinin hesap vermesi lazım. Herkes ucu nereye dokunursa dokunsun ciddi bir biçimde soruşturulmalı ve bu konu karanlıkta kalmamalıdır” diye konuştu.
“AYNI SORUŞTURMA ROJİN KABAİŞ İÇİN DE YAPILMALI”
Tülay Hatimoğulları, konuşmasına devamında, “Aynı soruşturmanın Rojin Kabaiş için yapılması son derece önemli. Rojin’e ne oldu? Kimler ve neden korunuyor? Rojin’in akıbetinin açığa çıkmaması için kim ve neden korunuyor? Neler saklanıyor? Bütün bunların açığa çıkması lazım. Rojin için adalet tecelli edene dek mücadelemiz devam edecek“ dedi.
İRAN’DAKİ ATEŞKES: “KALICILAŞMALI”
İran’daki savaşa da değinen Hatimoğulları, 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, “Geçici ateşkes kalıcılaşmalı; kalıcı ateşkes adil bir barışa dönüşmelidir. ‘Savaşa hayır’ demeliyiz hep beraber. Başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri ve Arap Birliği’nin tamamı, bu ateşkesin sürmesi ve bölgede kalıcı bir barışın inşa edilmesi için samimi bir rol üstlenmelidir” dedi.
“BÖLGEDE DE BARIŞI, ÖZGÜRLÜĞÜ HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Hatimoğulları, öbür yandan İran rejiminin “dış müdahaleye zemin hazırlayan iç baskıyı artırma hatasında ısrar etmesinin kendisine zarar vereceğini“ ifade ederek, “Ateşkes başladığı anda kitlesel gözaltılar, Kürtler ve kadınlar başta olmak üzere muhaliflere yönelik idam kararları devreye girdi. Özellikle böylesi bir zamanda kendi halkına zulmeden yönetimler meşruiyetini kaybeder. Dönem 1979 dönemi değil, 2026 yılındayız. Bölgede çok şey değişti ve bu değişim İran’ı da etkileyecek niteliktedir. Kürtler, Farslar, Beluclar, Azeriler, Türkmenler, kadınlar, gençler ve siyasetçiler; özgürlük, demokrasi, eşit yurttaşlık hakkı talep ettikleri için katledilmemeli gözaltına alınmamalı, şiddet görmemelidir. Parti olarak ülkemizde olduğu gibi bölgede de halklar için barışı, eşit yurttaşlığı, demokrasi ve özgürlükleri haykırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Hatimoğulları konuşmasının devamında şunları dile getirdi:
GÜBRE FİYATLARINI NEDEN YÖNETEMİYORSUNUZ?
Türkiye’de işsizliğin yüzde 30’a dayanmasına hangi silah neden oldu acaba? Hazine ve Maliye Bakanı, İran savaşı ile ilgili ortaya çıkan sonuçları yönetebilir buluyoruz diyor. Bunu kendisine soruyoruz: 2026 yılının ilk üç ayında asgari ücretteki toplam kayıp 7 bin 773 liraya ulaşırken bu sorunu niye yönetemediniz, Sayın Bakan?
Yine soruyoruz; memleketiniz olan Batman’dan Mersin’e, Muğla’ya kadar seracılar, fideciler isyan ediyor. Geçen yıl 1 ton gübre 13 bin TL idi. Bu yılın başında 40 bin TL oldu. Madem savaşla ilgili sorunları yönetebiliyorsunuz, gübre fiyatlarını neden yönetemiyorsunuz?
ASGARİ ÜCRETİ YILDA DÖRT KEZ GÜNCELLENMELİDİR
Birleşik Metal-İş’in verilerine göre 2026 Mart ayı itibarıyla Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 32 bin TL, yoksulluk sınırı ise 106 bin TL’ye yükselmiş durumda. Toplam 3,6 milyon işçi yasal asgari ücretin bile altında çalışmakta.
2026 yılı için belirlenen asgari ücretin yüzde 47’si nisan ayına gelmeden eridi. Asgari ücret hesaplanırken yalnızca bireysel değil, hane düzeyinde insanca yaşam koşulları esas alınmalıdır. Asgari ücret yılda bir kez değil, dört kez güncellenmelidir.
YURTTAŞ SEÇME SEÇİLME HAKKININ KORUNMASINI İSTİYOR
Yurttaş, seçmen olarak seçme ve seçilme hakkının korunmasını istiyor. Kayyumların bir an önce lağvedilmesini, seçilmiş belediye başkanları ve belediye eş başkanlarının görevlerine iade edilmesini istiyor. Yine yurttaş, muhalefete dönük baskıların bitirilmesini istiyor. Bakın, biz DEM Parti olarak yaptığımız yüzlerce buluşmada ve ziyaretlerde, inanın karşımıza çıkan en temel sorunlardan biri budur.
TEMEL ODAĞIMIZ BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ
Bizler, ‘demokrasi herkes için’ diyerek yola koyulduk. Bizler, barış ve demokratik toplum çağrısının sonuna kadar arkasındayız. Temel odağımız budur. Kim ne derse desin, biz bu odaktan ayrılmayacağız. Ve bizler, demokratik cumhuriyete giden yolu ardına kadar açmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz.
BU 1 MAYIS’TA BİR UMUT PENCERESİ AÇMAK İSTİYORUZ
Hepinizin malumu, önümüz 1 Mayıs. 1 Mayıs; işçi sömürüsü ve katliamlarına, doğa talanına, kadına yönelik şiddete, Kürt’e reva görülen haksızlıklara, Alevi’ye dayatılan kimliksizliğe, doğayı savunan doğa savunucularına yönelik zulme, LGBTİ+’ların yok sayılmasına karşı hepimizin bir arada durduğu dayanışma ve mücadele günüdür. Bizler bu 1 Mayıs’ta bir umut penceresi açmak istiyoruz.
TAKSİM YASAĞI MUTLAKA KALDIRILMALIDIR
İktidar Taksim sendromundan kurtulmalıdır. Bakın, dünya ülkelerinin birçoğunda büyük kentlerin kent merkezleri gösteri alanıdır, böyle kabul edilir. Herkes istediği basın açıklamasını yapar, mitingi yapar. Ama Taksim yasaklandı. Ve Taksim yasağının mutlaka ve mutlaka kaldırılması gerekmektedir. Taksim 1 Mayıs’a açılmalıdır.”







